DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa Tarih Osmanlı’nın İzlerini Nasıl Silmeye Başladık?

Osmanlı’nın İzlerini Nasıl Silmeye Başladık?

Yazdır

Siz Ekrem Rize kimdir bilir misiniz? Bilmeniz gerekir! Çünkü Osmanlı’dan kalan eserleri kaldırıp atmak, örtmek, kazımak için yasa önergesi hazırlayan ve de bunun TBMM’den geçmesini sağlayan mebustur!

Ekrem Rize sadece Osmanlı’dan kalan yapıları yerle bir etmekle, ayakta kalabilen kimi binaların üzerindeki tuğraları, methiyeleri söktürüp un-ufak ettirmekle kalmamış bir de Fatih Sultan Mehmet’ten başlayarak bütün padişahlara sövüp saymıştır meclis kürsüsünden: “Padişahlara tam da Türk denemezdi. Çoğunun annesi Rum, Rus ya da başka millettendi. Bunların kimi (padişahların) sarayda her gün bakire kızlara saldırmakla uğraşırdı. Esirciler saraya kız yetiştiremiyordu. Saltanatlarının devamı için kardeşlerini, yetişmiş oğullarını insafsızca boğduruyorlardı. Fatih Sultan Mehmet, o zaman dünyanın en güvenli kalesi olan Konstantiniye’nin fethini başkomutan Çandarlı Halil Paşa gibi büyük bir vezire borçludur.. Türk milletinin o devirdeki gücünü Fatih değil Ulubatlı Hasan temsil ediyordu. Fatih sadece bir çocuk gibi İstanbul’un zaptedilmesi için tepinmiştir; bir bölüğü bile yönetmekten acizdir!”

Ekrem Rize bütün padişahlara kara çalmış bir tek II. Mahmud’u az biraz beğenmiştir; çağı yakalamaya çabaladığı için. Abdülhamid Han ise facianın faciasıdır “Fransız Kralı XVI. Lui, ‘Abdülhamid’in yanında masum sayılır. Bu padişahların yönetimi imparatorluğu öyle bir hale getirmiştir ki, yabancı devletler onun yönetim biçimini bu yüzyıla yakışır bir düzene sokabilmek için müdahale etmek zoruna kalmışlardır.” Buna benzer daha nice saçmalar TBMM kürsüsünden Rize Mebusu Ekrem Rize’nin ağzından dökülüyor. Dökülüyor da, kimse kalkıp, “höst be adam, ağzını topla!” dahi demiyor! İtiraz edenler varsa bile onlar da gak-gukun ötesine geçemiyor. Neden mi? Onu da sen bul birader!

Her neyse bu Ekrem Rize’nin TBMM’de kabul ettirdiği 1057 sayılı yasa bir yüz karasıdır resmen: “Türkiye Cumhuriyeti dahilinde bulunan bilumum bütün resmi ya da özel binaların üzerindeki tuğra ve methiyelerin kaldırılarak yerine Cumhuriyet armasıyla Cumhuriyet’in kabul edildiği tarihin yazılması…” İşte bu yasadır birçok yapının yıkılmasına, tuğraların methiyelerin sökülüp kırılmasına neden olan rezillik. Ekrem Rize Osmanlı İmparatorluğu’nun Türklüğü yok ettiğine inandığından, Osmanlı’dan hiçbir iz kalmaması için elinden geleni ardına koymamış bunda da ciddi anlamda başarılı olmuştur, ne yazık ki!

Sovyet devriminden sonra Kremlin’de Çarlık döneminden kalan hiçbir esere, tabloya, Çarların portrelerine el sürdürtmeyen Lenin, hatta Büyük Frederick’ten Bizmark’dan her fırsatta söz eden Hitler, Roma imparatorlarını yere göğe sığdıramayan Mussolini, İspanyol hanedanı Burbonları baş tacı eden Franco gibi kanlı diktatörler bile geçmişi yok etmek için Ekrem Rize kadar gaddar ve acımasız olmamışlardır! (Aziz Üstel, Eylül 2012)

Adı Ekrem Rize. 1891’de Rize Camiönü Mahallesi’nde dünyaya gelmiş. 1909’da Harp Okulu’ndan mezun. 1910’da Kuzey Arnavutluk Harekâtı’na alay yaveri sıfatıyla katılmış. Aynı yılın sonunda İstanbul’a dönmüş ve Beylerbeyi Yedek Subay Öğretmenliği’ne atanmış. Trablusgarb’a gitme talebi geri çevrilmiş. 1912’de kurmay imtihanını kazanmış. Balkan Harbi’ne, Birinci Dünya Harbi’nde Kanal Harekâtı ve Çanakkale Savaşı’na iştirak etmiş. Ve İstiklâl Mücadelesi. Nihayet TBMM II. Dönem Rize Mebusu. Görev süresince birçok kanun teklifine imza atmış. Ancak Osman Öndeş’in “Vurun Osmanlı’ya/ Bir Medeniyet Nasıl Yok Edildi?” başlıklı kitabına konu yasa önerisi bunlar arasında en fazla dikkat çekeni, “1057 sayılı Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde bulunan bilumum mebânî-i resmiye ve milliye üzerindeki tuğra ve medhiyelerin kaldırılması hakkında kanun”. 28 Mayıs 1927’de kabul edilmiş. 15 Haziran 1927 tarih ve 608 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış. Osmanlı’nın yıkılması, hanedanın memleket haricine çıkarılması Rize’ye göre genç Cumhuriyet’in gönüllerde yerleşmesi için yeterli gelmemiş. Bu sebeple binalardaki tuğra ve armaları dahi söküp atmayı, kalplere yeni rejimin kök salması adına olmazsa olmaz yöntemlerden biri görmüş. Niye peki? Sırf birilerine yaranmak uğruna mı? Esasında Ekrem Rize’nin görüşleri ikinci suale kolaydan “Evet” karşılığını verdirmiyor. Ondaki duruş en kaba ifadesiyle “kin” vasıfları taşıyor. Mesela İttihat ve Terakki Fırkası’nın eleştirisi gündeme gelse, buna imkân verebilecek tek sebep vardır: Sultan II. Abdülhamid’i asmaması! Bu öyle bir kabahattir ki, Cihan Harbi’ne iştirak sorumluluğunun bile fevkindedir.

 

 

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Ey Adem oğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yeyin, için, fakat isrâf etmeyin; çünkü Allah isrâf edenleri sevmez.” (A’râf, 31)