DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa İlimler, Yorumlar Şems Suresi Mucizesi

Şems Suresi Mucizesi

Yazdır

Şems Suresi, Kuran’ın 91. suresi ve güneş anlamına geliyor. Bugün güneşin ağırlıklı olarak hidrojen ve helyumdan oluştuğu bilinmektedir. Hidrojenin helyuma dönüşmesi, termo nükleer reaksiyon sonucunda oluşmakta ve güneş sürekli ısı vermektedir.  Hidrojen H ile Helyum ise He harfleri ile gösterilir.

Şems Suresinde  görüleceği üzere surede yer alan 15 ayetin hepsi H ve He ile bitmektedir. Bu tevafukun binlerce ayeti kerime arasında benzeri yoktur.

1.            Güneşe ve onun aydınlığına andolsun,                

2.            Onu izlediğinde Ay'a andolsun,              

3.            Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun,     

4.            Onu bürüdüğünde geceye andolsun,   

5.            Göğe ve onu bina edene andolsun,      

6.            Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun,              

7, 8, 9.   Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.     

10.          Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır.  

11.          Semûd kavmi, azgınlığı sebebiyle yalanladı.     

12.          Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılmıştı.          

13.          Allah'ın Resülü de onlara şöyle demişti: "Allah'ın devesini ve onun su içme hakkını koruyun."              

14.          Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları helak etti ve kendilerini yerle bir etti.           

15.          Allah, bunun sonucundan çekinmez de!

arastiralim.net

 

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

“Müʼmin, bir bal arısına benzer. Temiz olanı yer (yani helâl yer), temiz olan şeyler ortaya koyar (yani Hakkʼın rızâsına uygun olan işleri yapar, sâlihlerle, sâdıklarla beraber olur), konduğu yeri ne kırar ne de bozar (orayı ihyâ eder).” (Ahmed bin Hanbel, II, 199)