DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa Hikayeler Bulunmaz İlaç

Bulunmaz İlaç

Yazdır

Vakti zamanında Hindistan’da yaşayan fakir bir kız mihracelerden biriyle evlenmiş ve bir çocuk doğurmuştu. Çocuk koşup oynamaya başladığı günlerin birinde müthiş bir hastalığa tutuldu ve üç-beş gün içinde öldü. Zavallı kadın çocuğunu bağrına bastığı gibi doğruca bir bilgeye gitti. Ondan, çocuğunu hayata döndürecek bir ilaç istedi.

Bilge:

“Peki, yavrum” dedi. “Bana birkaç hardal tohumu getir de, sana istediğin ilacı yapayım. Yalnız, hardal tohumunu öyle bir evden alacaksın ki, oradan bir evlat, ana-baba, kardeş, akraba, veya köle cenazesi çıkmış olmasın...”

Kadın çocuğunu kurtarmak arzusuyla koşup şehirdeki evlerin kapısını çaldı. Hardal tohumu şehirdeki her evde vardı. Fakat, kapısını çaldığı evler arasında cenaze çıkmamış bir tek ev yoktu.


Kadın bilgeye döndüğü zaman işin gerçeğini anlamışa benziyordu. Anlamıştı ki, bu dünyada yaşayan herşey ölümlüydü. Ölümsüz tek bir canlı yoktu...

 

 

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.” (Hucurât, 12)

Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Ey diliyle îmân edip de kalplerine îman tam olarak yerleşmeyen kimseler! Müslümanların gıybetini yapmayınız, kusurlarını da araştırmayınız! Kim müslümanların kusurlarını araştırırsa Allah da onun kusurlarını araştırır. Allah kimin kusurlarını araştırırsa, onu evinin ortasında bile olsa rezîl eder.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 35; Tirmizî, Birr, 85; İbn-i Kesîr, Tefsîr, IV, 229)

Rasûlullah (sav) birgün:
“–Gıybet nedir, bilir misiniz?”diye sormuştu. Ashâb-ı kirâm:
“–Allah ve Rasûlü daha iyi bilir.” dediler. Hazret-i Peygamber:
“–Gıybet, din kardeşini hoşlanmadığı bir şeyle anmandır.” buyurdu.
“–Söylenen ayıp, eğer o kardeşimde varsa, ne dersiniz?” diye soruldu.
“–Eğer söylediğin şey onda varsa gıybet ettin; yoksa, o zaman ona iftirâ ettin demektir.” buyurdu. (Müslim, Birr, 70; Ebû Dâvûd, Edeb, 40/4874)