DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Hayâllerini Dünyevî Kuran Bir Gençlik

Yazdır
Bugünkü üniversite çağındaki gençliğe baktığımda onları idealizmden çok uzak görüyorum. Hayatı bir oyun gibi algılıyorlar. Maddi beklentileri ise ön planda. Dünkü üniversite gençliği daha fazla idealleri peşinde koşardı dersem sanırım kimse itiraz etmez. Bugünkü genç nesiller ise idealler peşinde koşmayı fazla anlamlı bulmuyor. Dünkü neslin büyük hikâyeleri vardı, bunların olmayacak gibi. Âdil bir dünya tesis etmenin hayâllerini kuran gençlerin yerini, bugün, vakaya teslim olmuş ve genç olmakla pek de uyuşmayan statükocu gençler almış. Bedel ödemeyi bilmeyen ve sevmeyen bir nesil. Gençler arasında elbette böyle olmayanlar da var, onlara bir sözüm yok. Ama gözlemlerim kahir ekseriyetin böyle olduğunu, bunun bir trend olduğunu söylüyor. Bu gözlemlerim son katıldığım üniversiteler tanıtım fuarında iyice pekişti.
 

Gençliği Ebedileştirmek

Yazdır

alt

Ebedi genç kalınır mı?

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), “Dünya, ahiretin tarlasıdır” buyurur. Dünya tarlası, ahiret hasadını kazanabilmek için ömür boyu sürülür, ekilir, biçilir.

Ancak sonuçta, Cennet’i kazandıracak olan bu ahiret çiftçiliğinin en verimli zamanı, gençlik yıllarıdır. Çünkü her ibadet, ancak gençken tam ve mükemmel yapılabilir.

Gençler, bu önemli fırsatı, değerlendirmekte zorlanıyorlar. Gençliğini bütünüyle kulluğa dönüştürüp, ahiret yatırımı haline getiremeyenlerin önünde hangi engeller var? Bu soru ciddi olarak irdelendiğinde, karşımıza ilk olarak, hayata ve ölüme bakışımızdaki yanılgılar çıkıyor.

Bu husustaki en önemli yanılgı, gençliği ebedi sanmaktır. Her ne kadar, yaşanılan her gün, yaşlılığa atılan bir adım olarak görünse de hissiyatlar, gençliği hiç bitmeyecekmiş zannettirir. Bu zan yüzünden, gençliğin altın yılları, sırf oyun ve eğlenceye sarf edilir. Ne yazık ki, bunun adı da “Hayatını yaşamak” sanılır.

 

Dost Selamı Bir Başkadır

Yazdır
altEsselamü Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatühu
 
Hazreti Ali radıyallahu anh şöyle anlatır:
Allah için birbirini seven mü’minlerden birisi vefat etti. Dünyada kalan dostu için şöyle dua etti:
 
“Ya Rabbi benim filan dostum vardı. Bana hak yolda yardım ediyordu. Onu şaşırtma, Ya Rabbi! Salih amel üzerine devam ettir.”
 

Dost Diyorlar

Yazdır

alt

İYİ DOSTU OLANIN AYNAYA İHTİYACI OLMAZ...
Hazreti Mevlana; dost, dostunun aynasıdır. Her şeyini gösterdiği gibi, hatalarını, eksiklerini, noksanlarını da gösterir. Maksadı düzeltmektir. Eksiği gidermek, noksanı tamamlamaktır. Zira dost, dostunu mükemmel görmek ister ve onun olumsuz hallerinden rahatsız olur. 
Kendisi gibi bildiği insanın, bir hata ile, bir eksikle, bir günahla malul olmasına dayanamaz. Çünkü dostunun muhabbeti, gerçek bir muhabbettir.
Gerçek muhabbet ise, kendisi için istediğini, dostu için de istemeyi şart kılar. Öyle dostlar vardır ki, kendisinden önce dostunu düşünür. 
Dosta sadakatte, en büyük örneğimiz, önderimiz, "sıddik" ismini hakkıyla almış bulunan Hazreti Ebubekir'dir.

Davud-i Tâi Hazretleri, Ay aydınlığı bir gecede bir dam üzerinde bulunuyor ve Göklerle Yerin esrarı hakkında düşünüyor, bu arada semaya bakıyor ve ağlıyordu. 
 


Sayfa 4 / 19

Düşündüren Söz

Ne kadar çok çalışırsan, o kadar zor teslim olursun. VINCE LOMBARDI

Dur! Ey Yolcu

Ey Yolcu Ey bu dünya kapısından içeri adımını atmış yolcu Nereye, nereye gidiyorsun? Sağına ve soluna bakınmadan, Etrafında yaşanan hadiseleri tanımadan Görmeden nereye gidiyorsun? Nereye gittiğini zannediyorsun? Nedir bu telaşın ey yolcu? Dur! Biraz dertleşelim.

Kİmler Sİtede?

Şu anda 71 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

Teşekkür Ediyoruz

İstatİstİk

Üyeler : 118
İçerik : 4451
Web Bağlantıları : 99
İçerik Tıklama Görünümü : 8792862

Rasûlullah (sav) buyuruyor:
“Bizden bir şey işitip, onu aynen işittiği gibi başkalarına ulaştıran kimsenin Allâh yüzünü ak etsin! (Çünkü) kendisine bilgi ulaştırılan nice insan vardır ki, o bilgiyi, bizzat işiten kimseden daha iyi anlar ve tatbik eder.” (Tirmizî, İlim, 7)