DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa Öğütler Pınarı Yalnızca Cenâb-ı Hakkʼın bileceği mevzûlarda konuşurken

Yalnızca Cenâb-ı Hakkʼın bileceği mevzûlarda konuşurken

Yazdır

Rasûlullah-sallâllâhu aleyhi ve sellem-Efendimizʼin bildirdiği şu hâdise ne kadar ibretlidir:

“Bir adam;

«–Vallâhi Allah falancayı mağfiret etmeyecek!» diyerek kestirip attı.

Allah Teâlâ ise;

«–Falancayı mağfiret etmeyeceğim hususunda yemin eden de kim?! Ben onu mağfiret ettim, senin amelini de iptal ettim!» buyurdu.” (Müslim, Birr, 137)

Demek ki yalnızca Cenâb-ı Hakkʼın bileceği mevzûlarda konuşurken son derece dikkatli olmalı, haddi aşan bir söz söylemekten titizlikle sakınmalıyız. Unutmayalım ki, dünyadaki kulluk imtihanını, kimin ne hâl üzere bitireceği, yalnızca Hak Teâlâʼnın mâlûmudur. Bu bakımdan kâmil bir müʼmin;

‒Güzel hâl ve sâlih amellerine bakarak asla şımaramaz,

‒Âkıbetinden eminmiş gibi mağrur tavırlar takınamaz,

‒Hata ve kusurları sebebiyle insanları hor-hakir görerek, dolaylı yoldan kendini yüceltici tavırlar içine giremez…

YineRasûlullah-sallâllâhu aleyhi ve sellem-Efendimizʼin haber verdiği şu hâdise de bu hususta mühim bir îkaz mâhiyetindedir:

“İsrâiloğulları içinde, birbirine zıt istikâmette iki kişi vardı: Biri günahkârdı, diğeri ise ibadette gayret gösteriyordu. Âbid olan, diğerine günah işlerken rastlardı da; «Vazgeç!» derdi. Bir gün, yine onu günah üzerinde yakaladı. Yine; «Vazgeç!» dedi. Öbürü ise:

«–Beni Allah ile başbaşa bırak. Sen benim başıma müfettiş misin?» dedi. Diğeri:

«–Vallâhi Allah seni mağfiret etmez.» Veya; «–Allah seni Cennetʼine koymaz!» dedi.

Bunun üzerine Allah Teâlâ ikisinin de ruhlarını kabzetti.

Bunlar, Âlemlerin Rabbi’nin huzûrunda bir araya geldiler. Allah Teâlâ, ibadette gayret edene:

«–Sen Ben’im elimdekine kâdir misin?» dedi. Günahkâra dönerek:

«–Git, rahmetimle Cennetʼe gir!» buyurdu. Diğeri için de:

«–Bunu ateşe götürün!» diye emretti.”

Ebû Hüreyre-radıyallâhu anh-der ki:

“(Adamcağız, Allâh’ın gazabına dokunan münâsebetsiz) bir söz söyledi; bu söz, dünyasını da, âhiretini de helâk etti.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 43/4901)

Demek ki, kimin ne olacağını ve kalplerde gizli olanı, ancak Allah Teâlâ bilir. Bize düşen, evvelâ kendi hatâlarımızla meşgul olarak, tevbe ve istiğfâra sarılmaktır. Dolayısıyla bu fânî dünyada, âdeta bir mayın tarlasında yürüyormuşuz gibi, her hâlimize dikkat etmeliyiz.

 

 

Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur;  "Her dua ile Allah Azze ve Celle arasında peygambere salâvat-ı şerife okunana kadar bir perde vardır. Bu yapılınca bu perde yırtılır ve dua huzura girer. Bu yapılmaz ise dua geri döner."