DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa Örnek Nesil Ömer'ül-Faruk -Radıyallahu Anh-

Ömer'ül-Faruk -Radıyallahu Anh-

Yazdır

Ömer İbni Hattab radıyallahu anh Allah Rasulünün yetiştirdiği ikinci halifesi... İslam'ın adaletini bütün dünyaya tanıtan bir kahraman. "Fırat kenarında bir oğlak kaybolsa adl-i ilahi Ömer'den sorar." diyerek sorumluluğunu düşünüp gözyaşı akıtan bir devlet reisi, mü'minlerin emîri.

Hicretten 40 sene evvel Mekke'de doğdu. Babası Hattab, annesi Ebû Cehil'in kız kardeşi Hanteme idi. Gençliğinde ata biner, güreş yapardı. Yerden bir sıçramada atın üzerine otururdu. Çok kuvvetli, cesur ve çevikti. Mekke'nin bahadırlarındandı. Sevgili Peygamberimizin "Ya Rabbi dinini Ömer yahut Ebû Cehil ile kuvvettendir" duasına mazhar oldu. İslam'la şereflendi. Hicret edeceği zaman Kabe'ye giderek tavafını yaptı ve oradakilere: "Anasını ağlatmak, evladını yetim ve karısını dul bırakmak isteyen, şu vadinin ötesinde bana kavuşsun!.."diye meydan okudu.

O, bütün savaşlarda bulundu. Rasul-i Ekrem (s.a.) efendimizi canı gibi korudu. Bedir'de müşrik dayısı As bin Haşim'i kendi eliyle öldürdü. Uhud'da müşrikleri geri püskürttü. Hayber ganimetinden kendine verileni vakfetti. Tebük seferinde malının yarısını Allah Rasulünün huzuruna getirdi. Hz. Ebû Bekir devrinde Beytülmal emiri = Maliye Vekili oldu. Kur'an-ı Kerim'in kitap haline gelmesini ilk önce o istedi.

Hz. Ömer (r.a.)'in hilafet devri, İslam'ın fetihlerle genişleme devriydi. O zamanın iki büyük devleti olan Bizans ve Sa'sanî imparatorluklarının hakimiyetinde olan Suriye, Filistin, Mısır, Irak ve İran'ı İslam Devletinin sınırları içine aldı. Kuzey Afrika'dan Türkistan'a Azerbaycan'dan Yemen'e kadar fetihler yaptı.

İslam devletinin müesseselerini kurdu. Adli teşkilatlar, belediye, ilim ve fetva müesseseleri, ordu ve posta teşkilatı, bayındırlık işleri gibi... Bugünün hukukuna temel teşkil edecek ölçüleri, mahkeme usulünü Ebû Musa Eş'ari (r.a.)'ye yazdığı mektupta açıkladı. Devlet idaresindeki yazışmalarda karışıklığı önlemek için hicreti başlangıç kabul ederek takvim yaptırdı.

Onun halifeliği zamanında öylesine bir adalet kurulmuştu ki; değil bir insanın hayatına kastetmek, nerdeyse kurtla kuzuyu barıştıracak bir sulh iklimi inşa edilmişti. Herkes onun adaletine güvenirdi. Hakkaniyet ve adaleti lâyıkıyla icra etmenin esas şartı "müsavaat-eşitlik" olduğu temasını her vesile ile işlerdi. Buna çok dikkat edilmesini isterdi. Zaman zaman mahkemelerde bulunurdu.

Bir defasında halife ile Übey bin Kat (r.a.) arasında bir dava oldu. Mahkemeye müracaat edildi. Hakim Zeyd bin Sabit (r.a.) halife duruşmaya gelince ona hürmet etti. Hz. Ömer (r.a.) bu harekete üzüldü ve: "Tarafgirliğin ilk alameti budur!" diye Zeyd'i uyardı. Halife ile Übey yan yana oturdu. Übey (r.a.)'ın delili yoktu. Hz. Ömer (r.a.)' da aleyhindeki davayı kabul etmedi. Übey yemin teklif edince hakim Hz. Ömer (r.a.)'ın mevkiini göz önüne alarak bu talebi geri almasını rica etti. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a.) hakime: "Senin huzurunda insanlardan biriyle Ömer müsavi olmazsa sen hakimliğe layık olamazsın!" dedi.

Onun devrinin en belirgin özelliğiydi adalet... Herkes eşitti... Kimsenin hatırına bakmaz, hiç bir zaman tarafgir davranmazdı. Bir defasında oğlu Ebû Şahme (r.a.) şarap içti. Hz. Ömer (r.a.) ona seksen kırbaç vurulmasını emretti. Kayınbiraderi Kudame bin Maz'un (r.a.)' ı da aynı suçtan aynı cezaya çarptırdı.

Bir keresinde Amr ibni As (r.a.)'ın oğlu Abdullah haksız yere bir adamı dövdü. Hz. Ömer (r.a.) bu adamı getirtti. Babasının da gözü önünde Abdullah'a seksen kırbaç vurdurdu. Ayrıca onları: "Ne zamandan beri annelerinin karnından hür doğan insanları esir ettiniz." diye azarladı.

Hz. Ömer (r.a.) valilere, kumandanlara, halka fermanlar gönderiyor, islamî ölçüleri onlara öğretiyordu.

Valilere: "Sizi saltanat sürmek, tahakküm etmek için tayin etmedim. Siz hidayet rehberi olacaksınız. Herkes size uyacak. Bunun için Müslümanların hukukunu gözetin. Onları zillete düşürmeyin. Onları dövmeyin. Haksız yere de methetmeyin ki şımarmasınlar. Kapılarınızı yüzlerine kapamayınız ki, kaviler zayıfları ezmesinler."

Halka: "Müslümanlar! Valiler size, musallat olmak, mülkünüzü yağma etmek için gönderilmiyorlar. Bilakis Peygamber (s.a.)'in yolunu size öğretmek için gönderiliyorlar. Buna muhalefet edenleri bana haber veriniz."

Kumandanlara: "Düşmanla vuruştuğunuz zaman zulmetmeyiniz. Kimsenin aza ve cevarihini kesmeyiniz. Çocuklara, ihtiyarlara ilişmeyiniz."

Halkını bu ölçülerle eğiterek İslam adaletini hakim kılan Hz. Ömer (r.a.) kendi hayatında son derece sade ve mütevazı idi. Yamalı elbise giymekten çekinmezdi. Yaşlıların yükünü taşırdı. Dullara, yetimlere hizmet ederdi. Kölelerine karşı yumuşak ve merhametliydi.

Kölesi Eşlem (r.a.) ile Kudüs'e seyahat etti. Nöbetleşe deveye bindi. Şehre girişte deveye binme sırası kölesine geldi. Eşlem deve üzerinde, halife yürüyordu. Halifeyi karşılamaya gelen halk hayretler içinde kaldı. Onun bu adaleti çağa imzasını attı... Ülkeler böyle fethedildi... İslam bu adaletle yayıldı... Kanayan yaralar böyle sarıldı... İnsan izzete, şerefe erdi... İnsan nasıl arzu etmez o çağı, o izzeti, şerefi ve adaleti...

Hz. Ömer (r.a.)ın hilafeti on sene altı ay sürdü. Ebû Lu'lu Firuz adında Yahudi bir köle tarafından namazda şehid edildi. (645 m.) Hz. Aişe (r.anha) dan izin alınarak Sevgili Peygamberimizin hücresine Hz. Ebû Bekir (r.a.)'ın yanına defnedildi. Cenab-ı Hak'tan bizleri o adil devre tekrar kavuşturmasını ve Hz. Ömer (r.a.) efendimizin şefaatine erdirmesini niyaz ederiz.

Altınoluk 1994 - Eylul, Sayı: 103, Sayfa: 026

 

Yorumlar 

 
+1 #1 htasci06@hotmail.com 05-09-2011 09:37
ALLAH O GÜNLERİN HÜRMETİNE BİZLERİDE HAKTAN HUKUKTAN AYIRMASIN
 

Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Kehf suresinin evvelinden on ayet ezberleyen kimse Deccal'in şerrinden kurtulur.”