DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa İlimler, Yorumlar Penguen Ailesinde Fedâkârlkı

Penguen Ailesinde Fedâkârlkı

Yazdır

altSevimli bir penguen âilesinin hayatında çocuk nasıl dünyaya gelir, hiç merak ettiniz mi?

Cenâb-ı Hakk’ın, penguen âilesinin gönlüne yerleştirdiği anne-baba olma duygusu ve âile içindeki işbölümü ne gibi fedâkârlıklar ister, gelin hep birlikte okuyalım: Dişi penguenler, bir yumurta yumurtlar ve kuluçkaya yatma vazifesini erkeklerine devredip denizlere açılır. Erkek, 4 ay boyunca kuluçkaya yatar.

Erkek penguen 4 ay boyunca, doğacak minik, sevimli yavrusu için:

* Eksi 40°C’ye kadar düşen soğuğa göğüs gerer,

* Hızı, 120 km’yi bulan kutup fırtınalarına dayanır ve

* Dört ay boyunca hiçbir şey yemeden bekler. Bu zaman zarfında erkek penguen, yarı yarıya kilo kaybeder ve aç kalır. Ama aslâ yumurtayı terk etmez!..

* * *

Dört ay sonra, yumurtalar kırılmaya başladığında dişi penguen geri döner. O da dört ay boyunca boş durmamış, dondurucu suda 100 kilometreyi geçebilen mesafeler kat etmiş ve devamlı yavrusu için kursağında yemek biriktirmiştir.

Geri dönen anne, yüzlerce penguen arasından kendi eşini ve yavrusunu hiç tereddüt etmeden bulur. Kursağındaki gıdalarla yavrusunu besler.

* * *

Acaba bu ilâhî denge olmasaydı, bir penguen daha dünyaya gelir miydi? Anne ve baba penguenin karşılıklı anlayış ve işbirliği olmasaydı, günümüzde penguen cinsi var olur muydu?

 Ve insanların, bu fedâkârlık tablosundan; kendileri, âile ve çocukları için çıkaracakları bir ders yok mu acaba?

iktibas

 

Yorumlar 

 
-1 #2 Diuca speculifera 13-10-2016 08:26
Buzulkuşu kelimesi birçok sözlükte ve AviBase gibi kuş veritabanlarında Diuca speculifera anlamındadır. Penguenlerin tanımında buzul değil deniz kuşu oldukları birçok kaynakta yazılıdır.
 
 
-1 #1 Buzulkuşu 03-03-2016 21:23
Buz gibi dondurucu yerde yaşayabildikleri için buzulkuşu adını hak ediyorlar bu sevimli hayvanlar. :)
 

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.” (Hucurât, 12)

Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Ey diliyle îmân edip de kalplerine îman tam olarak yerleşmeyen kimseler! Müslümanların gıybetini yapmayınız, kusurlarını da araştırmayınız! Kim müslümanların kusurlarını araştırırsa Allah da onun kusurlarını araştırır. Allah kimin kusurlarını araştırırsa, onu evinin ortasında bile olsa rezîl eder.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 35; Tirmizî, Birr, 85; İbn-i Kesîr, Tefsîr, IV, 229)

Rasûlullah (sav) birgün:
“–Gıybet nedir, bilir misiniz?”diye sormuştu. Ashâb-ı kirâm:
“–Allah ve Rasûlü daha iyi bilir.” dediler. Hazret-i Peygamber:
“–Gıybet, din kardeşini hoşlanmadığı bir şeyle anmandır.” buyurdu.
“–Söylenen ayıp, eğer o kardeşimde varsa, ne dersiniz?” diye soruldu.
“–Eğer söylediğin şey onda varsa gıybet ettin; yoksa, o zaman ona iftirâ ettin demektir.” buyurdu. (Müslim, Birr, 70; Ebû Dâvûd, Edeb, 40/4874)