DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa İz Bırakanlar PROF. DR. FUAT SEZGİN

PROF. DR. FUAT SEZGİN

Yazdır

HER ÖĞRETMENİN TANIMASI VE TANITMASI GEREKEN HOCA
PROF. DR. FUAT SEZGİN

Fuat SEZGİN adını ilk defa İlahiyat Fakültesindeki öğrencilik yıllarımda duydum. İlahiyat hocalarının dahi o yıllarda (90’lı yıllar) pek tanımadığı bu büyük bilim adamımızı Avrupa, Ortadoğu ve Amerika bizden çok daha fazla tanımakta idi. Halen de bu durumun böyle olması üzüntü vericidir.

Fuat SEZGİN Hoca 1924’te Bitlis’te dünyaya gelir. İlkokulu Doğubayazıt’ta, ortaokul ve liseyi Erzurum’da tamamlar. 1947’de Edebiyat Fakültesini bitirir. 1951’de doktor unvanı, 1954’te ise doçent unvanını alır. 1960 darbesi ile üniversitelerden atılan 147 profesörden biri durumuna düşer. Sonrasını kendisi şöyle ifade eder: “Atılan 147 profesörün arasında 40. sıradaydım. Ülkemden ayrılmak istemiyordum ama üniversiteden uzaklaştırılınca gitmemin artık benim iradem dışında olduğunu gördüm. Süleymaniye Kütüphanesi’ne gittim ve iki Amerikalı dostuma, bir de Frankfurt Üniversitesi’nin eski rektörü olan arkadaşıma; “Üniversiteden çıkarıldım. Bana çalışmalarımı devam ettirecek bir yer bulabilir misiniz?” diye mektup yazdım. Bir ay içinde üçünden de olumlu cevap geldi. Ben çalışma alanlarıma yakınlığı sebebiyle Frankfurt’u tercih ettim. Ayrılacağım akşam, Galata Köprüsü’nün Karaköy tarafına gittim. 15-20 dakika Üsküdar’a baktım. Güzel bir geceydi ama gözlerimin yaşını silmek zorunda kaldım. Kızgın değildim, sadece üzgündüm.”

Fuat SEZGİN Hoca, 27 dil biliyor. Emekli oluncaya kadar hafta sonları dâhil günde 17 saat çalışma yapmış, ilerleyen yaşına rağmen halen günde 14 saat çalışan bir bilim adamı. Çalışma temposu ve zamanın verimli kullanılması ile ilgili şunları söylüyor:

“Hocam (Hellmut Ritter) bir gün bana ‘Fuat günde kaç saat çalışıyorsunuz?’ diye sordu. Ben ona 13-14 saat çalıştığımı söyledim. Bana ‘Bu tempoyla bilgin olamazsınız. Eğer bilgin olmak istiyorsanız buna birkaç saat daha eklemeniz gerekir. Benim hocam Brockelmann günde 24 saat çalışıyordu, gün daha uzun olsaydı daha çok çalışırdı.’ dedi. Bu sözler bana öylesine tesir etti ki hakikaten 70 yaşıma kadar devam edecek bir tempo yakaladım. O konuşmadan sonra bu yaşıma kadar günde hep 17 saat çalıştım. Evleneceğim zaman da nikâh dairesine sadece iki şahit ile gittik; birisi kayınpederim, diğeri bir arkadaşımdı. Ben bu kadar insanın bir sürü zamanını alamam! Boş şeylerle çok uğraşıyoruz. Zamanın Allah tarafından bize verilmiş büyük bir nimet olduğunu unutuyoruz. Benim çalışma yılım 365 gün, haftam 7 gündür, cumartesi-pazar günü bile saat 07.30’da enstitüdeyim. Kitapları yazarken bazen yorulduğum oluyor, ara sıra biraz dinlenmek istiyorum ve hemen sonra aklıma şu geliyor: Vakit geçiyor, vakit! Kendine nasıl zaman tanıyabilirsin! diye kendime kızar ve hemen dinlenmeyi bırakır kendimi yazmaya zorlarım.”

Bu düşünce ve tempoyla bu kadar çok çalışan Fuat Hoca “İslam Bilim Tarihi” kitabının 16-17. ciltlerini yazmaya devam ediyor. Bu sürede, bu çalışmayla çokta fazla bir şey ortaya koyamamış diye düşünmeyin, çünkü Bilim Tarihi yazma işi gerçekten çok zor bir iştir. Dünya çapında ünlü olan, ancak bir komisyonun yazabileceğine inanılan bu eser için Fuat Hoca, 60 yıla yakın bir sürede, 60 kadar ülkede, yüzlerce kütüphanede, yüz binlerce cilt dolusu kitap incelemiştir. Ayrıca Hoca, yazdığı başka kitapların yanında müdürü olduğu Goethe Üniversitesi İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsünde bu vakte kadar 1400 ciltte yakın eser neşredilmesini sağlamıştır. Yapılan ve yapılmakta olan birçok ilmi çalışma ve doktora tezi onun eserinden çıkardığı sonuçlar üzerine bina edilmiştir.

Bir azim ve irade insanı olan, hedefe ulaşmada engel tanımayan Fuat Hoca’ya yaptığı bu çalışmalar sebebiyle Kral Faysal Ödülü, Frankfurt Goethe Plaketi, Almanya 1. Derece Federal Hizmet Madalyası, Almanya Üstün Hizmet Madalyası ve İran İslami Bilimler Kitap Ödülü verilmiştir. Almanca yazdığı bu büyük eserleri sebebiyle Almanya Cumhurbaşkanı Johannes Rau ona bizzat vatandaşlık teklifi yapmış, o ise ülkesinden uzaklaştırılmış ve sahip çıkılmamış olmasına rağmen bu teklifi kabul etmemiştir. Ret cevabı karşısında şaşıran ve “Niçin?” diye soran Alman Cumhurbaşkanı’na verdiği cevap onun vatan aşkını ortaya koymaktadır: “Ben kendimi vatanımdan hiç ayrı düşünmedim ve ne yaptıysam hepsini milletim için yaptım.”

Dünyanın saygı ve destekte kusur etmediği Fuat SEZGİN Hoca’yı İstanbul Gülhane Parkı içindeki Has Ahırlar Binası’nda, 2008’de açılan “İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi” ile kendi insanımız yeniden tanıma fırsatı buldu. Müslüman bilim adamlarının buluşlarının 140 kadar orijinal kopyası bu müzede bulunuyor. Sergilenen eser sayısı gün geçtikçe artırılmakta olan müzede astronomi, coğrafya, deniz bilimleri, saat teknolojisi, geometri, optik, tıp, kimya, fizik, mekanik, savaş teknolojisi, mimarlık gibi dallarda eser ve aletler sergileniyor. Özellikle branş öğretmenlerinin talebeleri ile bu müzeyi ziyaret edip sonuçlarını tartışmaları çok faydalı ve güzel olacaktır diye düşünüyorum.

Katıldığımız bir konferansından sonra Fuat Hoca’ya “Züht nedir? Zühtü siz nasıl tarif edersiniz?” diye sordular. Hoca bana çok enteresan gelen şu cevabı verdi: “İmkânım olduğu halde evden çıkarken çantama sadece küçük bir ekmek parçası koyarak gidiyorum enstitüye. Orada dolabımdan ufak bir peynir parçası veya bir yağsız reçel çıkarır, onunla öğle yemeğini hallederim. Yani 10 dakikayı geçmiyor öğle yemeğim. Bana göre züht budur.”

Her türlü gösteriş ve lüksten uzak hayat hikâyesini ve medeniyetimize yaptığı katkıları saymakla burada bitiremeyeceğimiz Fuat SEZGİN Hocayı, yeni nesle tanıtmamız ülkemiz adına çok büyük bir kazanım olacaktır. Anadolu’nun yetiştirdiği halen hayatta olan bu büyük bilim adamımız “O bunları başarabildiğine göre biz de başarabiliriz” düşüncesiyle öğrencilerimiz için güzel bir örnek olacaktır.

Kaynak:

Yitik hazinenin peşinde bir medeniyet kâşifi: FUAT SEZGİN, Mahmut ÇEBİ, Aksiyon Dergisi, Sayı: 889.

Bilimler Tarihçisi Fuat SEZGİN, Sefer TURAN, Timaş Yayınları. http://www.ibtav.org/

Sinan AYDIN-Müdür yardımcısı

İGEDER YK Üyesi

 

Rasûlullah (sav) buyuruyor:
“İsrâfa ve gurura saplanmaksızın yiyiniz, içiniz, giyiniz, sadaka veriniz.” (Buhârî, Libas, 1; İbn-i Mâce, Libas, 23)