DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa Nükte ve Fıkralar "Yetişmek Ne Mümkün?"

"Yetişmek Ne Mümkün?"

Yazdır

altRamazan’da teravihle ilgili birçok fıkra duyarız. Akşamki maça yetiştiren teravih fıkraları, dakikada 4 rekât hızıyla ilerleyen imamların öyküleri, çeşit çeşit söylentiler dolaşır. Belki hiç yaşanmaz bu tür hadiseler ama bu rivayetlerin toplumumuzdaki bir gerçeği yansıttığı aşikâr.

Cemaatin yoğun denetiminde olan bazı imamlar, insanları bıktırmamak, zaten zorla bir araya gelen cemaati kaçırmamak için elinden geleni yapıyor.

 “Amma yavaş kıldırdın hocam”, “Çok uzun okudun, neredeyse uyuyacaktım” gibi tepkiler imamları üzüyor. Zaten Ramazan’ın ilk günü tıklım tıklım olan camilerde cemaatin önce yarıya, sonra da üçte bire düşmesi “mesaj” olarak yetiyor.

Peki, teravihi cazip hale getirmenin yolu, giderek hızı arttırmak mı?

Teravih namazı, en kuvvetli sünnetlerdendir. Peki, böyle mi kılıyordu Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)?

Teravih zaten kelime olarak “istirahat ederek, rahat rahat kılınan namaz” demek. Öyle ki, sahabeler ve onları izleyenler, her rekâtta bir sayfa okuyarak Ramazan boyunca bir hatim yapıyorlarmış.

Şimdi yanlışlıkla hatimle kıldırılan bir camiye girenler, iki rekât kıldıktan sonra çareyi kaçmakta buluyor.

Ülkemizin birçok şehrinde hızlı teravih kılınan camilere akın ediyor gençler. Hatta hızlı kılınan cami daha uzak olduğu için namazda geçen zamandan daha fazlasını yol yürüyerek kaybetseler bile.

Şimdi konumuzla ilgili bir Ramazan fıkrası da biz anlatalım:

Son dönem divan şairlerinden Keçecizade İzzet Molla , bir davete katılmış . İftar yapılıp kahveler içilmiş. Kısa bir sohbetten sonra Fatih'te bir camiye teravih namazı kılmaya gitmişler.

İzzet Molla , iri yarı kilolu bir adam. İmam efendi de öyle hızlı kıldırıyormuş ki , şair nefes nefese kalmış. İmamın selam verdiği bir arada, elinde bir fenerle bir kişi "Eyvah , yetişemedim!" diye hayıflanarak camiye dalmış.

 İzzet Molla da canı burnunda , "Be adam!" demiş,

"Biz içindeyken yetişemiyoruz, sen dışarıdan gelip nasıl yetişeceksin?"

 

Yorumlar 

 
+2 #1 yakaza 01-08-2011 13:09
Ramazan ayında yapılması teşvik edilen ibadetlerden birisi de teravih namazıdır. Teravih namazı yirmi rek’atlı, on selamlı beş tervihalı (dinlenmeli) bir namazdır.

Bu namaz hem erkekler için hemde hanımlar için müekked sünnettir. Ayrıca cemaatla kılınması da sünnettir. Camiye gidemeyenler evlerinde aileleriyle birlikte cemaat halinde teravih namazını kılabilirler. Evlerinde de cemaatle kılma imkanı olmayanlar kendi başlarına yatsı namazının farzı ve sünnetini kıldıktan sonra, vitir namazından önce teravih namazını kılarak bu sünneti yerine getirirler ve teravihin sevabını kazanırlar. Bilhassa küçük çocuklarını bırakacak birini bulamayan kanımlar, evlerinde kendi başlarına teravih kılarlarsa bu sevaba fazlasıyla nail olurlar.

Bu konuda ebu Hureyre (r.a) şöyle nakletti: Resulullah (s.a.v) Ramazan gecelerinde, zorunlu bir şekilde emretmeden teravih namazı kılmaya teşvik eder ve şöyle derdi: “Kim iman ederek ve sevabını da Allah’tan bekleyerek Ramazan gecelerinde kaim olurda teravih namazını kılarsa daha evvel yaptığı günahlar bağışlanır.”

Hz. Aişe (r.anha) den: Resulullah (s.a.v) bir akşam geceleyin mescide çıktı ve namaz kıldı. Orada bulunan kişiler de ona uyarak kıldılar. Sabahleyin bunu başkalarına anlattılar. Ikinci gece daha çok insan toplandı. Onlarla birlikte gine namaz kıldı. Sabahleyin bunlarda başkalarına anlattılar. Üçüncü gece insanlar daha da çoğaldı. Resulullah (s.a.v) çıktı ve namaza durdu. Insanlar da ona uyarak kıldılar. Dördüncü gece olduğunda, cemaati almaktan mescid aciz oldu yani dar geldi. Bu gece Resulullah (s.a.v) sabah namazına çıktı (Yani teravih kıldırmadı.) Sabah namazını bitirdikten sonra insanlra dönerek oturdu ve şöyle dedi: sizin durumunuz bana gizli olmadı (yani mescidde toplanmanızdan haberim vardı) lakin üzerinize farz olurda yapamazsınız diye korktum. Resulullah (s.a.v) vefat ettiğinde durum aynen böyleydi.

Görüldüğü gibi resulullah (s.a.v) birkaç gece teravih namazı kıldırmış daha sonra farz olur korkusu ile devam ettirmemiş ancak kendi başlarına kılmaları için insanları teşvik etmiştir.

Gine Hz. Aişe (r.anha): Resulullah (s.a.v)’ın teravih namazını kılma şeklini anlatırken “nekadar uzun, nekadar güzel kıldığını sorma” diyerek bu namazı hem uzun hem de güzel kıldığını nakletmektedir.

Dolayısıyla ister camide ister evde, ister cemaatle isterse kendi başına teravih namazını, diğer namazlarda olduğu gibi tadili erkana uyarak kılmak gerekir. Fatiha ve zammi süre okurken bütün tecvid kaidelerine uyarak okumak farzdır. Dolayısıyla çabuk okuyayım diye harflerin mahreçlerini, sıfatlarını terketmek yoktur.

Bazılarının yaptığı gibi, ne okuduğu ve ne yaptığı anlaşılmayacak biçimde teravih namazı kılmaya hiç bir kitapta müsade edilmemektedir. Öyleyse böyle bir namaz islam dininde yoktur. Bizim ülkemizin insanlarından başkasında da böyle bir namaz görülmemektedir. Bizim ülkemizde de bunu kimin nezaman başlattığı bilinmemektedir. Imamlık yapan kardeşlerimizden ve cemaatımızdan bu konuda daha hassas olmalarını, hadis kitaplarında ve fıkıh kitaplarında anlatılan şekle uymalarını tavsiye ederiz. Zira teravih namazının kılınışı fıkıh kitaplarında şöyle anlatılmaktadır: “en faziletlisi, teravih namazı gecenin çoğunu kapsayacak uzunlukta olmasıdır. Çünkü o, gece namazıdır. Teravihte sünnet olan, Kur’an-ı Kerimi bir kere hatmetmektir. Ebu Hanifenin, Ramazan boyu Kur’an-ı Kerimi hatmetmiş olabilmek için her rek’atta on ayet okur dediği nakledilmiştir. Zamanımızda efdal olan ise, insanları cemaattan nefret ettirmeyecek miktarda okumaktır.”

Ramazanınız mübarek, oruç ve teravihleriniz makbul olsun... alıntı
 

Rasûlullah (sav) buyuruyor:

"Allah'ı anmaksızın çok konuşmayın. Allah'ın zikri dışında çok söz söylemek, kalbi katılaştırır. Katı kalpli olanların ise, Allah'dan en uzak kimseler olduğu  kesindir." (Tirmizî, Zühd 62)