DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa Dosya Konuları Bazı Mefhumlar Kısmi Rezerv Bankacılığı

Kısmi Rezerv Bankacılığı

Yazdır

Pek çok ekonomi hocası ilgili derslerde “Aynı şeyi çok müşteriye sattığınız halde tutuklanmayacağınız tek meslek bankacılıktır” derken Kısmi Rezerv Bankacılığını (fractional reserve banking) kastetmektedir.

Kısmi rezerv diye isimlendirilen olayı teknik terimlere boğmadan basitçe anlatmaya çalışalım.

Tüm bankacılık sistemini bir para havuzuna benzetmek mümkündür. Olayı basitleştirmek için döviz gibi diğer para/malı hariç tutarsak bu havuza kaynak olarak iki yerden para akmaktadır. Birisi üzerinde “Türkiye Cumhuriyeti” yazan ve devletçe basılan az miktardaki madeni paralar. Bunlar çerez mesabesinde olup piyasadaki mevcut fiziksel paranın çok azını teşkil etmektedir. Bu devlet kaynaklı madeni para çeşmesi havuza bir şekilde para sağlamaktadır.

Fiziksel paranın diğer kısmı ise Merkez Bankaları denen yarı devlet veya özel/özerk bankalar tarafından basılmaktadır. Türkiye’de de “Cumhuriyet Merkez Bankası AŞ” olarak anılan farklı ortaklardan oluşan bu özerk kurum kâğıt parayı basan ana kaynak olarak havuzun ortasında bulunmaktadır. Şimdi piyasadaki tüm parayı toplasanız toplam “yaratılan” paranın %10’u eder.

Paranın kalan %90’lık kısmı ise diğer bankalar tarafından kaydi (hayali) olarak “yaratılmakta” ve yok edilmektedir. Pekiyi bu nasıl gerçekleşmektedir?

Havuz sistemindeki tüm bankalar bu havuzdan güçleri (zorunlu karşılıkları) oranında yararlanabilmektedir. Kısmi rezerv denen bu yöntemde diyelim 10 lira paraya sahip bir banka 90 liralık parayı havadan üretme gücüne sahiptir. Yani olmayan 90 lira kredi kullandırma sürecinde havadan üretilmektedir.

Örneğin bir bankanın toplam 1000 lirası var. 10 000 lirası varmış gibi para üretmektedir. Birisi gelip bankadan 9 000 lira kredi istediğinde kendisinin bir şeyleri ipotek göstermesine ve borçlanma senedine karşılık kendisine ya bir yazı verilir ya da fiziksel para. Yazıyla olduğunda kolay. Kredi isteyene 9 000 liralık kredi yazısı verilir. Kişi de gider o kâğıdı paraymış gibi örneğin ödeme yapmak istediği galericiye verir. Galericinin de o havuz içindeki diğer bankada hesabı olduğundan yazıyı bankasına götürdüğünde galericinin hesabına alacak sizin hesabınıza borç kaydedilir. Dikkat ederseniz ortada fiziksel para filan yok.

Diğer bir durum şöyle. Diyelim bir kişi ev için 100 bin liralık fiziksel para şeklinde kredi almak istedi. Banka elinde yoksa diğer şubelerden temin edecektir. Oralarda da bulamazsa havuzdaki diğer bankalardan veya en son Merkez Bankasından karşılayacaktır. Neticede parayı aldıktan sonra verdiğiniz kişinin de havuz dahilindeki bir başka bankada hesabı olacağından götürüp oraya yatırdığında para yine havuza dönmüş olacaktır.

Katılım bankaları ise krediyi direk verme yerine kar payı denilen mekanizmayla havadan para “yaratmaktadırlar”.

Peki bu işlem nasıl yapılmaktadır?

Olayı basitleştirmek için fertlerin tüm hesabını toplu tek rakama indirerek anlatalım. Diyelim bir banka/katılım bankasının elinde 700 milyon TL ve Merkez Bankasının izin verdiği zorunlu karşılık %10 olsun. Yani bizim sıvıyağ kralının deposunda %10 zeytinyağı tutup kalanı satması ve yerine su doldurması gibi. Tek farkı şu. Bankacının su doldurmasına gerek yok. Bilgisayarlarında tuttuğu elektronik kayıt yeterli. Kalan %90 parayı tekrar tekrar ödünç verebiliyor.

Banka önce 700 milyonun %10’u olan 70 milyonu tutuyor ve kalan 630 milyonu veriyor. Daha sonra havuz sistemi gereği birisi getirip bankaya yatırıyor. Gelen bu 630 milyonun %10’u olan 63 milyon tutuluyor ve 567 milyon ödünç veriliyor. Neticede bu olay zincirleme olarak, örneğin 9 kez devam ettiğinde 700 milyonluk paraya ilave olarak 3.858 milyar lira para (630+567+510+459+413+372+335+301+271=3.858 milyar) havadan yaratılarak toplam mevduat 4.558 milyar liraya yükseliyor. Bu döngü teorik olarak 7 milyara kadar devam edebilir.

Gelelim Türkiye geneline… Yeni büyüme miktarı ve önceki dönemlerde sistemce üretilmeyen faiz/kâr payı miktarlarını da içine alacak şekilde borca dayalı olarak basılacak yeni paraları işe kattığımızda toplam mevduatın yaklaşık 700 milyarı bulduğunu görüyoruz. Piyasada ise sadece 50 küsur milyar fiziksel para var. Yani elimizdeki fiziksel paranın en az 10 katı bir mevduat.

Merkez Bankası zorunlu karşılıkları her düşürdüğünde piyasaya para sağlanacak denildiğinde aslında bankaların daha fazla olmayan parayı “yaratmasını”anlamalısınız. Bu şekilde aslında piyasaya fiziksel olarak para sürülmüyor. Bankalar daha fazla hayali para (kaydi para) en doğrusu ise daha fazla borç üretiyor.

Gultekin Çetiner 23 Aralık 2011

 

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“De ki: "Göklerde ve yerde neler var, bakın (da ibret alın!)" Fakat inanmayan bir topluma deliller ve uyarılar fayda sağlamaz.” (Yunus, 101)