DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa Genç Yazarlar PEKİ YA SİZ?

PEKİ YA SİZ?

Yazdır

Kapatın gözlerinizi. Şimdi 16 yaşında bir kız hayal edin. Çoğu şeyi kavrayıp iyiyi kötüyü ayırt edebilecek yaşta. Az önce istediği bir kazağı alamamış. Annesine kızıyor alamadığı için. Babasına kızıyor yeni bir cep telefonu alamadığı için. İsyan ediyor sürekli. Neden benim daha iyi bir telefonum, dolabımdaki onca kıyafetin arasında istediğim kazak yok diye. Annesini ve babasını suçluyor ona daha iyi imkânlar sağlayamadıkları için. Bilmiyor ki verebildikleri onların sahip olduğu tek şey. Annesine söyleniyor "Madem bakamayacaktınız neden doğurdunuz beni" diye. Babasına bağırıyor, "Eve iki dilim ekmek getirmeyle babalık olmuyor, sokaktaki hayvanlar da yapıyor bunu. Bütün ihtiyaçlarımı karşılamak zorundasınız." Baba kendini suçluyor. Evladına yetebilmek için, arkadaşlarının yanında o mahcup kalmasın diye ikinci bir işte çalışıp o telefonu alıyor. Annesi ilaç parasından vazgeçip o kazağı alıyor. Kız bir hafta mutlu. Bir haftanın sonunda ise isteyecek -mutlaka alınması gereken(!)- yeni bir şey çıkıyor ortaya. Dünyanın bütün dertlerine sahip olduğunu düşünüyor kız. Etrafında olup bitenlere tıkıyor kulaklarını. Kendi benliğinde kaybolmuş. Elindekileri paylaşmak yerine hep bir fazlasını istiyor.

Başka bir yerde başka bir çocuk. Henüz sekiz yaşında ama çoğu insanın ömrü boyunca tatmadığı acıları tatmış. Savaşın ortasında kalmış. Gözlerini açıp etrafına bakıyor. Görebildiği tek şey yıkık bir bina. Hemen bitişiğinde bir yangın. Çığlık atıp yardım isteyen insanların feryatları silah seslerine eşlik edip doluyor kulaklarına. Ne yapacağını nereye gideceğini bilmiyor. Parçalanmış ölü bedenlerin arasında tanıdık bir yüz arıyor bir umut. Gözlerindeki korkunun tarifi imkânsız. Gözyaşları kurumuş yanaklarında. Yalnızlık ve çaresizlik bir dağ gibi oturmuş göğsüne. Olduğu yere çöküp, vücudunun her yerini sarmış yara ve morlukların üzerinde gezdiriyor ellerini. Yorulmuş hayatta kalmaya çalışmaktan. Çok yorulmuş, bir gün daha yaşayabilmek için umutsuzca oradan oraya koşturmaktan. Ölümün ne demek olduğunu bilmeden henüz, kaybetmiş bütün sevdiklerini. İncecik bedeni titreyip sarsılıyor her patlamada. Yardım etmesini isteyecek birinden. Peki ya kimden. Kime sığınabilir ki bu yorgun yalnızlığıyla. Kimsesizliği bir kat daha büyüyor bu küçücük yüreğinde. Kederle doluyor gözleri. Sesi içine kaçmış sanki. Dua ediyor birinin bir şeyler yapıp ona ulaşmasını, onu kurtarmasını bekliyor. Ama bekleyişler uzun, sorular hep yanıtsız orada. Konuşan tek şey mermi sesleri.

Başka bir yerde bir insan daha. Onurlu yaşamdan söz ediyor etrafındakilere. Paylaşmanın güzelliğini anlatıyor.  Ama sadece birkaç kilometre uzağındaki insanların feryatlarına tıkıyor kulaklarını. Haberlerde çıkınca kanalı değiştiriyor muhtemelen. Düşünmekten kaçıyor sorumluluk getireceğini bildiğinden. Ezberlediği sözleri okuyup ders vermeye çalışırken başkalarına, bırakın yardım etmeyi, kısacık bir duayı çok görüyor. Kapatmış vicdanını, sadece etten ve kemikten oluşmuş dümdüz bir beden olmanın tadını çıkarıyor.

Bunun gibi binlerce insan binlerce örnek... Başka bir yerde yine başka bir insan. SİZ, peki ya siz hangisisiniz? Eğer sizde sahip olduklarınıza şükretmeyip bencilce davranarak daha fazlasını istiyorsanız; vicdanınızı susturup, merhametinizi ayaklar altına alarak sizden yardım bekleyenleri duymadan onlar sırtınızı dönüyorsanız, kusura bakmayın fakat şahsiyetinizi sorgulamanın vakti gelmişte geçiyor demektir!

Betül KALENDER

 

Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Kehf suresinin evvelinden on ayet ezberleyen kimse Deccal'in şerrinden kurtulur.”