DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

En Büyük Keşif; İnsanı Fark etmek…

Yazdır

‘Çok sağlam karakterli’ ifadesini günlük yaşamımızda sıkça  kullanırız. Bu ifadenin içinde; saygılı, iradesi sağlam, çalışkan, sözünde duran, yaptığı işin hakkını veren gibi pek çok olumlu kişilik özeliği saklıdır. Karakter kelimesi kişilik, huy, kelimeleri ile sıkça karıştırılır.

Huy:Şahsiyetin yapı taşları olup, dünyaya gelme ile başlayan,çevrenin ve eğitimin etkisi  ile gelişen  davranış kalıplarıdır.

Şahsiyet:Bireyi bir başkasından ayıran duygu ve davranış özelliklerinin bütünüdür.

Karakter: Kişinin çevresi ile etkileşiminde, bireysel aldığı kararlarda sergilediği tutumlardaki istikrarı yansıtır. Yani tutumlar,huylar kişide öyle yerleşir ki ortam, zaman, çevrenin tepkisi uygulamalarına engel olamaz.

‘Kabiliyet sükûnetle, karakter hayat içinde gelişir’ der Gazali.Bu sözden hareketle şöyle  düşünebiliriz; aile ortamında çocuklarımıza vermeye   çalıştığımız şahsiyet eğitimi, sosyal çevredeki yaşanılan her türlü olay, karşılaşılan risk gibi durumlar ile gelişme fırsatı bulur. Aksi halde ekilen tohumların gelişmesi için gübre, havalandırma, güneş gibi etmenleri dikkate almama sonucu meyve alınamayan ağaçların durumu oluşur.  Kişisel özellikler de karakter halini alamaz.

Kişiliğin temellerinin atıldığı okul öncesi çağda bu özellikler çocukta nasıl yerleşir?Ebeveynler ve eğitimciler bu konuda neler yapabilirler?

 

İsme Hürmet Gerektir

Yazdır

Tıfıl iken ol, diler idi ümmetin,
Sen kocaldın, terk edersin sünnetin

Habib-i Kibriyâ’nın sevgisini iddiâ edersiniz ama O’nun izini ve sünnetini terk idersiniz, nereye bu gidiş, nereye…

Bir gün Bâyezid-i Bistami (rahmetullahialeyh) Bağdat şehrinde talebesiyle birlikte Şat ırmağına kurulu köprüden geçiyorlarmış. Köprü üzerinde oynayan çocuklar yanına gelerek oynadıkları oyunu söylemişler ve çocuk diliyle onun da kendileriyle oynamasını istemişler.

 

GÜVEN Duygusu Giderse

Yazdır

Zamanın birinde yaşlı bir adam ve dünyada tek sahip olduğu varlık olan, çok ama çok güzel bir atı varmış. Adam bir gün atıyla beraber bir yolculuğa çıkmış, yolculuk sırasında bir yerde dinlenirken yanına bir adam gelmiş ve ondan biraz ekmek ve su istemiş. Adam da bohçasında ne var ne yoksa beraber yiyebileceklerini söylemiş.

Oturmuşlar beraberce yemeklerini yemişler aynı kaptan su içmişler ve aralarında güzel bir muhabbet etmişler. Yemek ve muhabbetten sonra dinlenmek için biraz uzanmışlar.

 

Okyanus ortasında zor seçim...

Yazdır

Bir öğretmen, derslerinden birinde şu hikayeyi anlatır:

“Seyir halinde bir gemi… Yolcular, güverteye çıkmışlar eğleniyorlardı… Ancak, işler her zaman yolunda gitmez!.. Gemi, aniden bir kazaya uğradı ve denizin derinliklerine doğru batmaya başladı…

Güvertedeki yolcuların arasında evli bir çift bulunuyordu, korku içinde can havliyle kurtarma botuna doğru koştular… Ancak botta sadece bir kişilik yer kalmıştı…
Adam, o an karısını ardında bırakarak botun içine atladı… Kadın, güvertede yapayalnız kalmıştı…

 

Taş gibi pişkin ol, elmas ol!

Yazdır

Kömür; ikisinin de aslı karbon olmasına karşın kendisinin değersiz, elmasın kıymetli olmasından yakınır. Elmas ise şu cevabı verir; 

 

İyi Tüketici Nasıl Olunur?

Yazdır

  •  
  • Sürekli yeni ürünler satın almalısın.
  • Daha çok çalışıp çok para kazanmalısın ki, satın alacakların için bol paran olsun. Parayı nereden ve nasıl kazandığının hiç bir önemi yok.
  • Gerçekten neye ihtiyacın olduğunu hiç düşünme; sınırsızca ve ölçüsüzce almalısın.
  • Dünyadan hiç gitmeyeceksin. Sakın unutma yaşlılığın içinde bankalara özel emeklilik pirimleri yatırmalısın.
  • Aldıkların her an bir kazaya kurban gidebilir, kendin her an hastalanabilirsin. Unutma sigorta poliçelerin bol taahhütlüsünden olmalı.
  • Modayı takip etmelisin. Moda sahip olduklarını ne zaman çöpe atıp yenilerini alman gerektiğini sana söyleyecek.
  • Düzenli olarak dergi ve gazete okumalısın. Televizyon ekranlarından ve sinemalardan hiç uzak kalma. Bilmen gerekenler sana ulaştırılacak.
 

MÜSLÜMAN ŞAHSİYETİN İNŞAASI

Yazdır

DÎNİN ve ŞAHSİYETİN TEMELİ

Cenâb-ı Hak; sonsuz rahmetinin bir eseri olarak, insanlığa peygamberler gönderdi, yani sırât-ı müstakîme ulaştıran, selâmet yurduna götüren yolun rehberlerini lutfetti.

Cenâb-ı Hak; elçilerini en sâlih, en temiz ve en güzel ahlâklı, en kâmil şahsiyete sahip insanlar arasından seçti.

Demek ki din, en güzel ve en muhteşem bir ahlâk üzerine binâ edilmektedir.

Cenâb-ı Hak; nübüvvetten önceki kırk yıllık ömrü boyunca, Peygamber Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-’e muhteşem ahlâkını tevzî ettirdi. Müşrikler; şirkte, dalâlette ve bâtılda oldukları hâlde, dâimâ Fahr-i Kâinât Efendi­miz’in ahlâkını tasdik hâlinde oldular.

Ebû Cehil bile; “Sen yalan söylüyorsun!” diyemedi.

 


Sayfa 3 / 6

Düşündüren Söz

Ümidini kaybetmiş kişiler için yaşamak; sadece vakit geçirmekten ibarettir.

Dur! Ey Yolcu

Ey Yolcu Ey bu dünya kapısından içeri adımını atmış yolcu Nereye, nereye gidiyorsun? Sağına ve soluna bakınmadan, Etrafında yaşanan hadiseleri tanımadan Görmeden nereye gidiyorsun? Nereye gittiğini zannediyorsun? Nedir bu telaşın ey yolcu? Dur! Biraz dertleşelim.

Kİmler Sİtede?

Şu anda 28 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

İstatİstİk

Üyeler : 118
İçerik : 4463
Web Bağlantıları : 98
İçerik Tıklama Görünümü : 9236917

İnsaf ve iz’an sahibi her insan, kendisine bir bardak su ikrâm edene bile teşekkürü bir vicdan borcu addeder. Fırsat düştüğünde o şahsın iyiliğine muâdil bir iyilikle karşılık verir. Hâl böyleyken insanoğlunun, bütün nîmetlerin asıl ikrâm edeni olan Rabbine karşı alık ve abus kalması; akıl, iz’an ve vicdan dışıdır.