DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa

Oculuğu buculuğu bırakın. Memleket elden gidiyor. Bilim ile uğraşın.

Yazdır

Her an kandırılabilirsiniz. İnsanlar arasına fikir ayrılıkları böyle ince çizgi hileleri ile sokuluyor.
Suistimal edilen bu ilmin adı Toplum Mühendisliğidir.
 

Toplum Mühendisliği, toplumun demografisinde, sosyal dokusunda, tarihten gelen yapısında değişiklik yapmak, tepkilerini, nefretlerini, isteklerini, sevgilerini, tutkularını ve kitlesel şekilde ifade ettiklerini duygularını yönlendirebilmek, kontrol altında tutabilmek, paralize edebilmek gibi yetileri içeren iştir.

Toplum mühendisliği, çeşitli meslek dallarından oluşan bir ekip tarafından, finansal destek, koruma, iletişim ve başka araçlar yardımı ile gerçekleştirilebilir. Daha çok askeri ve istihbari alanlarda kullanılan bir terimdir.


Misyonerlerin önde gelen isimlerinden Zwemer, 1930′ların başında Kudüs’te Zeytindağı’nda toplanan misyonerler kongresinde yaptığı konuşmada bakınız ne diyor:

“Sizin göreviniz, Müslümanların Hıristiyan yapılması değildir. Asıl göreviniz onları dinlerini sorgular, tartışılır hale getirmektir. Bu sağlanırsa gerisi kendiliğinden gelir. Bizim yapmak istediğimizi kendi kendilerine yaparlar.”

El- Hasanî En Nedvî Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti? adlı kitabında ne diyor:
 
"Bugünkü İslam aleminin karşı karşıya bulunduğu mesele, ne gayri Müslimler arasında İslam’ı yaymak, ne de yeni Müslümanlar kazanmaktır. Bunların hiç biri İslam dünyası için problem değildir. Esas problem, Müslümanların İslam’dan uzaklaşmaları, yüzlerini Doğu’dan Batı’ya çevirmeleri Avrupa’nın bayraktarlığını yaptığı sözüm ona medeniyet kervanına katılmaları, Avrupa’nın üzerine oturduğu değerlere bağlanmaları ve onun izini takip etmeleridir."
 
Louis Massignon (İbrahimi dinler kavramını ilk kullanan misyoner lider) ne diyor:
 
"Müslümanların her şeyini tahrif ve mahvettik. Dinleri, inançları, ahlakları ve insani duyguları mahvoldu. Onların milli ve manevi değerlerini Batı Medeniyeti potasında eriterek kendimize benzettik. İslamiyetten uzaklaştırdık. İslamiyeti öğrenmeyi, yaşamayı, namaz kılmayı ve Kur'an öğrenmeyi suç ve gericilik olarak göstermeyi başardık. Artık çoğu hiçbir şeye inanmıyorlar. Ehli Sünnet itikadı başta gelen düşmanımızdır. Bu itikadı geçmişte sapık inançlara yönlendirdik. Son yıllarda ise Müslüman görünen bazı ilahiyatçılarla 14 asırlık dinlerini ibadetlerini tartışılır hale getirdik. Derin bir boşluğa düşürdük. Bundan sonra siz misyonerlerin işi daha kolaylaştı. Maaş bağlayarak, vize vasıtası, yurt dışında iş imkanı, hatta cinselliği kullanarak Müslümanları hristiyan yapınız."

 

Yorumlar 

 
+2 #1 Sezai Karakoç beye kulak verelim: 13-05-2012 23:39
Batı, İslam dünyasına yönelik nihai işgali yapmak ve son darbeyi vurmak peşindedir. Bu durum tehditten de öte yaşadığımız gerçektir.

Batı nihai işgali, son işgali yapmak peşindedir. Öyle bir işgal ki, bir daha İslam’ın dirilişi vaki olmasın, İslam haritadan silinsin. Hadise budur. Tehdit hatta tehditten de öte içinde yaşadığımız gerçek budur.

Durum Moğol istilasından da Haçlı istilalarından da kötü.

Bu durum geçmişte içimizde olan kavgalar sebebi ile çektiğimiz sıkıntılara benzemez. Moğol istilasına, haçlı istilasına da benzemez. Çünkü bunlar dışarıdan gelen istilalardı.

Birinci Dünya Savaşı ile başlayan istilalar çok daha korkunç olmuştur. Çünkü gelen idareler, işgaller artık ruhumuzu ele geçirmek ve onu darmadağın etmek, inancımızı, moralimizi ve kendimize güvenimizi yani özgüvenimizi yıkmak çarelerini aramışlardır. İngiltere’nin yaptığı tahribat budur. Eski İngiliz İmparatorluğunun yerini bugün ABD almıştır.

Bunun için artık Müslümanların geçmişteki gibi ayrılmalarının ve birbirleri ile kavgalarının mazeretleri yoktur. İslam Âlemi’nin yeniden işgalinden tümüyle bütün Müslümanlar sorumludur.

İslam Âlemi ya topyekûn birleşecek ya da topyekûn esarete düşecektir.

Kişiler ya da zümreler arası kavgalar bir yana bırakılmalıdır. Asıl mesele üzerinden, bütün İslam Âlemi’nin derlenip toparlanması üzerinden düşünmek ve bunun çarelerini aramak gerekmektedir.
 

"Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem namaz kılmak için kalkar ve ayakları veya topukları şişene kadar namaz kılardı. Kendisine; geçmiş ve gelecek her şeyi af edildiği söylenirdi de "Şükreden bir kul olmayayım mı?" buyururdu.