DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Diziler gençleri çok etkiliyor

Yazdır

alt

Araştırmaya göre gençlerin yüzde 20'si TV bağımlısı çıkarken, her üç gençten ikisi de dizilerdeki karakterlerden en az birini model almaya çalışıyor.
 
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi akademisyenleri tarafından bin 20 liseli öğrenci üzerinde uygulanan anketten çarpıcı sonuçlar çıktı. İstanbul'da yer alan 5 liseden seçilen öğrenciler üzerinde yapılan araştırmada gençlerin zamanının büyük çoğunluğunu televizyon başında geçirdiği ortaya çıktı. Öğrencilerin tamamı televizyon izlediğini belirtirken, yüzde 20'si televizyon bağımlısı olduğunu ve televizyonun başından kalkamadığını ifade etti. En çok izledikleri televizyon programı sorulduğunda gençlerin büyük çoğunluğu "magazin, yerli ve yabancı diziler" cevabını verdi.
 
FİZİKİ GÖRÜNÜM ETKİLİYOR
 
Araştırmada, her üç gençten ikisinin dizilerdeki karakterleri beğendiği ve örnek aldığı ortaya çıktı. "Dizi karakterlerinin yerinde olmak, ona benzemek ister miydiniz" sorusuna gençlerin yüzde 72'si "evet" cevabını verdi. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında gençlerin karakterleri fiziki görünümüne göre beğenip örnek almak istediği belirlendi.

 

Hayâllerini Dünyevî Kuran Bir Gençlik

Yazdır
Bugünkü üniversite çağındaki gençliğe baktığımda onları idealizmden çok uzak görüyorum. Hayatı bir oyun gibi algılıyorlar. Maddi beklentileri ise ön planda. Dünkü üniversite gençliği daha fazla idealleri peşinde koşardı dersem sanırım kimse itiraz etmez. Bugünkü genç nesiller ise idealler peşinde koşmayı fazla anlamlı bulmuyor. Dünkü neslin büyük hikâyeleri vardı, bunların olmayacak gibi. Âdil bir dünya tesis etmenin hayâllerini kuran gençlerin yerini, bugün, vakaya teslim olmuş ve genç olmakla pek de uyuşmayan statükocu gençler almış. Bedel ödemeyi bilmeyen ve sevmeyen bir nesil. Gençler arasında elbette böyle olmayanlar da var, onlara bir sözüm yok. Ama gözlemlerim kahir ekseriyetin böyle olduğunu, bunun bir trend olduğunu söylüyor. Bu gözlemlerim son katıldığım üniversiteler tanıtım fuarında iyice pekişti.
 

Dost Selamı Bir Başkadır

Yazdır
altEsselamü Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatühu
 
Hazreti Ali radıyallahu anh şöyle anlatır:
Allah için birbirini seven mü’minlerden birisi vefat etti. Dünyada kalan dostu için şöyle dua etti:
 
“Ya Rabbi benim filan dostum vardı. Bana hak yolda yardım ediyordu. Onu şaşırtma, Ya Rabbi! Salih amel üzerine devam ettir.”
 

Dost Diyorlar

Yazdır

alt

İYİ DOSTU OLANIN AYNAYA İHTİYACI OLMAZ...
Hazreti Mevlana; dost, dostunun aynasıdır. Her şeyini gösterdiği gibi, hatalarını, eksiklerini, noksanlarını da gösterir. Maksadı düzeltmektir. Eksiği gidermek, noksanı tamamlamaktır. Zira dost, dostunu mükemmel görmek ister ve onun olumsuz hallerinden rahatsız olur. 
Kendisi gibi bildiği insanın, bir hata ile, bir eksikle, bir günahla malul olmasına dayanamaz. Çünkü dostunun muhabbeti, gerçek bir muhabbettir.
Gerçek muhabbet ise, kendisi için istediğini, dostu için de istemeyi şart kılar. Öyle dostlar vardır ki, kendisinden önce dostunu düşünür. 
Dosta sadakatte, en büyük örneğimiz, önderimiz, "sıddik" ismini hakkıyla almış bulunan Hazreti Ebubekir'dir.

Davud-i Tâi Hazretleri, Ay aydınlığı bir gecede bir dam üzerinde bulunuyor ve Göklerle Yerin esrarı hakkında düşünüyor, bu arada semaya bakıyor ve ağlıyordu. 
 

Gece;

Yazdır
alt  
 
Gece; Dostluğun sağlam temellerinin atıldığı sessiz ama diri olan bir zaman dilimi... 
Gece; Zihni meşgul eden her şeyin karanlığa gömüldüğü bir an... 
Gece; Allah(c.c.) sevgisinin başı 
Gece; Duaların, tövbelerin ve isteklerin kabule yakın olduğu bir fırsat anı...
Gece; Allah(c.c.) ’ın kuluna en yakın olduğu bir buluşma saatleri... 
Gece; Allah(c.c.) dostlarının olmazsa olmazı ve gelmesi için sabırsızlandıkları bir dost... 
Gece; Adına nafile ibadetlerin yapıldığı bir vakit olarak adlandırıp içini boşalttıkları bir zaman dilimi...
Gece; Allah(c.c.) dostlarının üç kanaldan beslendikleri ecir deposu...
 
 

Dost seçme sanatı

Yazdır

İnsan ancak dostları kadar büyür, dostları kadar gelişir. İnsanın çapı, dostlarının çapı kadardır. Bir insanla dost olmak, geleceğinizi o insana emanet etmektir.

Dostlarımızın, boyasıyla boyanır, ahlakı ile ahlaklanırız. Kişinin kalitesini, dostları belirler. Kim olduğunu bilmek isterse, kimlerle dost olduğuna bakmalı insan. Adaletin önderi Hz. Ömer’in dediği gibi; “Kişinin dostu; aklının kılavuzudur.” Herkes, kendi “ayarına”, aklına göre dost edinir. Her kuş, kendi cinsiyle uçar.

Kartallar kartallarla...

Kargalar kargalarla.

 

Dost Güle Benzer

Yazdır
alt 
 
Dost güle benzer
Konuşmasa da varlığı yeter
Haliyle nice sırlar söyler
Gönlünüz şenlenir, lâl olur diller
 


Sayfa 2 / 6

Düşündüren Söz

Sağlık için atılan bir adım, tedavi için atılan yüz adımdan daha yararlıdır.

Dur! Ey Yolcu

Ey Yolcu Ey bu dünya kapısından içeri adımını atmış yolcu Nereye, nereye gidiyorsun? Sağına ve soluna bakınmadan, Etrafında yaşanan hadiseleri tanımadan Görmeden nereye gidiyorsun? Nereye gittiğini zannediyorsun? Nedir bu telaşın ey yolcu? Dur! Biraz dertleşelim.

Kİmler Sİtede?

Şu anda 32 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

İstatİstİk

Üyeler : 118
İçerik : 4461
Web Bağlantıları : 98
İçerik Tıklama Görünümü : 9117118

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.” (Hucurât, 12)

Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Ey diliyle îmân edip de kalplerine îman tam olarak yerleşmeyen kimseler! Müslümanların gıybetini yapmayınız, kusurlarını da araştırmayınız! Kim müslümanların kusurlarını araştırırsa Allah da onun kusurlarını araştırır. Allah kimin kusurlarını araştırırsa, onu evinin ortasında bile olsa rezîl eder.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 35; Tirmizî, Birr, 85; İbn-i Kesîr, Tefsîr, IV, 229)

Rasûlullah (sav) birgün:
“–Gıybet nedir, bilir misiniz?”diye sormuştu. Ashâb-ı kirâm:
“–Allah ve Rasûlü daha iyi bilir.” dediler. Hazret-i Peygamber:
“–Gıybet, din kardeşini hoşlanmadığı bir şeyle anmandır.” buyurdu.
“–Söylenen ayıp, eğer o kardeşimde varsa, ne dersiniz?” diye soruldu.
“–Eğer söylediğin şey onda varsa gıybet ettin; yoksa, o zaman ona iftirâ ettin demektir.” buyurdu. (Müslim, Birr, 70; Ebû Dâvûd, Edeb, 40/4874)