DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Dost seçme sanatı

Yazdır

İnsan ancak dostları kadar büyür, dostları kadar gelişir. İnsanın çapı, dostlarının çapı kadardır. Bir insanla dost olmak, geleceğinizi o insana emanet etmektir.

Dostlarımızın, boyasıyla boyanır, ahlakı ile ahlaklanırız. Kişinin kalitesini, dostları belirler. Kim olduğunu bilmek isterse, kimlerle dost olduğuna bakmalı insan. Adaletin önderi Hz. Ömer’in dediği gibi; “Kişinin dostu; aklının kılavuzudur.” Herkes, kendi “ayarına”, aklına göre dost edinir. Her kuş, kendi cinsiyle uçar.

Kartallar kartallarla...

Kargalar kargalarla.

 

Dost Güle Benzer

Yazdır
alt 
 
Dost güle benzer
Konuşmasa da varlığı yeter
Haliyle nice sırlar söyler
Gönlünüz şenlenir, lâl olur diller
 

Herkes Duyarlı Olmalı…

Yazdır

Çocuğunuzun kazanmasını planladığımız davranış ile ilgili çabayı gösterirken, etkileşim içinde olduğu tüm ortamlarda bu konularda hassas olunmasına dikkat edilmesi gerekir. Aksi durumda çocuk her ortamda farklı bir tavır geliştirir. Arzu edilen davranış kalıbı kişiliğine yerleşmez.

 Kullanılan İfadeler Arkasında Yatan Gizli Mesajlar;

Ebeveynler olarak bazen mutlulukla bazen hayranlıkla bazen de övgü ifadesi olarak kullandığımız kelimeler, çocuk üzerinde tahmin edemediğimiz etkiler bırakabilir. (bkz.övgü-eleştiri)

Ebeveynlerin ‘iki düşün bir konuş!’ düsturunu yaşam rehberi yapmaları için sorumluluk konusunda kullanılan birkaç örneği paylaşalım:

 

En Büyük Keşif; İnsanı Fark etmek…

Yazdır

‘Çok sağlam karakterli’ ifadesini günlük yaşamımızda sıkça  kullanırız. Bu ifadenin içinde; saygılı, iradesi sağlam, çalışkan, sözünde duran, yaptığı işin hakkını veren gibi pek çok olumlu kişilik özeliği saklıdır. Karakter kelimesi kişilik, huy, kelimeleri ile sıkça karıştırılır.

Huy:Şahsiyetin yapı taşları olup, dünyaya gelme ile başlayan,çevrenin ve eğitimin etkisi  ile gelişen  davranış kalıplarıdır.

Şahsiyet:Bireyi bir başkasından ayıran duygu ve davranış özelliklerinin bütünüdür.

Karakter: Kişinin çevresi ile etkileşiminde, bireysel aldığı kararlarda sergilediği tutumlardaki istikrarı yansıtır. Yani tutumlar,huylar kişide öyle yerleşir ki ortam, zaman, çevrenin tepkisi uygulamalarına engel olamaz.

‘Kabiliyet sükûnetle, karakter hayat içinde gelişir’ der Gazali.Bu sözden hareketle şöyle  düşünebiliriz; aile ortamında çocuklarımıza vermeye   çalıştığımız şahsiyet eğitimi, sosyal çevredeki yaşanılan her türlü olay, karşılaşılan risk gibi durumlar ile gelişme fırsatı bulur. Aksi halde ekilen tohumların gelişmesi için gübre, havalandırma, güneş gibi etmenleri dikkate almama sonucu meyve alınamayan ağaçların durumu oluşur.  Kişisel özellikler de karakter halini alamaz.

Kişiliğin temellerinin atıldığı okul öncesi çağda bu özellikler çocukta nasıl yerleşir?Ebeveynler ve eğitimciler bu konuda neler yapabilirler?

 

İsme Hürmet Gerektir

Yazdır

Tıfıl iken ol, diler idi ümmetin,
Sen kocaldın, terk edersin sünnetin

Habib-i Kibriyâ’nın sevgisini iddiâ edersiniz ama O’nun izini ve sünnetini terk idersiniz, nereye bu gidiş, nereye…

Bir gün Bâyezid-i Bistami (rahmetullahialeyh) Bağdat şehrinde talebesiyle birlikte Şat ırmağına kurulu köprüden geçiyorlarmış. Köprü üzerinde oynayan çocuklar yanına gelerek oynadıkları oyunu söylemişler ve çocuk diliyle onun da kendileriyle oynamasını istemişler.

 

GÜVEN Duygusu Giderse

Yazdır

Zamanın birinde yaşlı bir adam ve dünyada tek sahip olduğu varlık olan, çok ama çok güzel bir atı varmış. Adam bir gün atıyla beraber bir yolculuğa çıkmış, yolculuk sırasında bir yerde dinlenirken yanına bir adam gelmiş ve ondan biraz ekmek ve su istemiş. Adam da bohçasında ne var ne yoksa beraber yiyebileceklerini söylemiş.

Oturmuşlar beraberce yemeklerini yemişler aynı kaptan su içmişler ve aralarında güzel bir muhabbet etmişler. Yemek ve muhabbetten sonra dinlenmek için biraz uzanmışlar.

 

Okyanus ortasında zor seçim...

Yazdır

Bir öğretmen, derslerinden birinde şu hikayeyi anlatır:

“Seyir halinde bir gemi… Yolcular, güverteye çıkmışlar eğleniyorlardı… Ancak, işler her zaman yolunda gitmez!.. Gemi, aniden bir kazaya uğradı ve denizin derinliklerine doğru batmaya başladı…

Güvertedeki yolcuların arasında evli bir çift bulunuyordu, korku içinde can havliyle kurtarma botuna doğru koştular… Ancak botta sadece bir kişilik yer kalmıştı…
Adam, o an karısını ardında bırakarak botun içine atladı… Kadın, güvertede yapayalnız kalmıştı…

 


Sayfa 2 / 6

Düşündüren Söz

Bilmek, sadece okumak değil, hayat muammâsını çözebilmektir. Bu dünyâya gelenler niye geliyor, buradan gidenler niye gidiyor? Kimin mülkünde yaşıyoruz, bu âlemdeki nizam kime âittir? Bu direksiz duran gök kubbeyi; dağlarıyla, okyanuslarıyla koskoca yeryüzünü hangi kudret inşâ etmiştir? Kimdir ve murâdı nedir? İşte esas ilim, bu gibi sorulara iç dünyâmızı, yâni gönül âlemimizi tatmin edecek cevaplar veren ilimdir. Esas ilim ve bilmek, kâinatta meknuz ilâhî murâda, var oluş hikmetimize, yaşayış ve davranışlarımızla, doğru karşılığı verebilmektir.

Dur! Ey Yolcu

Ey Yolcu Ey bu dünya kapısından içeri adımını atmış yolcu Nereye, nereye gidiyorsun? Sağına ve soluna bakınmadan, Etrafında yaşanan hadiseleri tanımadan Görmeden nereye gidiyorsun? Nereye gittiğini zannediyorsun? Nedir bu telaşın ey yolcu? Dur! Biraz dertleşelim.

Kİmler Sİtede?

Şu anda 83 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

İstatİstİk

Üyeler : 118
İçerik : 4461
Web Bağlantıları : 98
İçerik Tıklama Görünümü : 9118381

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.” (Tevbe, 128)