DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa İlimler, Yorumlar Dut Yaprağı Nasıl Atlas Olur?

Dut Yaprağı Nasıl Atlas Olur?

Yazdır

alt

“Kendini berk tut, dahi himmet eteğin berk tut
Terbiyetle gör nice atlas olur, berg-i dut.” (Kemal Paşazade)

(Dut yaprağının terbiye ile nasıl atlas olduğunu gör de kendini ve himmet eteğini sağlam tut.)

Kemal Paşazade, II. Beyazıt, Yavuz ve Kanunî dönemlerini idrak eden büyük âlimlerimizden biri. Daha ziyade İbni Kemal adıyla bilinir. Meşhur “Tevarih-i Âl-i Osman”ın müellifidir.

Kanunî zamanında şeyhülislâmlık makamına kadar yükselen Kemal Paşazade, mahlas yerine kendi adını kullanmayı tercih eden ender şairlerimizdendir. İlminin, irfanının, hocalığının damgasını taşıyan şiirlerinde insanlara nasıl davranmaları gerektiği hususunda nasihatler verir. Bunlar dünya hayatında uymamız gereken en temel hakikatlerdir.

Mesela ilk beytini yazımızın başına aldığımız gazelinin devamında, “Fikr-i mevt ile geçir ey dil hayatın her demini / Eksik olmasın dilinden zikr-i lâ-yemût” der. “Ey gönül, hayatının her anını ölümü düşünerek geçir; ölümsüz olan yegâne varlığın zikrini dilinden düşürme, yani devamlı Allah Tealâ’yı hatırla.” demektir bu beyit. Dünyaya, dünyadaki imkân ve mevkilerine aldananlara seslenir sonra: “Habs olursun akibet zindan-ı kabre azl olup / Kendini bin yıl cihan mülkünde sultan tut”. Varsayalım ki bu dünyada bin yıl süreyle sultan oldun. Sonunda seni o sultanlıktan azl edip kabir denilen bir zindana kapatacaklar.

Bu minval üzere, iki cihan saadetine ulaşmak için Allah’tan, ölüm hakikatinden, ahiretten, hesap gününden gafil olmamayı öğütlüyor gazel. Fakat bütün bunlar insanın tek başına, kendiliğinden üstesinden gelebileceği kolay işlerden değil. Eğitimle, terbiyeyle kazanılabilecek sahih bir donanımı, sağlam bir duruşu gerektiriyor. İşte gazelin ilk beyti bu donanım ve tutumun nasıl kazanılabileceğini, meselenin terbiye tarafına bir örnekle vurgu yaparak haber veriyor.

İbni Kemal, dut yaprağının nasıl atlas kumaş haline geldiğini hatırlamamızı istiyor önce. Atlas, ince ipekten çok sık dokunmuş, son derece sağlam, dayanıklı, parlak, güzel ve değerli bir kumaştır. Atlasa bu özellikleri kazandıran ipek ise, bilindiği gibi ipekböceğinin salgısından elde edilir.

Bir cins kelebek tırtılı olan ipekböceğinin bu salgıyı üretebilmesi için dut yaprağıyla beslenmesi gerekir. Kısaca, “dut yaprağı” ipekböceğinin sindirim sisteminden “ipek” olarak çıkar ama bu işlem o kadar kolay ve kendiliğinden değildir. İpek üreticileri zamanını iyi hesaplayarak ipekböceği yumurtalarını temin eder, belli bir sıcaklıkta saklar, vakti geldiğinde özel teknelere yerleştirilmiş dut yaprakları üzerine bırakır.

Baharda yumurtadan çıkan larvalar kıyılmış taze dut yapraklarıyla özenle beslenir. Bir buçuk ay kadar sonra artık iyice olgunlaşan ipekböcekleri ağızlarından iplik şeklinde salgıladıkları yapışkan bir madde ile kozalarını örmeye başlar. Yine zamanı dikkatle kollanarak bu kozalar buhara tutulmak yahut sıcak suya atılmak suretiyle yumuşatılıp lifler halinde ayrıştırılacaktır.

Nihayet kozalardan elde edilen ham ipek lifleri daha sonra işlenecek, iplik haline getirilecek, dokuma tezgâhlarında atlas kumaş halini alacaktır.

Demek ki bir mevsimlik ömrü olan, dayanıksız ve zayıf bir dut yaprağı bile sabırla, özenle, dikkatle geçirilen bir terbiye sürecinin sonunda güzel, sağlam ve çok dayanıklı bir kumaşa dönüşebilmektedir. Öyleyse insan da aynı tahammülü gösterip bir terbiyeden geçerek fani varlığından, zayıflıklarından sıyrılır; atlas kumaş gibi kalıcı ve sağlam olabilir.

“Berk” kelimesi Türkçe’de “sıkı, kuvvetli, muhkem, sağlam” manasına kullanılır. Farsça’da ise “yaprak” demektir. İlk mısradaki “kendini berk tut” ifadesi bu sebeple hem “kendini yaprak farzet” manasına gelir ve dut yaprağının atlasa dönüşmesinden hareketle, kemale ulaşabileceği hususunda insana ümit ve cesaret verir. Hem de “kendini sağlam tut, nefsine hakim ol, kemale ulaştıracak bir terbiyeye tabi tutulduğunda tahammül göster” demektir ki bu defa terbiye sürecindeki zorluklara ve sürdürülmesi gereken kararlılığa işaret eder.

Tavsiye edilen kararlılık da, telkin edilen ümit de “terbiye” ile alakalıdır. Terbiye, çiğin pişirilmesi, hamın olgunlaştırılması işlemidir. İnsanın beşer iken adam edilmesidir. Kendiliğinden olmaz. Zaman ister, sabır ister, emek ister. Bu işin yolunu yordamını bilen ehil bir mürebbi ister. En mühimi, terbiye sürecinde yaşanılan zorluklar, nefse ağır gelen sıkıntılar karşısında sarsılmaz bir irade ister, azim ve çaba ister.

“Himmet”in asıl manası da “herhangi bir meselede kararlılıkla ve fasılasız gayret göstermek” demektir. “Himmet eteğini sıkı tut” tembihi, bu azim ve çabanın her ne olursa olsun sürdürülmesi gerektiğini hatırlatır öncelikle. Lakin bu, yine de insanın tek başına üstesinden gelemeyeceği kadar büyük bir zorluktur. Henüz tamamlamadığı için yolun devamında nasıl yürüneceğini bilmeyebilir insan. Nefsinin hilelerine aldanıp yanlışa düşebilir.

Gayretini, azmini ve niyetini istikamet üzere tutabilmesi için istikamet sahibi birinin yardımına ihtiyacı vardır. Bu böyle olduğu içindir ki “himmet” kelimesi daha sonra “yardım, hayır, iyilik” manasını kazanmış, “himmet sahibi” ifadesiyle de daha ziyade mürşid-i kâmiller kastedilmiştir.

Bakırı altın, dut yaprağını atlas eyleyen böyle bir terbiyenin kimyası himmet sahiplerinin, Allah dostlarının, kâmil mürşitlerin elindedir. Öyleyse onların eteğine sıkıca yapışarak, talimatına harfiyen uyarak, onlarla yürümek gerekiyor. İnsan dut yaprağı misali.

Bir mevsim sonra gazel olup çere çöpe karışmak da var, atlas kumaş haline gelip kalıcı olmak da. Ama dut yaprağı durduk yerde atlas olmuyor.

T. Ziya ERGUNEL

 

Yorumlar 

 
+1 #1 Kadir 23-09-2017 09:17
Bu yazı size mi ait ?

Bu yazı T. Ziya ERGUNEL beyefendinin yazısıdır.
 

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“(Rasûlüm!) De ki: Sizin kulluk, duâ ve yalvarmanız olmasa, Rabb’im size ne diye değer versin!? (Ne kıymetiniz var!?)…” (Furkan, 77)