DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Kara Afrikanın Kara Kızı

Yazdır

Kevin Carter ismini bugün hatırlayan var mı bilmiyorum. Ama onun çektiği o meşhur fotoğrafı her halde hatırlamayan, görmeyen yoktur.

Sahibi unutulsa da o fotoğraf insanlığın hafızasında sonsuza kadar yaşayacak; kendisiyle birlikte bir kaderi de yaşatarak… Kült olmuş bir fotoğraftan bahsediyorum. Kara derili Afrika insanının kaderini yaşatırken, beyaz adamın vicdanına, iyice körleşmiş ve sağırlaşmış vicdanına sonsuza kadar, kendini tekrarlayan bir şamar gibi inecek olan bir fotoğraftan…

Açlıktan ölmek üzere olan Afrikalı bir kız çocuğu ve hemen arkasında onun ölümünü bekleyen bir akbaba… Kevin Carter, kendisine 1994 Pulitzer Ödülünü kazandıran bu fotoğrafı Sudan’da çekmişti. Fotoğraftaki bir deri bir kemik kalan siyah çocuğun belki de bir sevk-i tabii ile yani içgüdüsel olarak, birkaç kilometre ilerdeki BM yardım kampına gitmeye çalıştığı sanılmaktadır. Çocuğun oraya nasıl geldiğini bilen yok. Fakat şu kadarını biliyoruz; Kevin Carter fotoğrafı çektikten sonra akbaba (ürkerek olmalı) oradan uzaklaşmıştır. Tabii Kevin Carter da… Carter’ın bu tutumu sonradan birçoklarınca eleştirilmiş, kimi meslektaşları tarafından da bir takım gerekçelerle savunulmuştur.

Küçük çocuğun akıbeti bilinmiyor. Akbabanın geri dönmüş olma ihtimali var. Yahut başka vahşi hayvanların o aklımıza bile getirmek istemediğimiz ameliyeyi icra etmiş olmaları kuvvetle muhtemel. En zayıf ihtimal ise çocuğun BM yardım kampına ulaşarak kurtulmuş olması…

Bugün benim bu fotoğrafı hatırlamış olmamın tek nedeni, onun Sudan’da çekilmiş olmasıdır. O zaman yaşanan iç savaşlara bir türlü anlam veremeyenler, Birleşmiş Milletleri oraya gerçekten de yardım amacıyla gitmiş sananlar, bu gün yeni ve bambaşka bir gerçekle karşılaşıyorlar. Belki de tam da siz bu yazıyı okurken Sudan ikiye bölünüyor. Ta o zaman yaşanan (yaşatılan) iç savaşın gerçek anlamı ve amacı bugün beliriyor.

Dünya nüfusunu tek başına doyurabilecek bir tarım potansiyeli olduğu söyleniyor Sudan’ın. Afrika’nın bu en geniş ülkesi, Nil’in kolları arasındaki geniş topraklarında açlıkla savaşan insanların ülkesi olarak bugüne geldi. Üstelik zengin petrol yataklarına da sahip... Buna rağmen insanların açlıktan ölmeye devam etmesi ne kadar manidar!

Bugün ikiye bölünen Sudan’ın güneyi, yeni adıyla Güney Sudan, yüzde beşlik Hıristiyan ve çok az sayıdaki Animist nüfusa bırakılıyor. Güney Sudan, parçalanan ülkenin Nil’in kolları arasında kalan kısmı ve burada geniş ormanlar, ekilebilir büyük araziler var. Kuzey Sudan ise yıl içinde neredeyse hiç yağmurun düşmediği büyük bir çöl… Müslümanların açlığa ve yokluğa terk edildiği bir çöl…

Beni hiç de şaşırtmayan bir şaşırtıcı bilgi ise yeni gelmeye başladı; ABD Güney Sudan’ın büyük bir bölümünü dekarı 0,6 Dolara satın almış. ABD’nin bir gün bir şekilde Sudan’a gireceğini yıllar önce arkadaşlarıma altını çizmeleri ve not etmeleri kaydıyla söylemiştim. Geleceğin tarımda olduğunu ve dünyada verimli tarım alanının kimyasal gübre ve ilaç nedeniyle hızla azaldığını bilmek bu tahmini yapmak için yeterliydi.

Bizim için esas mesele, İslam’ın kadim memleketlerinden birinin sessiz sedasız bölünüyor olmasıdır. Ta doksanlardan beri devam eden bu süreci acaba neden bu kadar sessiz hatta habersiz yaşıyoruz? Neden? Sudan, Filistin’den ya da Libya’dan ve hatta Türkiye’den daha mı az Müslüman’dır? Orada ölenler daha mı az insandır?

Şimdi en başa dönebiliriz. Fotoğraftaki akbabanın ABD’yi temsil ettiğini, bunun bu tür bir metafor olarak okunması gerektiğini ileri sürsem kim itiraz edebilir? “Akbaba sabırla beklemiş ve vakti geldiğinde kurbanı parçalamıştır” desem kim ne diyebilir?

Bahtiyar Aslan
Yayın Tarihi : 09-07-2011
Yayınlandığı Yer: dunyayayenisoz.com
 

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Sizden, hayra dâvet eden ve iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar felâha erenlerdir.” (Âli İmrân, 104)