DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Dost Kimdir?

Yazdır

"Akıllı kimse, bayağı ve düşük kimselerle arkadaş olmaz. Onları dost edinmez. Böyle kimseler, yılan gibidir. Onların, sokmak ve zehirden başka sermâyesi yoktur." "Vera'sız ilimde fâide olmadığı gibi, vefâsız dostta da hayır yoktur."

"Bir kimseyi tanıtan en büyük alâmet, onun oturup konuştuğu ve sevdiği kimselerdir. Çünkü kişi, arkadaşının, samîmi dostunun dîni ve inancı üzeredir.

"İnsanlara, arkadaşlarına göre itibar et."

Abdülazîz bin Hattâb anlattı: "Birgün Mâlik bin Dinar'ın yanında büyük bir köpek görüldü. Ayaklarını kıvırmış oturuyordu. Ona: Yanındaki bu köpeği görmüyor musun? dediklerinde, bu köpeğin yanımda bulunması, kötü bir kimsenin yanımda bulunmasından daha iyidir" dedi.

İbrâhîm Buhârî buyurdu: "Akşam namazından sonra Mescid-i harâma gittiğimde, orada Fudayl bin İyâd hazretlerinin oturduğunu gördüm. Yanına gidip ben de oturdum. Bana: "Sen kimsin?" dedi. "İbrâhîm Buhârîyim" dedim. "Ne durumdasın?" deyince, "Hiç, seni yalnız gördüm onun için geldim" dedim. Bunun üzerine bana: "Sen gıybet etmeyi, süslenmeyi veya riyâyı (gösterişi) sever misin?" deyince, ben "Hayır sevmem" dedim. "O zaman gel yanıma otur" buyurdu.

"Akıllı kimsenin, arkadaş ve dost edinmekten maksadın ne olduğunu iyi bilmesi gerekir. Çünkü, arkadaşlık ve dostluk, bir arada olmak, beraber yiyip içmek değildir. Dost edinebilmenin bir takım yolları vardır. "Vasati bir tavır içerisinde olup, bu hususta ifrat ve tefrite varmamalıdır. Alçak sesle konuşmalı, kendini beğenmişliği terk etmelidir. Mütevâzi olup, muhalefet ve her şeye karşı çıkmayı bırakmalıdır."

"Dost ve kardeş edinilen kimseleri, meşakkat ve sıkıntıya sokmamalı, onları bıktırıp, usandırma-malı. Buna sebep olacak davranışlardan kaçınmalıdır. Çünkü bir anne bile, emzirdiği çocuğunu, kendisine sıkıntı verince kucağında tutmayıp bir yere bırakır."

Muhammed bin İbrâhîm el-Basrî der ki: "Sen denemedikçe, görünüşüne aldanıp da bir kimseyi arkadaş ve dost edinme. Nice kimseyi sâdece görünüşüne bakarak, durumunu bilmeden dost edindim. Bana güler yüzlü tatlı sözlü idi. Daha sonra araştırınca, bunu içten gelen bir sevgi ile yapmadığını gördüm. Böyle kimseleri dost edinme, içten sevenleri kendine dost edin. Böyle bir dost bulabilirsen, kendine büyük ni'met bil."

Lokman Hakim oğluna şöyle nasîhatte bulundu: "Ey oğul! Bir kimseyi dost ve arkadaş edinmek istiyorsan, önce onu kızdır. Eğer kızgınlık zamanında adalet ve insaftan ayrılmıyorsa, onu dost edin, yoksa bırak."

Sâlih bin Abdülkuddûs dedi ki: "Bir kimsenin sevgisi merhaba, hoş geldin, nasılsın veya ben seni seviyorumdan öteye geçmiyorsa, hareketleri ve yaptığı muameleleri, onun bu sözlerinde samimî olup olmadığını gösterir."

Abdullah İbni Mes'ûd (r.a.) arkadaşlarının yanına gittiği zaman; "Sizler benim hüznümün cilâsısınız (Ya'nî, benim üzüntümü gideriyorsunuz)" buyururdu.

Süfyân-ı Sevrî'ye, "Hayat suyu nedir?" diye soruldu. O da: "Dostlarla karşılaşmak" cevâbını verdi.

Mehdî bin Sabık: "Mümkün olduğu kadar dostunu çoğalt. Çünkü senin düştüğün ve yardıma muhtaç olduğun gün, onlar sana yardımcıdırlar" dedi.

"Bin dost, bir kişi için fazla değildir. Fakat bir kimsenin bir düşmanı olsa, o, onun için çok fazladır." "Kim düşmanı küçük görürse, aldanır. Aldanan kimse tehlikeden kurtulamaz."

"Akıllı kimse, adımı atmadan önce basacağı yeri iyice görür, sonra oraya adımını atar. Düşmanı ile tamamen irtibatı kesmez, ihtiyâcını gidermek için kısmen de olsa ona yaklaşır. Fakat tam olarak yaklaşmaz. Çünkü, düşman bundan cesaret alıp, aleyhine bir iş yapabilir. Akıllı kimse, mutlaka lâzım olan kimselere, üstesinden gelinmiyen şiddetli düşmana da (açıkça) düşmanlık yapmaz. Çünkü böyle bir düşmana güç yetmez. Ona düşmanlık ise fayda getirmez. Bilakis zarar verir."

"Akıllı kimse, hiçbir zaman düşmanından emin olmamalı, ona güvenmemelidir."

"Dostluktan sonra düşmanlık, çok kötü bir iştir. Bu, akıllı kişinin yapacağı iş değildir. Fakat insanlık icâbı böyle bir duruma düşürülürse, yine de anlaşabilecek, birbirlerine yaklaşabilecek açık bir kapı bırakmak lâzımdır."

Resûlullah efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Sâlih kimse ile beraber olan kimsenin hâli, misk satan kimse ile bulunan gibidir. Eğer o, ondan bir şey satın almasa bile, onun kokusundan istifade eder. Kötü kimseyle oturanın hâli ise, körük çeken demircinin hâline benzer. Onun yaktığı ateş ona isabet etmese de, bir kıvılcım isabet edip, bir yerini yakabilir."

"Akıllı kimseye, sâlih ve iyi insanlarla beraber olup, kötü ve fâcir kimselerden, uzak kalması yaraşır, iyi ve sâlih kişilerle sevgi köprüsü, çok çabuk kurulup, bu sevginin kesilmesi çok geç olur. Kötü kimselerle ise, sevgi bağı zor kurulup, çabuk çözülür. Kötü kimselerle beraber olmak, iyi ve sâlih kimseler hakkında kötü zanda bulunmayı doğurur. Kötü kimselerle dost olan, onların cemaatine girmekten kurtulamaz."

Süfyân bin Uyeyne (r.a.) buyurdu: "Kim sâlih bir kimseyi severse, Allahü teâlâyı sevmiş olur. (Çünkü sâlih kimseler, insanları Allahü teâlânın râzı olduğu şeylere da'vet ederler."

Mâlik bin Dînâr (r.a.) buyurdu; "Takva ehli, sâlih kimselerle taş taşımak, kötü kimselerle helva yemekten daha hayırlıdır."

"Kötü kimselerle beraber bulunmak, Cehennemden bir ateş parçasıdır. Onlarla beraber olmak, insanda kin meydana getirir. Onlar sevgiye lâyık değildirler."

"Şu dört şey, kişiye se'âdet ve huzur verir. Münâsip bir hanım, hayırlı evlât, sâlih ve takvâ sâhibi arkadaş, yiyecek-içecek ihtiyâcını bulunduğu yerden karşılayabilmek."

Abdülvâhid bin Zeyd dedi ki: "Dîni bütün ve vekar sahibi kimselerle düşüp kalkınız. "Çünkü onlar meclislerinde, toplantılarında, kötü, çirkin, ahlâka ve vekara sığmayan şeylerden bahsetmezler."

"Akıllı kimse, sevdiğini söyledikten sonra, artık iki renkli ve iki kalbli olmaz. O, içi dışına, sözü, işine uygun bir kimsedir."

İbrâhîm bin Sıkle (r.a.) dedi ki: "Bir kimsede sevdiğin veya sevmediğin şeyleri görürsen, onun kalbi ile dilinin birbirine uyup uymadığını, onun sözüne ne derecede sâdık olduğunu ölçebilirsin. Sen kimsenin kalbinde gizlediği şeyi bilemezsin. Ancak sen, insanlar hakkında dillerinden çıkana ve zahirlerine göre muamele yap."

"Dili söylemese de, seven kimsenin hâlinde sevdiğinin alâmetleri görülür."

"İki ruh birbiriyle tanışırlarsa, aralarında yakınlık ve dostluk görüp, birbiriyle anlaşırlar. Eğer birbirini tanımazlarsa, birbirinden ayrılırlar."

"Ehl-i tâatın, sâlih kimselerin kalbleri, bulundukları memleketler uzak da olsa, beraberdir. Kötü kimselerin kalbleri de aynı yerde bile bulunsalar, birbirinden ayrı ve uzaktırlar."

 

Rasûlullah (sav) buyuruyor:
“...Allah yolunda savaşa çağırıldığınız zaman hemen katılın.” (Buhârî, Menâkıbü’l-ensâr 45, Cihâd 1, 27, 184; Müslim)