DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa Dosya Konuları Hz. Mevlana (k.s) HAZRETİ MEVLANA MUHAMMED CELALEDDİN-İ RUM-İ

HAZRETİ MEVLANA MUHAMMED CELALEDDİN-İ RUM-İ

Yazdır
Makale İçeriği
HAZRETİ MEVLANA MUHAMMED CELALEDDİN-İ RUM-İ
sayfa 1
sayfa 2
sayfa 3
sayfa 4
sayfa 5
sayfa 6
sayfa 7
sayfa 8
sayfa 9
sayfa 10
sayfa 11
sayfa 12
sayfa 13
sayfa 14
sayfa 15
sayfa 16
sayfa 17
sayfa 18
Tüm Sayfalar

alt

Allah’ım yalnız sana kulluk eder ve ancak senden medet umar ve senden yardım dileriz. Bizi doğru yola ilet. Hak ve gerçek olan yola, kendilerine nimet verdiğin kimselerin yani Peygamberlerin, salihlerin, sıddıkların, şehitlerin vb. olanların yoluna;  gazaba uğramışların ve sapıtanların  (fırka-i dalleden) dalalete uğramışların yoluna değil. ( Fatiha S.)

Her türlü hayır dua salat ve selam Allah’ın sevgili kulu, peygamberlerin Efendisi Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa’ya (s.a.v) ve onun tertemiz aile efradına olsun.  

Allah ve Rasulüne olan aşk ve ittibalarıyla manen ihya olan Al ve ashabına, onların izlerini takib eden varisi enbiya olan şeriatı ahmediyye ile amil olup nurlarıyla alemi aydınlatan arifler, abidler, aşıklar, sadıklar, zahitler, alimler ve  din gününe kadar ihlasla onlara tabi olan kimseler üzerine olsun.

Allah’ın (c.c.) kıymetli ve muhterem evliyaları içerisinde mihrak noktasını teşkil eden kibarı evliyadan Allah (c.c.)  dostu Mevlana Celaleddin-i Rumi (k.s) Hazretlerinin hayatını siz değerli kardeşlerimiz ile paylaşmak istedim.

Allah (c.c.)’ın selamı, rahmeti bereketi sizin ve tüm ümmeti Muhammed’in üzerinize olsun.

**

“Biz gidince, arama türbemizi başka yerde,

Ehli dil sinelerinde yeri var kabrimizin.”

İslam Tasavvuf tarihinin müstesna bir ferdi, ilmi, irfanı, edeb ve tevazuu, aşk ve vecd hali ile, İslamın rahmet kapısını insanlığa açan Hazreti Mevlana Celaleddin-i Rumi, hazretlerinin  doğumu, yedinci hicret asrında Rebiu’l-evvel ayının 3. günü ki, bu tarih miladi olarak 27 eylül 1207 yılına rastlar.

Asıl adı Muhammed olup, lakabı Celaleddin’dir. Belh şehrinde doğduğundan dolayı oraya nisbetle Belhi, ömrünün büyük bir kısmını Anadolu’da geçirdiği için, aynı zamanda kendisine Anadolu’lu anlamına gelen Rumi lakabı verilmiş ve bununla meşhur olmuştur.

Bu büyük insana, Hüdavendigar (hükümdar), Hünkar (padişah), Sultanü’l-aşıkin (aşıkların sultanı), Sultanü’l-mahbubin (muhabbet edenlerin sultanı), Mollayı Rum (rum diyarının alimi), yahut Pir-i Rumi (rum diyarının öncüsü) gibi sıfatlar da verilmiştir. Mevlana lakabını kendisine ilk defa veren, Şeyh Sadreddin-i Konevi hazretleridir.

Yine Mevlana hazretlerine Sultan ünvanı Konya’da bulunan Selçuk Sultanı Alaeddin Keykubat tarafından verilmiştir. Öyle ki:

Sultan ben değilim, sensin diye hitab ederdi. Babasının yüce iltifatları sebebi ile de; Hüdavendigar diye vasıflanmıştır. Muhterem babası, Sultanül-Ulema ünvanı ile tanınan, Hüseyin Hatibinin oğlu Muhammed Bahauddin Veled’dir. Kendisine Sultanül-Ulema ünvanının verilmesi manevi bir işaretle olmuştur ki;

Belh şehrinin önde gelen üçyüz tane alimi rüyalarında Resulullah (sav)’i görürler ve:

Bu günden itibaren Baha Velede, Sultanül-Ulema deyiniz talimatını alırlar. Ertesi gün sabah namazında Onun medresesine giderler ve rüyada bildirileni bizzat orada hazır bulunanlara söyler ve oradakiler: Allah ve Resulü şahittir ve bizler de şahidiz ki, sen bundan böyle Sultanül-Ulemasın dediler.



 

Rasûlullah (sav) buyuruyor:

"Allah'ı anmaksızın çok konuşmayın. Allah'ın zikri dışında çok söz söylemek, kalbi katılaştırır. Katı kalpli olanların ise, Allah'dan en uzak kimseler olduğu  kesindir." (Tirmizî, Zühd 62)