DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa Makaleler MİLLİ TIBBIN GÜNCEL DURUMU ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

MİLLİ TIBBIN GÜNCEL DURUMU ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Yazdır

Op. Dr. Mustafa KöseahmetoğluMİLLİ TIBBIN GÜNCEL DURUMU ÜZERİNE DÜŞÜNCELER *

Sağlıkta başarılı hizmet için, bilginin elde edilmesi; kalitesi, sürekliliği; yenilene birliği; kolay ulaşılabilmesi; uygulana birliği; en önemlisi de doğru uygulama denetimlerinin eksiksiz ve zamanında yapılabilmesidir. Bu konuda aşağıdaki sorgulamaları milli bir bütünlük içinde tartışmak ve kurumsallaştırmak gerekmektedir.

  • Tıp fakültelerinde verilen eğitimin özgürlük ve bağımsızlık ölçütleri nelerdir?
  • Mezuniyet sonrası eğitimin işlevselliği nasıl sağlanmaktadır?
  • Bilginin dinamik uygulanabilirliği mümkün olmakta mıdır?
  • Elde edilen bilgilerin sorgulaması yapılabiliyor mu?
  • Sağlık uygulamalarında Güçlü bir denetim yapılabiliyor mu?
  • Uygulama özgürlüklerinin sınırları belirlenmiş midir?
  • Bilgi ihtiyaca göre ve doğru olarak kullanılması sağlanabiliyor mu?
  • Sağlık hizmeti ihtiyaca göre yeterli ve işlevsel sağlanabiliyor mu?
  • Geçmişte yapılmış olan uygulamaların geliştirilmesi sağlanmakta mıdır?
  • Yeni mezun doktorlar yeterli donanıma sahip olabiliyor mu?
  • Üniversiteler arasında eğitim ve uygulama birliği sağlanmış mıdır?
  • Hasta doktor ilişkileri konusunda halkın bilinçlendirilmesi etik değerlerin hâkim kılınması sağlanabiliyor mu?
  • Toplum sağlık uygulamalarında haklarını ve bunun sınırları hakkında bilinçlenmiş midir?
  • Doktor olmayan unvan sahibi insanların veya babadan dededen görme kişilerin sağlık sisteminin neresinde olması gereklidir.
  • Yazılı ve görsel medyada sağlık programlarının etik değerlendirmesi nasıl yapılmalı, Tıp Eğitimi almamış insanların insan sağlığı konusunda konuşmaları nasıl değerlendirilmelidir?
  • Eczacılık eğitimi almamış kimselerin mağaza açarak sağlığı etkileyen bitkisel ürünleri pazarlaması mümkün müdür?
  • Ocaklılık durumunun nasıl değerlendirilmesi gerekmektedir?
  • Sağlık kuruluşlarının tanıtım için bile olsa reklam faaliyetleri nasıl karşılanmalıdır?
  • Bilimsel temel ne demektir? Kanıta ve yanıta dayalı tıp birlikte kullanıla bilir mi?
  • Dünyada uygulanan tıp modelleri ve bizim tercihlerimiz nasıl olmalıdır?

Op. Dr. Mustafa Köseahmetoğlu

Modern (Ortodoks) Tıp: Bugün ülkemizde Avrupa ve Amerika gibi gelişmiş ülkelerde uygulanan modern tıp yöntemleridir. Kanıta dayalı bilimsel ölçütlere göre, teknoloji kullanılarak yüksek tanı imkânları sağlayan, yüksek teknolojili kontrol sistemleri kullanılarak, sentetik kimyasal maddeler, protezler, yamalar ve cerrahi yöntemlerle uygulanan tıp yöntemidir.

Çin tıbbı: Binlerce yıldır, Japon ve Kore tıbbı gibi diğer geleneksel Doğu Asya tıp sistemlerini de içeren, Çin ve Orta Asya’da geliştirilen ve uygulanan geleneksel tıbbi uygulamaların bütününü tanımlamaktadır.

Kişinin rahatsızlığını ve hastalıklarını anlayıp, tedavi etmek ve önlemek için dâhili ve harici çevresi arasında bir uyum olması gerektiği teorisi üzerine kurulu bir geleneksel tıp anlayışıdır.

Geleneksel Çin Tıbbı Ying-yang, Beş Element, İnsan bedenindeki Meridyen sistemi, Zang Fu organ teorisi vb. gibi alanları olan bir felsefi çatı üzerinde yükselir. Hastalık ve tedavi bu kavramlara dayanarak ele alınır.

Hint Tıbbı: Ayurveda veya Ayurvedik tıp Hindistan’da ortaya çıkan antik bir sağlık sistemidir.

Günümüzde Hindistan, Nepal ve Sri Lanka'da uygulanmaktadır. Çin ve Tibet tıp sistemleri üzerinde etkileri olmuştur. Ayurveda "Ayur" hayat ve "veda" bilgi olarak iki kelimeden oluşmuştur.

Geleneksel Hint tıbbı, diğer adıyla AyurvedikTıp, 4 bin yılda geliştirilmiştir. Beden, zihin ve ruh ile yani yaşamın bütünüyle ilgilenir ve yalnızca hastalıkları değil, insanı tümüyle tedavi eder. Kullanılan metotlar arasında bitkisel tedaviler, diyet, MASAJ, MEDİTASYON, YOGA gibi doğal sağlık yöntemleri yer alır.

Orta Asya Tıbbı: Orta Asya’da yaşayan milletlerin ortak özellikleri olduğu gibi her bölgede farklı uygulamalar gözlenmiştir. Genel olarak uygulamalar:

Kam (şaman) ve baksı denilen, Şamanizm'in büyüsel tedavi yöntemlerini uygulayan büyücü hekimlerin yürüttüğü tıbbî anlayış veya ocaklılık sistemi.

Otaçı: Emçi (Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için, türlü yollardan kullanılan madde, em, deva.) denilen ilaçlarla tedavi yapan hekimler.

Atasagun denilen, ilaçlarla ve diğer cerrahi vb. tedavi yöntemleri kullanılarak yapılan, dönemin maddî tıbbî anlayışını temsil eden hekimlik.

Muhtemel Çin akupunktur felsefesinden kaynaklanan akupreşur, el ve ayak akupunkturu, mıknatıs, tohum, canlı bitki, boyama gibi farklı uygulamalar. Bugün Park Je Woo tarafından Orta Asya’da uygulanan tedavilerden geliştirilen Sujokterapi gibi akupunktur uygulamaları.

Çin Hint ve Orta Asya Tıp modelinde ortak özellikleri Ying-yang, Beş Element, İnsan bedenindeki Meridyen sistemi, 7 Çakra gibi felsefi bir çatı üzerinde vücudun enerjetik sistemleri üzerinden hareket etmesidir.

Dikkat edilirse Ortodoks tıbbı dışındaki uygulamalar bitkisel ilaçlar, Büyü- Dua, Enerji sistemleri üzerinde düzenlemeler ve cerrahi müdahaleleri de içine almaktadır. Hastanın iyileşmesi için her yol kullanılmaktadır.

Oysa bugün uygulanan modern tıp diğerlerini reddetmekte adeta doktorları kendi temellerinde uygulamaya ve düşünmeye zorlayarak kendi felsefesini dayatmaktadır. Günümüz modern tıbbının ortaya koyduğu tanı koyma alanındaki başarıları herkesin malumudur. Fakat bu başarıları tedavi alanında görmek ne yazık ki mümkün değildir.

Bağışıklık sisteminin önemini kavrayamayan modern tıp, ilaç bombardımanı ile sadece şikâyetleri dindiriyor ama hastalıkların kökünü kurutamıyor.

Günümüz Ortodoks tıbbı, 'hastalık belirtilerini tedavi ediyor. Hastalık ağrı yapıyorsa ağrıyı, alerji yapıyorsa alerjiyi, ateş yapıyorsa ateşi, tansiyonu yükseltiyorsa tansiyonu tedavi ediyor. Yani palyatif (anlık-geçici) dediğimiz, belirtilere yönelik tedavi yapıyor. Hastalık şekeri yükseltiyorsa şekeri düşürüyor ama diyabeti tedavi etmiyor. Hasta 24 saat ilacını almayı unutursa şeker yine fırlıyor. Tansiyonu tedavi etmiyor sadece düşürüyor. Aynı şekilde hasta ilacını almazsa tansiyon yine yükseliyor. Hâlbuki bu hastalıkların sebebinin Metabolik Sendrom olduğu biliniyor. Neden belirtileri tedavi etmeyi tercih ediyor? Hastalığın olanca hızıyla ilerlemesine ve komplikasyonların çıkmasına izin veriliyor. Hâlbuki Metabolik sendromun tedavisi vardır. Ancak ilaç ve müdahale gerektirmiyor! Doktor kontrolünde bir beslenme programı ile belirli bir süreç içerisinde tedavi edilebiliyor!

Dr. Otto Warburg Nobel Tıp Ödülünü Kanserin sebebinin hücrenin oksijenli metabolizma yerine daha ilkel ve az enerji üreten oksijensiz anaerobik sisteme dönmesi olduğunu kanıtlayarak almıştır. Tabii ki kanser oluşumunda tek sebep bu değil, başka sebepler de vardır. Bu sebebe dayalı hastalık metabolik balansın sağlanması ve hücrenin oksijene doyurulması ile tedavi edilebilir.

Bugün en çok sıkıntı çekilen hastalıkların başında Otoimmun hastalıklar, MS, ALS, Alzheimer, Romatizma türleri, Alerjiler, Astım bronşitler, Kolitler, Depresyon, Migren… gibi hastalıkların aslında Çağımızın getirdiği, sentetik, uygun olmayan beslenme ve katkılı gıda tüketiminden kaynaklandığı biliniyor, yine ağır metal zehirlenmeleri vitamin eksiklikleri de aynı sebeplerle meydana gelmektedir.

Bütün bu hastalıkların hiç birisinde tam kurtuluş sağlanamıyor. Üstelik kullanılan ilaçların yan etkileri de cabası olmaktadır. Ülkemizde Kanser hastalığı oranlarının, son yıllarda bütün dünya ülkelerinden daha hızlı arttığı 2014 yılı sağlık bakanlığı yıllık hastalık bilançoları belgelerinde açıklanmıştır.

Amerika ve Avrupa’da Antiflamatuar analjezik ve antibiyotik kullanımına uzun yıllardan beri kısıtlama bulunmaktadır. Ülkemizde bu ilaçların serbest bir şekilde ölçüsüz kullanımı bu hastalıkların artmasında ilk ve en güçlü sebeplerdir.

Ülkemizde Avrupa ve Amerika’da birçok bilim adamı Ortodoks tıbbının ilaç firmalarının menfaatine hareket ettiğini kısık seslerle söylemeye başlamışlardır. Avrupa ve Amerika’da Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp uygulamaları uzun zamandan beri kanun ve yönetmeliklerle kontrol altına alınarak hekimler tarafından uygulanmasına ve akademik çalışmalara imkân tanınmaktadır. Bu sayede Avrupa ve Amerika’da uzak doğu tıbbı ile modern tıbbın imkânlarını birleştiren birçok bilim insanı Proloterapi, Nöroproloterapi, CGF, PRP, Posturoloji, Manuelterapi, karyopraktik, Osteopati, Nöralterapi, Ozonterapi, Mezoterapi, Homeoterapi, Kinezyoloji, İridoloji, Kolon hidroterapi, Şelasyon, Akupunktur ve Sujok, tedavileri başarıyla kullanmakta ve birçoğunun bugünün modern tıbbı ile iç içe olduğu gözlenmektedir.

Ülkemizde ise 2013 yılı sonlarında çıkarılan bir kanunla 15 GTT kabul edilerek uygulama biçimleri yönetmeliklerle hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Bu konuda büyük eforlar sarf eden başta Dr. Zafer Kalaycı ve diğer yöneticilerimize başarılar diliyorum.

Bizim konuyla alakalı önerimiz geleneksel ve tamamlayıcı tıbbın modern tedavilerle birlikte, hem kanıta hem de yanıta dayalı tıp uygulamalarını, tüm hastanelerimizde doktor kontrolünde uygulanmasının sağlanmasıdır. Üniversitelerimizde araştırma çalışmalarının artırılması, güvenliği ve etkinliği belirlenen uygulamaların tıp eğitimine girmesi ile daha sağlıklı bir toplum ve sağlığa ayrılan bütçelerin azaltılması dileğimizdir.

Ülkemizde ihmal edilen önemli bir konu da Orta Asya’dan beri gelen İslamiyet’le daha da zenginleşen ve Selçukluların sağlık alanında önemli atılımları dünyada ilk kurumsal tıp eğitimi ve hastane uygulamalarının başlaması bunun Osmanlı eli ile batıya taşınması bir gerçektir. Bu gerçeklerin Anadolu’nun dört köşesinde yüzlerce sağlık kurumunda binlerce eski yazı sağlık konusunda yazılmış kitapların bugün anlaşılır bir şekilde kütüphanelerimizde paylaşılarak hem geçmişimize ışık tutmak hem de o zamanki uygulamaların bugün kullanılabilirliği araştırılmalıdır.

Modern tıp anlayışında baskıcı ve dışlayıcı zihniyetin yerini inceleme, araştırma ve deneyime dayalı hoşgörüyle birlikte hareket edilecek hale getirmeliyiz. Sağlık bilişimini tamamen dışa bağlılıktan kurtararak, milli tıp sistemimizi ve milli sağlık bilgi iletişim ve yayın sisteminin kurulması sağlanmalıdır.

Yukarıda sağlık sistemi uygulamalarının ve eğitiminin sorgulandığı konuların milli platformlarda tartışılarak daha iyi hizmet sunumunun sağlanması mümkün olabilir.

Geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanında yaşanan kargaşanın toplumun bilinçlendirilmesi ile ve Sağlık Bakanlığı - Üniversite işbirliği ile giderilebileceğine inanıyorum.


Op. Dr. Mustafa Köseahmetoğlu
 
Varis ve Ozon Tedavi Merkezi
Tacettin Veli M. Deliklitaş C.
Kınaş-Sirius İş Merkezi,.Kat 6 No:12/12
0 352 223 07 27 /  0 506 254 54 00
Kiçikapı/Melikgazi/KAYSERİ
 
* (14.11.2015, AnkaraGençlik - İLMAR Gençlik Seminerleri, Milli Tıbbın Güncel Durumu Üzerine Düşünceler)
 
 

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“(Rasûlüm!) De ki: Sizin kulluk, duâ ve yalvarmanız olmasa, Rabb’im size ne diye değer versin!? (Ne kıymetiniz var!?)…” (Furkan, 77)