DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa Dosya Konuları Batı Medeniyeti Batı Medeniyeti Huzur Arıyor

Batı Medeniyeti Huzur Arıyor

Yazdır

Son yıllarda, Avrupa’da, bilhassa ABD’de, NLP (rûh, beyin dili programı) adı altında yapılan bazı çalışmalar oldukça rağbet görüyor. NLP’nin 21. asrın eşiğinde, özellikle batıda ivme kazanması anlaşılır bir sonuçtur. Çünkü Batı toplumları bir arayışın içerisinde. Batı, 19. asrın ikinci yarısından 20. asrın son çeyreğine dek, seküler bir anlayışla maddeyi laboratuvara soktu; bütün boyutlarıyla inceledi. Maddeyi yöneten rûhu ise, ihmâl etti. Tabiî ki bocaladı, maddenin ruhsuz çarkları arasında ezildi. Oysa, rûh-beden, madde-mânâ birlikteliği; onu İlâhî ve mânevî değerlerden soyutlamayı imkânsız kılıyor. Batı, maddeyi fethetti; ama madde de onu esir aldı!
 
İnsanoğlu; uçsuz-bucaksız uzay boşluğuna daldı; Ay’a gitti, Merih’e uzandı. Karadeniz fıkrasında olduğu gibi; güneşe çıkabilmek için de akşam serinliğini beklemektedir! Lâkin, kendi kalbine, yanıbaşındaki eşinin, çocuğunun gönlüne girmeyi başaramadı! Ve yine aklını, kabiliyetlerini de Kâinatın Sanatkârını anlamak için değil; dünyayı kazanmak, sömürmek için kullandı. Bütün duyu, duygu, hisleriyle ona odaklandı. Yegâne ideâli; dünyevî emel, çıkar, nefsânî zevk, lezzet oldu. Daha kaliteli, daha zengin, daha müreffeh, daha acısız, daha iyi bir hayat standardına ulaşabilmek için de herşeyi ya da herkesi bu uğurda fedâ etti. Meşrû, gayr-i meşrû her şeyi, herkesi süflî arzularına âlet ederek; tek taraflı faydalanma yollarını aradı. Karşılıklı menfaat gerektiren hususlarda riyakârca bir ilgi ve zayıf empatik paslaşmalarla asıl önemli meseleyi geçiştirdi.
 
Materyalizm, nasıl zevk alınabileceği ve elemlerden nasıl kurtulunabileceğinin çârelerini gösterir; eğlence ve fantaziyeye yönelik hizmetler verir. Diğer yandan, “Güçlü olan ayakta kalır, zekiysen başarırsın” anlayışıyla da bireyin kendi çıkarını gözeten, toplumların duygularını algılamaya kapalı; zayıfı ezen, fakiri sömüren ve kendi rahatını başkasının zararında gören içler acısı bir tabloyu ortaya çıkardı.
 
Ali Ferşadoğlu, Mart 2012
 

Rasûlullah (sav) buyuruyor:

"Allah'ı anmaksızın çok konuşmayın. Allah'ın zikri dışında çok söz söylemek, kalbi katılaştırır. Katı kalpli olanların ise, Allah'dan en uzak kimseler olduğu  kesindir." (Tirmizî, Zühd 62)