DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Taş gibi pişkin ol, elmas ol!

Yazdır

Kömür; ikisinin de aslı karbon olmasına karşın kendisinin değersiz, elmasın kıymetli olmasından yakınır. Elmas ise şu cevabı verir; 

 

Emir Sultan Hazretleri ( K.S )

Yazdır

Emir Sultan Hazretleri  ( K.S )

(1368 - 1430)

Osmanlıların kuruluş devrinde Bursa'da yaşayan büyük Velî.  İsmi Muhammed, lakabı Şemsüddîn'dir. Babasının adı Ali'dir. 1368 (H.770) senesinde Buhârâ'da doğdu. Soyu, Peygamber efendimize dayanır. Ona, Buhârâ'da doğduğu için Muhammed  Buhârî, Seyyid olduğu için  Emîr Buhârî, Yıldırım Bâyezîd Han’ın dâmâdı olduktan sonra da “ Emîr Sultan”denilmiştir.

Emîr Külâl ismiyle tanınan babası geçimini çömlekçilikle sağlayan bir velî idi. Buhârâ'da sevilir ve duâsını almak için kendisine sık sık başvurulurdu. Emîr Külâl oğlunu yetiştirmek için büyük gayret gösterdi. Onu sağlam bilgi ve ahlâk temelleri üzerinde yetiştirdi. Emîr Sultan 17-18 yaşlarına geldiğinde babası vefât etti. Babasının vefâtından sonra bir müddet Buhârâ'da kaldı. Sonra aldığı ilâhî emîr üzerine Mekke'ye gitti. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra Medîne'ye geçti. Emîr Sultan hazretleri, Medîne-i Münevvere’ ye yerleşmek ve ömürlerinin sonuna kadar orada kalmak niyetinde iken, bir rüyâ gördü. "Demek ki takdîr-i ilâhî böyle." diyerek yola çıktı. Emîr Sultan, Medîne'den yola çıkıp Bursa'ya doğru geldi ve buraya yerleşti .Yıldırım Bayezıd'in kızı Hundi Hatun'la evlenmiştir. 

 

Dünya hayatında insanın istikbâline tesir edecek en mühim müessirler:

Yazdır

İnsanın Üç Temel İhtiyacı

İnsan, bu dünyaya üç temel ihtiyaçla gelir. Bunlar gıdâ, ilim ve terbiye ihtiyacıdır.

Birinci ihtiyaç; Gıdâ:

İnsan, varlık âlemine adım attığı andan itibaren gıdâya muhtaçtır. Doğumundan evvel kordon vasıtasıyla annenin gıdâsıyla beslenir. Doğduktan sonra bir müddet anne sütüyle gıdâlanır. Daha sonra da her biri Cenâb-ı Hakk’ın birer lûtfu ve ihsanı olan çeşit çeşit gıdalarla, nimetlerle hayatiyetini devam ettirir.

Ancak unutmamalıdır ki;

Bu beslenme ihtiyacı karşılanırken gıdaların helâl olması, insanın mânevî istikameti için çok mühim bir vesiledir. Çünkü helâl olmayan, haram ve şüpheli şeylerle beslenen kişide ibadet şevki ve kulluk aşkı olmaz. Gönül hantallaşıp duygusuzlaşır. Temâyüller nefsânî arzulara göre şekillenir. Böylece İslâm ahlâkı ve yüce fazîletler âdeta unutulur.

Yani, kulun mânevî inkişâfında helâl gıdânın çok mühim bir rolü vardır. Zira Cenâb-ı Hak:

“Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helâl ve temiz olanlarından yiyin…” (el-Bakara, 168) buyurarak helâl, temiz ve nezih gıdâlar ile gıdâlanmamızı istemektedir.

 

“Kardeşliğe Davet…” Birlik ve Beraberlik Mesajı

Yazdır

KARDEŞLİĞE DAVET…

Her medeniyet, kendi insan tipini meydana getirir. O insan tipi de, mensup olduğu medeniyetin sıfat ve karakterleriyle âhenk arz eder. Bu yönüyle şanlı mâzimiz, insanlığa sunulan muhteşem bir “fazîletler medeniyeti”dir.

Mâverâünnehrʼin bembeyaz çadırlarında metafizik ihtilâçlar yaşayıp nihâyetinde İslâmʼla şereflenen milletimiz; asırlarca birçok kavmi; İslâmʼın merhamet, şefkat, nezâket, zarâfet ve adâletiyle kucaklayıp kendi bünyesi içinde huzurla yaşatmıştır. Zira bizim medeniyetimiz; “İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır.”[1] hadîs-i şerîfini hayat düstûru edinen îmanlı sînelerin eseri bir medeniyettir.

Malazgirtʼte başlayan “îman” vecdini kıtalara taşıma heyecanı; üzerinde yaşadığımız toprakları asırlar boyunca şehid kanlarıyla sulayarak aziz bir vatan hâline getirmiştir. Dînin yaşanabilmesi, ırzın-nâmusun, mülkiyetin muhafazası, bayrağın dalgalanabilmesi; mukaddes bir emanet olan vatanı korumakla mümkündür. Zira vatan parçalanırsa -Osmanlıʼnın son hâlinde olduğu gibi- Dünya devlerinin lokması hâline geliverir.

Bunun içindir ki, hadîs-i şerîfte buyrulduğu üzere:

“Beraberlik rahmet, ayrılık azaptır.” (Ahmed, IV, 278, 375; Heysemî, V, 217)

 


Sayfa 8 / 19

Düşündüren Söz

Çocuklar uyuya uyuya büyür, yaşlılar uyuya uyuya ölür.

Dur! Ey Yolcu

Ey Yolcu Ey bu dünya kapısından içeri adımını atmış yolcu Nereye, nereye gidiyorsun? Sağına ve soluna bakınmadan, Etrafında yaşanan hadiseleri tanımadan Görmeden nereye gidiyorsun? Nereye gittiğini zannediyorsun? Nedir bu telaşın ey yolcu? Dur! Biraz dertleşelim.

Kİmler Sİtede?

Şu anda 69 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

Teşekkür Ediyoruz

İstatİstİk

Üyeler : 118
İçerik : 4451
Web Bağlantıları : 99
İçerik Tıklama Görünümü : 8792842

Rasûlullah (sav) buyuruyor:
“Bizden bir şey işitip, onu aynen işittiği gibi başkalarına ulaştıran kimsenin Allâh yüzünü ak etsin! (Çünkü) kendisine bilgi ulaştırılan nice insan vardır ki, o bilgiyi, bizzat işiten kimseden daha iyi anlar ve tatbik eder.” (Tirmizî, İlim, 7)