DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa Örnek Nesil Allah için seven ve sevilen insanlardı

Allah için seven ve sevilen insanlardı

Yazdır

altBiliriz ki bu dünyada imanın testi olmaz. Ama biz ahirete hazırlık olsun diyerek, kendilerine Allah Rasulü'nü sav. Üsve-i hasene olarak kabul edip tatbik etmiş.Sahabe Efendilerimiz'i r.a. mihenk taşı kabul ederek bir küçük teste tâbi tutalım. Mizan'ı, Terazi'yi, Sırat'ı çok kolay zannediyoruz! Bakalım %50'yi geçebilecek miyiz?...

Allah için seven ve sevilen insanlardı.

Şaka da olsa din kardeşlerini telaşa düşürmezlerdi.

Din kardeşlerini asla hakir ve küçük görmezlerdi.

Müslüman kardeşlerine lanet okumaz, aksine birbirlerine hayır duada bulunurlardı.

Din kardeşinin aleyhinde konuşmazlardı.

Birbirlerinin kalbini kırmışlarsa mutlaka helallik diler, özür dilemeyi bilip gururlanmazlardı.

Birbirlerinin gizli hallerini araştırmazlardı.

Günah işlemeye değil günaha buğzederlerdi.

Herkesle iyi geçinir, tatlı dille konuşur, büyüklerine hürmet gösterirlerdi.

Küçüklerine şefkat gösterirlerdi.

Faydalı ilim öğrenirler, faydasızı terk ederlerdi.

İlim öğrenmede yaşı engel tanımazlardı. Ya âlim ya da iyi bir dinleyici olurlardı.

Öğrendikleri ilimle amel ederlerdi. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlardı.

Gördükleri eziyetlere sabır ve tahammül gösterirlerdi.

Eşlerinde gördükleri eziyetlere de sabreder, Allah için nasihat eder, dua ederlerdi.

Hizmette en önde makam ve mevkide ve şöhrette en arkada idiler.

Kalpleri merhametli, gözleri yaşlı idi. Ölümü bir nasihat olarak hiç unutmazlardı.

Süs, ihtişam ve gösterişten kaçınırlardı. Dünyalıklara aşırı sahip olmanın, Allah'a olan muhabbetlerini bozacaklarını düşünürlerdi.

İhtiyaç sahiplerini kendileri arar bulurlardı.

İlim öğrendiği hocalarına hürmet ederlerdi.

İslam'a karşı olanları asla dost edinmez, ama insani ilişkilerini sürdürürlerdi.

Sevdiklerini Allah için severler, yerdiklerini Allah için yererlerdi.

Peygamberimizi (sas) yanında ve gıyabında yakinen korurlardı.

Başkalarını değil, kendi kusurlarıyla uğraşıp, ıslah olmaya çalışırlardı.

Peygamberimiz(sas) ve onun sünnetini hiç kimseye tercih etmezlerdi.

Çok ağlarlar az gülerlerdi. Affedip bağışlar, kin gütmezlerdi.

Allah korkusundan ağladıkça cennete gireceklerine inanırlardı. İnandıklarına yakinen inanır, oturup tembelliği değil, aktif hayatı tercih ederlerdi.

Kuran-ı Kerim'i işlerine gelen ayetleriyle değil, bir bütün olarak kabul eder, O'nu kılavuz edinip yaşamaya çalışırlardı.

İnsanları kullara kul olmaktan vazgeçip, Allah'a kulluğa çağırırlardı.

Kuvvetin çokluktan olmadığına inanırlardı. Hak sahiplerine haklarını verirlerdi.

Allah'ın dinin yaymak için gitmedikleri yer kalmamıştır.

Duaya çok önem verirlerdi, birbirlerine daima öğüt verirlerdi.

Dünyalıkları ellerinde idi ama kalplerinde değil.

Birlik ve beraberliği temel kabul etmişler, İslam kardeşliğinin en güzel örneklerini yaşayarak vermişlerdir.

Tevazu sahibi idiler ve kibirlenmezlerdi.

İnfak etmek için asla zengin olmayı beklemezlerdi.

Birbirleriyle ölçülü bir şekilde şakalaşır, edep, haya görgü kuralları, Hakk'a ve hukuka saygılı davranırlardı.

Allah'ı çok zikreder ve O'nu görüyormuş gibi ibadet ederlerdi.

Asla yalan söylemezler, gıybet, koğuculuk, iftira gibi gayri ahlaki şeylerden kaçınırlardı.

Emanetin her çeşidine riayet eder, canları pahasına korurlardı.

Her işlerinde planlı ve programlı idiler.

Kâfirlere karşı şiddetli, müminlere karşı şefkatli idiler.

Bir günah işleseler hemen tevbe ederlerdi.

Birbirleriyle sık sık görüşür, dertlerine derman olmaya çalışırlardı.

Cihada çağrıldıklarında kaçmazlardı.

En büyük cihadın nefis, şeytan ve dostlarıyla olduğunu bilirlerdi.

Namazlarını vaktinde ve cemaatle eda etmeye çalışırlardı.

Tüm şartlar ne olursa olsun, helalinden kazanıp ailesine helalinden getirir, harama tenezzül etmeyip, ateşten kaçar gibi kaçarlardı.

Ana-babaya itaatin Allah'a itaatten hemen sonra geldiğini bilir, inkârcı bile olsalar dünyevi ihtiyaçlarını yerine getirirlerdi.

Hanımlarını ve çocuklarını gözlerini aydınlığı kabul eder, emanetini ellerinden geldiğince korur, eğitir, sevgi ve şefkatini esirgemezlerdi.

Kul hakkına riayet etmeye çalışırlardı.

Komşuya akrabaya yetim ve dula, yolda kalmışlara yardımlarını esirgemezlerdi. Allah'tan çok korkarlar ve severler, şirke düşmekten aşırı sakınırlardı.

Sahabeler insan olmanın şeref ve haysiyetini anlamış, önce insan olarak sonra da kul olarak yaşamış, hem bu dünyanın hem de ahiretin iyilik güzellik ve saadetlerine kavuşmuşlardı. Onlar Allah'ı ve Rasulünü çok sevmiş, Allah ve Rasulü de onları çok sevmiştir. Rabbimiz bizleri de onlar gibi yaşamayı, onlar gibi Kuran ahlakıyla ahlaklanmayı ve ahrette aynı saflarda olup, cennetlerde ağırlanmayı nasib etsin. Amiiin

 

Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur;  "Her dua ile Allah Azze ve Celle arasında peygambere salâvat-ı şerife okunana kadar bir perde vardır. Bu yapılınca bu perde yırtılır ve dua huzura girer. Bu yapılmaz ise dua geri döner."