DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa Dosya Konuları İntibâh “Kardeşliğe Davet…” Birlik ve Beraberlik Mesajı

“Kardeşliğe Davet…” Birlik ve Beraberlik Mesajı

Yazdır

KARDEŞLİĞE DAVET…

Her medeniyet, kendi insan tipini meydana getirir. O insan tipi de, mensup olduğu medeniyetin sıfat ve karakterleriyle âhenk arz eder. Bu yönüyle şanlı mâzimiz, insanlığa sunulan muhteşem bir “fazîletler medeniyeti”dir.

Mâverâünnehrʼin bembeyaz çadırlarında metafizik ihtilâçlar yaşayıp nihâyetinde İslâmʼla şereflenen milletimiz; asırlarca birçok kavmi; İslâmʼın merhamet, şefkat, nezâket, zarâfet ve adâletiyle kucaklayıp kendi bünyesi içinde huzurla yaşatmıştır. Zira bizim medeniyetimiz; “İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır.”[1] hadîs-i şerîfini hayat düstûru edinen îmanlı sînelerin eseri bir medeniyettir.

Malazgirtʼte başlayan “îman” vecdini kıtalara taşıma heyecanı; üzerinde yaşadığımız toprakları asırlar boyunca şehid kanlarıyla sulayarak aziz bir vatan hâline getirmiştir. Dînin yaşanabilmesi, ırzın-nâmusun, mülkiyetin muhafazası, bayrağın dalgalanabilmesi; mukaddes bir emanet olan vatanı korumakla mümkündür. Zira vatan parçalanırsa -Osmanlıʼnın son hâlinde olduğu gibi- Dünya devlerinin lokması hâline geliverir.

Bunun içindir ki, hadîs-i şerîfte buyrulduğu üzere:

“Beraberlik rahmet, ayrılık azaptır.” (Ahmed, IV, 278, 375; Heysemî, V, 217)

Ecdâdımız pek çok milleti kendi bünyesinde cem etmiş, hepsine kendi inanç ve örfü içinde hayat hakkı tanımış, karşılıklı hak ve hukuka riâyet bereketiyle, huzurlu bir toplum inşâ etmiştir. Böylece altı asır boyunca insanlığa hak ve adâlet tevzî etmiştir.

Bugün de vatanımızda bu minval üzere, sulh ve sükûn içinde yaşamanın huzuruna muhtacız. Bunun için, millet olarak, birlik, beraberlik ve kardeşliğin değerini idrâk etmeliyiz. Birbirimizin dertlerine şefkat ve merhametle derman olmalıyız. Zira toprağına kardeşlik, muhabbet, şefkat ve merhamet tohumları ekilmeyen memleketler, istikbâlin mâtem ülkeleri olmaya mahkûmdur.

Toplumlar için en büyük tehlike; ihtilâflar, bölünmeler, parçalanmalar neticesinde meydana gelen anarşidir. Müslümanların fitne ve ihtilâflara düşmemeleri için, kardeşlik hukukuna riâyet etmeleri şarttır.

Unutmayalım ki Cenâb-ı Hak bütün müslümanları kardeşimiz, diğer insanları da yaratılıştaki eşimiz kılmıştır. Bu bakımdan İslâm, fertler gibi milletlerin de birbirleriyle iyi geçinmelerini, sulh ve selâmet içinde yaşamalarını ister. Bu sebeple İslâm’da harp değil sulh esastır.

Bizim medeniyetimizde savaşlar, toprağı kanla sulamak ve toprak gasp etmek için yapılmaz. Zulmü bertaraf etmek, mazlumların yanında olmak, onların âhını dindirmek ve hidâyetlere vesîle olmak için icrâ edilir. Bunun sayısız misallerinden biri de:

“Osmanlı atları Vistül Nehri’nden su içmedikçe, bu ülke hürriyet ve istiklâle kavuşamaz!” sözünün Lehistanʼda bir darb-ı mesel hâline gelmiş olmasıdır.

Mevlânâ Hazretleri ne güzel söyler:

“İnsanlarla dost ol. Çünkü kervan ne kadar kalabalık ve halkı çok olursa, yol kesenlerin beli o kadar kırılır.”

Bugün bir ve beraber olmaya, iyilikte yardımlaşmaya, hakkı, adâleti, merhameti ve muhabbeti yükseltip toplumumuza dostluk ve kardeşliği hâkim kılmaya her zamankinden daha fazla muhtaç durumdayız.

Yaşamakta olduğumuz bu zor günlerin, -inşâallah- huzurlu yarınların doğum sancıları olması temennîsiyle, Cenâb-ı Hakʼtan vatanımıza, milletimize ve farklı coğrafyalarda yaşayan kardeşlerimize, huzur, saâdet ve selâmetler niyâz ederiz.

Dipnot:

[1] Beyhakî, Şuab, VI, 117; İbn-i Hacer, Metâlib, I, 264.

Kaynak

 

Yorumlar 

 
+2 #1 İnsan Olmaya Dair 20-10-2015 09:54
Eski Bir İbadethane Duvarındaki Yazıt M.Ö 900

Gürültü patırtının ortasında sükûnetle dolaş, sükûnette huzur bulunduğunu unutma. Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun. Bağışla ve unut. Ama kimseye teslim olma.

İçten ol; telaşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü, dünyada herkesin bir öyküsü vardır. Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen; hayattaki dayanağın odur. Seveceğin bir işi seçersen hayatında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle seveceksin ki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.

Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme. İnsanları muhakeme edersen onları sevmeye zamanın kalmaz.

Kaybetmeyi ahlâksız bir kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. Bazı idealler o kadar değerlidir ki, o yolda mağlûp olman bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür.

Yılların geçmesine öfkelenme; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme. Rüzgârın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgâra göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir…

Ara sıra isyana yönelecek olsan da hatırla ki, evreni yargılamak imkânsızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendi kendinle barış içinde ol.

Hatırlar mısın doğduğun zamanları? Sen ağlarken herkes sevinçle gülüşüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse.

Sabırlı, sevecen, erdemli ol. Eninde sonunda bütün servetin sensin. Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya, yine de insanoğlunun biricik güzel mekânıdır.
 

Rasûlullah (sav) buyuruyor:
“İsrâfa ve gurura saplanmaksızın yiyiniz, içiniz, giyiniz, sadaka veriniz.” (Buhârî, Libas, 1; İbn-i Mâce, Libas, 23)