DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Bu küçük hizmet ve merhametimden dolayı!

Yazdır
İstanbul Aksaray'daki Vâlide Câmii'ni yaptırmış olan Pertevniyâl Vâlide Sultan vefat ettiğinde, kendisini sâlih bir kimse rüyâsında güzel bir makâmda gördü ve sordu:

"- Yaptırdığın mâbed dolayısıyla mı Allâh seni bu makama yükseltti?"

Pertevniyâl Vâlide Sultan:

"- Hayır." dedi.

O sâlih zât şaşırarak:

"- O hâlde hangi amelinle bu mertebeye ulaştın?" diye sordu.

Vâlide Sultân şu ibretli cevabı verdi: 

"- Çok yağmurlu bir havaydı. Eyüb Sultan Câmii'ne ziyârete gidiyorduk. Yol üzerinde kaldırım kenarında oluşan su birikintisi içinde cılız bir kedi yavrusunun çırpındığını gördüm. Faytonu durdurdum; yanımdaki bacıya: 

"- Git, şu kediciği al; yoksa zavallı boğulacak!.." dedim.

Bacı ise: 

"- Aman Sultânım! Senin de benim de üstümüz kirlenir." deyip getirmek istemedi. 

Ben de onu kırmamak için arabadan kendim inip çamurun içine girdim ve o kedi yavrusunu kurtardım. Kedicik titriyordu. Acıdım ve onu kucağıma alıp, iyice ısıttım. Çok geçmeden zavallıcık canlanıverdi. 
 

KARAKTER EĞİTİMİ

Yazdır

şahsiyetli nesil“Kişinin ahlâkî üstünlük ve mükemmelliğini belirleyen özellik” demek olan karakter, zannedildiği gibi vehbî (Allah vergisi) değil, kesbîdir. Yani sonradan kazanılır.Teşbihte hata olmazsa çocuğu bir ham maddeye benzetebiliriz. Bu ham maddeyi işlemek ve ona belli bir şekil vermek aile, çevre ve okulun görevidir. Diğer bir ifade ile kişiliğin oluşmasında bu üç unsur belirleyici bir rol oynamaktadır.

Bir çocuk; aile, çevre ve okulda görüp öğrendikleri neticesinde ya dürüst, çalışkan, yardım sever ya da ikiyüzlü, tembel, nemelazımcı bir tip olarak cemiyetteki yerini alır.Toplum dürüst ve çalışkan bireylerin omuzlarında yükseleceğine göre üstün kişiliğe sahip nesiller yetiştirmekten başka çıkar yol olmadığı açıktır. Gayet tabii, bu konuda en büyük sorumluluk ailelere düşmektedir. Alfred Adler’in dediği gibi  “İlk çocukluk günlerinde edinilmiş olan izlenimler, bir çocuğun hangi yönde gelişeceğini olduğu kadar, gelecekteki hayat mücadelesinde nasıl bir tavır takınacağını da belirlemektedir.”  Bu sebeple çocuk, özellikle okul öncesi yıllarda etrafında iyilik, dürüstlük, fedakârlık, yardımseverlik, şefkat, merhamet... gibi birtakım örnek davranışlar görmelidir.

 

Sohbet Geleneğimiz Yok Oluyor

Yazdır

Bu ülkede uzun zamandır insanlarımızın yerine, telefon, televizyon, radyo, bilgisayar gibi aletler konuşuyor.

Yıllar var ki, aileler sessiz; saatler boyu kimsenin çıtı çıkmıyor.

Dolayısıyla da, kuşaklar arasında müthiş kopukluklar yaşanıyor.

Yürek yürekten kopmuş; sonuçta dünyalar öyle farklılaşmış ki, aile fertleri aynı çatı altında farklı dünyaları yaşıyorlar!

Sonuçta eve yorgun geliyor, evden yorgun çıkıyoruz!

Aile sohbetlerinin insan ruhunu ve zihnini dinlendirip rahatlatan bir misyonu vardı.

Artık yok.

Çünkü sohbet yok!

Aile fertleri bir birlerine küs gibi duruyor. Tabiatıyla bütün iş televizyona kalıyor. Oysa televizyon dinlendirici değil, yorucu: Akşamları yorgun argın geldiğimiz evden, yorgun-argın çıkmamızın hikmeti budur.

Ruhu sükûnet bulmayan insanın zihni dinlenemez.
 

Öğretmenlik vebali olan da bir meslektir.

Yazdır

Öğretmenlik kutsal olduğu kadar vebali olan da bir meslektir.

Çocuklarımızın üzerine titremek, onları kuru kuru yasaklarla boğmak değildir. Bu titreyiş, mutlaka sevgi ve muhabbet iklimindeki meltemler gibi okşayıcı olmalıdır. Asla itici bir fırtınaya dönüşmemelidir.

Yavrularımıza sevgi dolu öyle bir eğitim vermeliyiz ki, biz yanlarında olsak da olmasak da onlar kendilerini yüksek bir murâkabe (gözetim) altında tutabilmelidirler. Meselâ sergiledikleri davranışlarda onların kendi kendine:

“Acaba Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- benim bu yaptığımı beğenir mi?” diye sorabilmeleri, başına dikilecek polis ve jandarmadan daha tesirli ve doğruya yönlendiricidir.

Anne-babalar, hocaefendiler ve eğitimciler, unutmamalı ki, çocuklar ancak sevginin sesini duyarlar… Büyük insanlar da aslında korkudan ziyade Allâh’ı sevdikleri için günahtan çekindiklerinde daha fazla haz ve feyz ile dolmuyorlar mı? Öyleyse sevginin yeşertici üslûbu ve aşkın ihmal tanımayan gayreti, bütün eğitimcilerin en belirgin vasfı ve hasleti olmalıdır. Elimizdeki emanetlere hakkıyla riâyetin güç kaynağı da, işte bu vasıf ve hasletlerdir.

 


Sayfa 19 / 19

Düşündüren Söz

Kaybedecek kadar büyük değilseniz, kazanacak kadar da büyük değilsiniz. WALTER REUTHER

Dur! Ey Yolcu

Ey Yolcu Ey bu dünya kapısından içeri adımını atmış yolcu Nereye, nereye gidiyorsun? Sağına ve soluna bakınmadan, Etrafında yaşanan hadiseleri tanımadan Görmeden nereye gidiyorsun? Nereye gittiğini zannediyorsun? Nedir bu telaşın ey yolcu? Dur! Biraz dertleşelim.

Kİmler Sİtede?

Şu anda 69 konuk çevrimiçi

Son Yorumlar

Teşekkür Ediyoruz

İstatİstİk

Üyeler : 118
İçerik : 4451
Web Bağlantıları : 99
İçerik Tıklama Görünümü : 8792850

Rasûlullah (sav) buyuruyor:
"Allah'ı anmaksızın çok konuşmayın. Allah'ın zikri dışında çok söz söylemek, kalbi katılaştırır. Katı kalpli olanların ise, Allah'dan en uzak kimseler olduğu  kesindir." (Tirmizî, Zühd 62)