DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Sema Maraşlı : Yuvaları Karıştıran Çırpıcı Anneler

Yazdır
"Kaynanam tam bir fitne deposu” diye bitiyordu geçen hafta bir damat adayından gelen e-postanın sonu. Tabii bu konuda gelen tek şikayet değil. Çok fazla damattan “kayınvalidem rahat bıraksa mutlu olacağız.” mesajları geliyor. Son yıllarda dünyadaki her şey tersine döndüğü gibi bu konuda da bir tersine dönüş var. Eskiden kız anneleri kızlarının yuvaları yıkılacak diye korkardı. Şimdinin pek çok kız annesi kızlarının yuvalarını bizzat yıkıyor, ya da yıkılmasına sebep oluyor. “Kızım boşansın çifttetelli oynayacağım.” diyenini bile duydum. Böyle diyen kadının damadı çok mu kötü? Hayır iyi bir adam fakat kayınvalidenin kafasına göre değil.

“Hangi mahallede oturacağıma, çocuğumun hangi okula gideceğine ve akşama ne yiyeceğime kayınvalidem karar veriyor.” diyen damatları da göz önüne alırsak “Ne oluyor bu kız annelerine?” diye sormak ve konuyu irdelemek gerekiyor. Erkek anneleri ile ilgili daha önce yazdığım için bu yazım sadece kız anneleri ile ilgili.

Tabii ki sözümüz tüm kız annelerine değil. Sözümüz kızının evliliğinden ve damadın hayatından elini çekmeyen yuvalarını karıştıran çırpıcı annelere. Bazen kız kardeşler de dahil olur; onlar da çırpıcı olurlar. Fakat anneler daha etkili oldukları için söze anneler üzerinden devam edeceğiz.
 

Türk'ün kimlik belgesi: Türkçe

Yazdır

Türk'ün kimlik belgesi: Türkçe

Türk demek, Türkçe demektir. Türk milleti şuurlu, uyumlu, tarihe hatıralarıyla, geleceğine tahayyül ve tasavvurlarıyla bağlı, iradeli bir millet olarak var olacaksa, bu öncelikle kimlik dili ve millî kültür şifresi demek olan Türkçesine sahip çıkmakla mümkün olacaktır. Türkçeye sahip çıkmak demek, onu korumak, geliştirmek ve yaymak demektir. Dünyanın dengesini sağlayan ve dünyaya nizam veren bir millet oluşumuzdan rahatsız olan modern haçlı cepheleri ve onların yerli işbirlikçileri, öncelikle ve ağırlıklı olarak millet kimliğimiz olan Türkçemizi yok etmeye çalışıyorlar. Türkçemizi bizim duygu, düşünce ve hayal dünyamızı ifade eden bir dil olmaktan çıkarmakla Türk millet bütünlüğünü çözmüş olacaklardır. 

Dili yaşamayan, insanlararası dolaşımda olmayan, kültür, sanat, medeniyet, bilim, siyaset, ticaret alanlarını ifade eden bir kurum olmaktan çıkan bir millet, yok olmuş demektir. Eğitim kurumlarımızda Türkçe yerine İngilizceyi hâkim kılma çabaları, Türkçemizin yapısını bozma, yabancı dillerden pek çok söz varlığı alma, iş yerleri ve diğer kurumlara yabancı isimler verme denemeleri, yeni Anayasa çalışmaları kapsamında Türkçemizi tek resmî ve eğitim dili olmaktan çıkarıp başka dilleri ortak etme teşebbüsleri, hep Türkçemiz üzerinden Türk millet varlığını çözüp tasfiye etme projeleridir. 
 
Bu bağlamda öncelikle Yrd. Doç. Dr. Nazlı Rânâ Gürel'in Türkçemizin şuurunu veren bir şiirini alalım ve onun üzerinden Türkçe hassasiyetimizi vurgulamaya devam edelim: 
 
TÜRKÇEM Türkçe sevdâlısı gençlerimize 
 

Fakir Sinan!

Yazdır

Belki de bütün devirlerin en büyük mimarı Mimar Sinan’dır. Devletin her köşesinde birbirinden güzel ve muhteşem eserlerin mimarı olan Mimar Sinan.

Mimar Sinan'ın abidelerde ki imzası “Fakir Sinan” diye geçiyor?

Ne büyük tevazu!. Çünkü O kainatın eşsiz yaradıcısını ve yarattığı bu kainat tablosunun ihtişamını, daima hayranlık uyandıran yapısını, işleyişini biliyor, ona hayran oluyor, kulluğunun şuuruna varıyor, Allah’ü Teala’ya ancak gerçek sanatkarların yapabileceği acz ve kulluk idrakı ile hamd ediyor. Yaptığı devasa ve muhteşem eserlerin ilham kaynağını biliyor ve Yaradan’ın eseri karşısında aczini görerek kulluğa, o hiçlik makamına varıyor.

 

Gönül Dünyamıza Taarruzlar

Yazdır

 


Sayfa 15 / 18

Düşündüren Söz

“Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı… Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli.” Edebali Hazretleri

Dur! Ey Yolcu

Ey Yolcu Ey bu dünya kapısından içeri adımını atmış yolcu Nereye, nereye gidiyorsun? Sağına ve soluna bakınmadan, Etrafında yaşanan hadiseleri tanımadan Görmeden nereye gidiyorsun? Nereye gittiğini zannediyorsun? Nedir bu telaşın ey yolcu? Dur! Biraz dertleşelim.

Kİmler Sİtede?

Şu anda 30 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

Teşekkür Ediyoruz

İstatİstİk

Üyeler : 118
İçerik : 4451
Web Bağlantıları : 99
İçerik Tıklama Görünümü : 8843951

İnsaf ve iz’an sahibi her insan, kendisine bir bardak su ikrâm edene bile teşekkürü bir vicdan borcu addeder. Fırsat düştüğünde o şahsın iyiliğine muâdil bir iyilikle karşılık verir. Hâl böyleyken insanoğlunun, bütün nîmetlerin asıl ikrâm edeni olan Rabbine karşı alık ve abus kalması; akıl, iz’an ve vicdan dışıdır.