DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Sıkıntılar karşısında tıkanıp ümitsizliğe düşme, yılgınlık gösterip kenara çekilme!..

Yazdır
 
Rasûlullah (sav) buyuruyor:

"İnsanların arasına karışıp onların sıkıntılarına katlanan Müslüman, insanlardan uzak durup onların sıkıntılarına katlanmayandan daha hayırlıdır." Tirmizi, Kıyamet, 55
 

ALLAH İÇİN SEVMEK

Yazdır
Elif dikkatle okuduğu kitabı yavaşça yere bıraktı. Son okuduğunu daha iyi anlayabilmek için gözlerini bir yere dikmiş, hareketsiz donuk bir şekilde düşüncelere daldı.

Uzun süre bu şekilde düşündükten sonra hızla kitabı alıp son okuduğu yeri dikkatli bir şekilde bir daha okudu. Her okuduğunda yüzü biraz daha asılıyor, iyice anlamaya çalışıyordu.

“Kişi sevdiği ile beraber haşrolur”

Bu hadisi okuduktan sonra, sevdikleri ve sevmedikleri hanesini bir kez daha gözden geçirmesi gerektiğini düşündü. Sürekli bir arada olduğu insanlarla, alış verişte bulunduklarıyla, komşularıyla, akrabasıyla, kan bağı olanlarla ve ya bir şeklide ticari ilişkisi olanlarla da değil Sevdikleriyle beraber haşrolunmak.
 
Sonra bir başka hadisi hatırladı.

“Allah için sevin ve Allah için buğzedin”

Bu iki hadisi bir arada düşündüğünde biraz daha şekillendi kafasında.

“Allah için sevdiklerimizle beraber haşrolacağız” diye geçirdi içinden. Kendisinin ve çevresindeki insanların sevdiklerini ve sevme nedenlerini düşündü bir bir. Sevdiği insanlar kimlerdi ve neden seviyordu onları?

Akşamki haberlerde gördüğü bir olay geldi aklına. Bir pop star kendisini seyretmeye gelen gençlerin çılgınca katılımları arasında ve bir sunucunun onlara yaklaşarak;

- Sahnedeki şarkıcı için ne düşünüyorsunuz. Çok mu seviyorsunuz, sorusuna hep bir ağızdan;

- Sevmek ne kelime biz ona tapıyoruz. Onun için ölürüz.

Cevaplarını düşündü. Tapmak ve uğruna ölmek, bir beşer için yapılamayacak şeylerdi bunlar. Yaradan için söylenmesi gereken bu sözler bir beşer için sarf edilmişti.
 

Gel seni karşıya geçireyim evladım!

Yazdır

 

Bu küçük hizmet ve merhametimden dolayı!

Yazdır
İstanbul Aksaray'daki Vâlide Câmii'ni yaptırmış olan Pertevniyâl Vâlide Sultan vefat ettiğinde, kendisini sâlih bir kimse rüyâsında güzel bir makâmda gördü ve sordu:

"- Yaptırdığın mâbed dolayısıyla mı Allâh seni bu makama yükseltti?"

Pertevniyâl Vâlide Sultan:

"- Hayır." dedi.

O sâlih zât şaşırarak:

"- O hâlde hangi amelinle bu mertebeye ulaştın?" diye sordu.

Vâlide Sultân şu ibretli cevabı verdi: 

"- Çok yağmurlu bir havaydı. Eyüb Sultan Câmii'ne ziyârete gidiyorduk. Yol üzerinde kaldırım kenarında oluşan su birikintisi içinde cılız bir kedi yavrusunun çırpındığını gördüm. Faytonu durdurdum; yanımdaki bacıya: 

"- Git, şu kediciği al; yoksa zavallı boğulacak!.." dedim.

Bacı ise: 

"- Aman Sultânım! Senin de benim de üstümüz kirlenir." deyip getirmek istemedi. 

Ben de onu kırmamak için arabadan kendim inip çamurun içine girdim ve o kedi yavrusunu kurtardım. Kedicik titriyordu. Acıdım ve onu kucağıma alıp, iyice ısıttım. Çok geçmeden zavallıcık canlanıverdi. 
 

Sohbet Geleneğimiz Yok Oluyor

Yazdır

Bu ülkede uzun zamandır insanlarımızın yerine, telefon, televizyon, radyo, bilgisayar gibi aletler konuşuyor.

Yıllar var ki, aileler sessiz; saatler boyu kimsenin çıtı çıkmıyor.

Dolayısıyla da, kuşaklar arasında müthiş kopukluklar yaşanıyor.

Yürek yürekten kopmuş; sonuçta dünyalar öyle farklılaşmış ki, aile fertleri aynı çatı altında farklı dünyaları yaşıyorlar!

Sonuçta eve yorgun geliyor, evden yorgun çıkıyoruz!

Aile sohbetlerinin insan ruhunu ve zihnini dinlendirip rahatlatan bir misyonu vardı.

Artık yok.

Çünkü sohbet yok!

Aile fertleri bir birlerine küs gibi duruyor. Tabiatıyla bütün iş televizyona kalıyor. Oysa televizyon dinlendirici değil, yorucu: Akşamları yorgun argın geldiğimiz evden, yorgun-argın çıkmamızın hikmeti budur.

Ruhu sükûnet bulmayan insanın zihni dinlenemez.
 


Sayfa 3 / 3

Düşündüren Söz

Küçük insanlar; insanları eleştirir, dedikodu yaparlar. Orta insanlar; günlük olayları konuşurlar. Büyük insanlar, idealleri konuşurlar.

Dur! Ey Yolcu

Ey Yolcu Ey bu dünya kapısından içeri adımını atmış yolcu Nereye, nereye gidiyorsun? Sağına ve soluna bakınmadan, Etrafında yaşanan hadiseleri tanımadan Görmeden nereye gidiyorsun? Nereye gittiğini zannediyorsun? Nedir bu telaşın ey yolcu? Dur! Biraz dertleşelim.

Kİmler Sİtede?

Şu anda 41 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

İstatİstİk

Üyeler : 118
İçerik : 4466
Web Bağlantıları : 98
İçerik Tıklama Görünümü : 9482512

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

“Müʼmin, bir bal arısına benzer. Temiz olanı yer (yani helâl yer), temiz olan şeyler ortaya koyar (yani Hakkʼın rızâsına uygun olan işleri yapar, sâlihlerle, sâdıklarla beraber olur), konduğu yeri ne kırar ne de bozar (orayı ihyâ eder).” (Ahmed bin Hanbel, II, 199)