DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa Makaleler Kalbimden Başka Yerde

Kalbimden Başka Yerde

Yazdır

İnsanlar mutluluk arıyorlar delicesine. Kariyerler yapılıyor, yüksek eğitimler alınıyor. Paralar harcanıyor, eğitimler veriliyor. Tatillere gidiliyor, kitaplar okunuyor. Neden bunca emek sorusunun cevabı ise hep aynı: “Mutluluğu bulmak için”. Sanki mutluluk bir madde ve o madde saklanmış bir yerlere de bir türlü çıkmıyor. İnsanlar kariyer yaparak, tatillere giderek, yüksek eğitimler alarak o gizli yeri bulacaklar, mutluluğu tutup çıkaracaklar saklandığı yerden ve mutluluğa sahip olacaklar. Hâlbuki mutluluk bir meta değil ki bir yerlere saklansın da bulunup çıkarılsın. Ne saklanır, ne kaybolur, ne alınır, ne satılır. Mutluluk bir haldir. Mutlu olunur. Olmak da dışarıdan içeriye doğru gerçekleşmez, içeriden dışarıya doğru gerçekleşir.

Mutluluk olduğundan bu kadar farklı anlaşılıyorsa ve bu kadar yanlış yollarla peşine düşülüyorsa temelinde mutluluğun beden üzerinden anlaşılması yatıyor. Yani çok sayıda insan bedensel tecrübelerle mutluluğa sahip olacaklarını düşünüyorlar. Bedensel temaslar ve bedensel uyarılmalarla mutluluğu yaşayacaklarına inanıyorlar. Çünkü hayatta büyük oranda mutlu olduklarını düşündükleri anlar bedenlerinin arzularını karşıladıkları zamanlar olmuş. Başka bir boyutta mutluluğu yaşamadıkları ya da yaşasalar bile anlamadıkları için bedenin ötesinde bir mutluluğa yoğunlaşamıyorlar.

Mutluluğu beden üzerinden anlamlandırdıkları için mutlu olma yolundaki bütün yatırımlarını bedensel tecrübelere yapıyorlar. Kimisi en güzel yemekleri yemenin peşinde, kimisi en çok ve farklı cinselliği yaşamanın peşinde, kimisi en bakımlı vücuda sahip olmanın peşinde, kimisi en pahalı elbiseleri giymenin peşinde, kimisi en rahat koltuklarda oturmanın peşinde, kimisi en çok yeri görmenin peşinde, kimisi en hızlı arabayı sürmenin peşinde. Mamafih bütün bunların verdiği (mutluluk zannedilen) bedensel bir haz var ancak bu haz o an için devam ediyor. Sonrasında ise yine mutluluğu aramaya, mutluluğu bulmak için koşturmaya devam. Bitmez tükenmez bir yolculuk, bitmez tükenmez bir arayış ve tabi ki bitmez tükenmez bir hüsran. Hüsran çünkü mutluluk anlamında bedene yapılan her yatırım sonuçsuz kalmaya mahkûm olacaktır. Obezite bir yandan cinsel işlev bozuklukları diğer yandan, bedenin yıllar içinde bozulması bir yandan kazalarda ölüm ya da sakatlanmalar diğer yandan bedene yapılan her yatırımın ne kadar nankör ve yanlış bir yatırım olduğunu gösteriyor. Bedenin ihtiyaçları önemli ve karşılanmalıdır. Ancak bedenin ihtiyacı karşılanırken mutluluk bedende aranmamalıdır.

Mutlu nasıl olacak insan o zaman? Cevabını zamanının meşhur şarkılarından birinin sözlerini mutluluğa hitaben okuyarak bulabiliriz. Ne diyordu o şarkı: “ömrümce hep adım adım, her yerde seni aradım, ben kalbimden başka yerde inan seni bulamadım”

Mutluluk dışarılarda bir yerlerde değil, tamı tamına kalbimizde. Mutluluk için kimseyi ve hiçbir şeyi kimseye şikâyet etmeden, boş arayışlarda kaybolmadan, bedensel hazların peşinde koşmadan, saniyesi geri dönmeyecek ömrü boşa tüketmeden kalbe dönmenin zamanıdır. Sonrasında görülecek zaten görülmesi gereken, tadılacak tadılması gereken. Safalar olsun.

Mehmet Dinç

 

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.” (Tevbe, 128)