DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa Şahsiyet Gelişimi Her Musahabe Bir Muhasebedir

Her Musahabe Bir Muhasebedir

Yazdır

Rahman insana beyanı öğretti. Taki, bilişsinler diye… Çünkü insan insana muhtaç… Dostluklardır insanın derdini hafifleten, direncini arttıran, dengesini kuran… Bunun en güzel zemini ise sohbetlerdir… Peki sohbet nedir?
Sohbet iki veya daha ziyade insanın arasındaki dostane hasbihaldir… Kökeninde arkadaşlık etme, birlikte bulunma anlamı vardır.
Hz. Peygamber(sav)in sohbetlerinde bulunanlara ashab denir… Evet, ‘‘sahabi’’ adı sohbet kökeninden geliyor. Hz. Rasulullah ashabını sohbetle yetiştirmiştir.
Daru’l-Ekram’da, Kabe’de, Suffe’de, Mescid-i Nebevi’de, hazerde ve seferde onu hep sohbet ederken görüyoruz… Çünkü o kardeşi Yusuf’un zindan da bile sohbeti sürdürdüğünü biliyordu…
O’nun ‘‘Ey benim zindan arkadaşlarım, birbirinden ayrı (bir sürü) Rabler mi daha hayırlıdır, yoksa kahhar(kahredici) olan bir tek Allah mı?’’ (12/39) ibaresini Mekke çilehanesinde güncelliyordu… Tevhid dersleri engel tanımıyordu…
Atası İbrahim’in güzel örnekliğini kendi gününe taşıyordu… O İbrahim ki, inkarcı baba Azer’le sohbet kapısını aralamak için ‘‘Babacığım’’ diyerek söze başlıyordu…Lokman(as) hikmet yüklü sohbetini sürdürürken ‘‘Ey oğlum’’ hitabı ile öncelikle sohbet adabını sunuyordu…
Zaten tüm peygamberlerin inatçı ve inkarcı toplumlara yaklaşımı: ‘‘Ey kavmim’’ diye başlamıyor muydu? Yumuşak ve sıcak bir sesleniş… Sohbete zemin oluşturmak içindi tüm bunlar…
Sohbet ciddi bir iştir…
Sohbet meclisleri bir tür eğitim ortamlarıdır… Oralarda bilgi, bilinç, görgü, hikmet ve irfan devşirilir…
Sıcak dostlukların beslendiği zeminlerdir sohbet…
Sohbet, birlikte hissetmektir… Beraber beslenmektir… Ortak bilinçtir… Kollektif ruhtur…
Evet, bu ortamlar vahyin ruhunun aşılandığı anlardır… Cemaat ruhu, direniş bilinci, mücadele azmi başka türlü nasıl sağlanabilir? 
Sohbet, ülfet taşır, ünsiyet aşılar… Muhabbet menbaıdır sohbetler…
Kalbimizi ısıtacak, ruhumuzu ışıtacak… İçimizdeki cevheri gergef gergef işleyecek sohbet ustalarıdır… Tabii ki, sohbetler samimiyet fışkırmalı, sulamalı çorak gönülleri… 
Beden toprağımızdaki fıtrat tohumunun yeşermesi için damla damla işlemeli içimize… Aksi taktirde kuru kalabalıkların bir araya gelip laflamasına laklakına sohbet diyemeyiz…
Biliyoruz ki; sohbet ortamları bereketli zaman dilimleridir… Kendimizi sorguladığımız, yenilediğimiz fırsatlardır… Ruhumuzdaki hareketlenmeler, yüreğimizdeki kıpırdamalar o saatlere rastlar… Rahmet dolu, hikmet yüklü sıcacık halkalardır… Kardeşliğimizin derununda sohbet vardır… Paylaş manın, kaynaşmanın kıvam bulduğu rahmet ortamlarıdır… Tarih boyunca dostluklarımız hep sohbet atmosferinden beslendi… 
Yardımlaşmak, yol almak hep bu sayede mümkün oldu…
Okuma-yazma oranının çok düşük olduğu dönemlerde sohbetler tam bir entelektüel oturum olup, kişisel ve toplumsal gelişimin dinamosu oluyordu. Yüz yüze gelerek, göz göze bakışarak bir yürek buluşması oluşuyordu... Tekke, dergah, cami, mescid, medrese, mektep, külliye, vakıf, han, kervansaray her mekan, her imkan sohbet vesilesiydi…
Biz söz medeniyetinin çocuklarıydık… Sohbet mektebinin müdavimleriydik… 
Hayatın bereketi sohbet ikliminde saklıydı…
Yalnızlık, güvensizlik, sıkıntı ve sorunlar bu zeminlerde sıcak muhabbete dönüşüyordu… Ortak akıl, ortak bilinç hayata anlam ve ruh katıyordu… Üdeba ve hükema meclislerinin zerafet, nezaket ve letafetine doyum olmazdı…
İnsanlar huzuru halvette değil sohbette buluyordu… Bu gün buna ne kadar hasretiz, değil mi?
Sohbet; umuttu, ufuktu…
Sohbet; moraldı, mecaldı, müjdeydi…
Dost olmanın yolu sohbetten geçiyordu…
Dosdoğru olmanın mektebi sohbetti…
Dinamik kalmanın yolu sohbetlere devam etmekti… Bu gün maruz kaldığımız yılgınlık, yorgunluk ve yenilgi travmasının bir nedeni de yitirdiğimiz sohbet oturumları değil midir?
Evet, münkere müdahalenin, zulme mukavemetin, hakkı müdafaanın, birbirimizi murakabenin yolu sahici sohbetlerdir… Beden için su, ekmek neyse yürek içinde sohbet odur… Sohbet tanıma, tamamlama, anlama, paylaşma, katkı sağlama seanslarıdır… Ümmetin dağınık sesini kardeşlik senfonisine başka nasıl dönüştürebiliriz?
Hayat ve huzur iklimi olan sohbet, tüm zamanların ihtiyacıdır…
Günahı sohbetle kontrol altına alabiliriz… Etkili sohbetlerle şehveti teskin etmek mümkün… 
Sohbet, bireyselleşmeye, bencilleşmeye, yalnızlaşmaya ve yabancılaşmaya karşı bir savunma ve korunma kalesidir, bu gün için… Batı kültürü üzerinden gelen bireyselleşme hastalığına karşı sohbet halkaları adeta karantina mesabesindedir… Ruhun dirilişi, kişilik oluşumu, direnç ve donanım için ders ortamlarına kendimizi atmamız gerekiyor… Bizleri kardeşliğe kanatlandıracak sohbet iklimine intikal etmekte gecikiyoruz… Yalnızlığımızı sonlandırmak için sohbet diyoruz…
Dünyevileşmeye karşı korunak ve barınak, yine tavhid ve takva temelli sohbet programlarıdır… Psikolojik travmalara, toplumsal bunalımlara, ahlaki çöküntülere karşı nesilleri sohbetlerle rehabilite edebiliriz…
Politik, ekonomik, ideolojik depremlere maruz kalan bir toplum için sohbet bir anlam ve amaç arayışıdır…
Elimizde bu dünyayı içine düştüğü gayyadan kurtaracak kelimelerimiz var… Bu kelimeler etrafında buluşmak ve cümlelerimizi kurmak durumdayız…
Müslüman dertsiz, aldırışsız, ilgisiz olamayacağına göre müminlerin derdi ile dertlenme ortamlarından uzak duramayacaktır… Zaten olması gerekende budur… Bunda keyfilik olabilir mi?Bireyci, kendi başına buyruk, bir özgürlükçü söylem doğru mudur?
Yaslanacağımız bir duvarımız olsun… Saldırıları savacak kardeşlik halkalarında kenetlenmeliyiz, artık… Yoksa böcekler gibi ayaklar altında ezilmekten bizi kimse kurtaramaz...
Aynı çizgide buluşacağımız kardeşlerle ortak kulluk yürüyüşünü müşterek zeminlerde şekillendirmek mecburiyetindeyiz… ‘‘Kalıcı salih işler’’ bununla mümkündür…Bizi yüreklendirecek gönüllerle sıcak iletişim kurmalıyız… Bu da sohbetsiz olmuyor… Gözlerine baktığımızda içimize ışık huzmeleri yansıyacak, güven tazelenecek ve kuvvet bulacağız…
Bu gün, bu ülkede İslam adına ortada bir şey varsa, bunlar dün ki, sohbetlerin semeresidir… Derslerin bereketidir… Sohbetleri bitirenler zamanla gördük ki, kendilerini de bitirdiler… Bizi sohbetlerden soğutan sebepler nelerdir?
Şimdi sohbetlerden doğan boşluğu ne ile dolduracağız?
Halı saha maçlarıyla mı? Satranç oynamakla mı? Nargile içmekle mi? İş temposunu ve hacmini arttırmakla mı? Mesaiye kalmakla mı? Magazin haberleri ile mi? Hangi hobilerde aradığımız doyumu ve huzuru bulabileceğiz? 
Şimdilerde geyik muhabbetlerimiz, futbol kritiklerimiz, politik kehanetlerimiz, komplo kurgularımız, ticari teranelerimiz teselli veriyor mu? Ne dersiniz? 
Dün anlatacak ne de çok şeyimiz vardı… Çay ocakların da, kitapevlerin de, öğrenci evlerinde… Ne bitmez, tükenmez bir enerjiydi! Sohbetlerin ardı arkası kesilmiyordu… Okul önlerinde öğrenci arayışları… O ne gayretti Allahım…
Bu gün dilimiz neden güzel sözler saçmıyor gönül toprağına? Sanki söylenecek söz kalmadı... Nerede kaldı, iple çektiğimiz, hasret kaldığımız haftalık sohbet gecelerimiz? Arabamız yokken, yaya olarak yollara düştüğümüzde sohbet mekanları yakındı… Ne zaman ki, araba sahibi olduk, sohbetlere uzak düştük… Neden?
Görsel alan ve eğlence kültürü sohbetin alanını daralttı… Mekanik cihazlar içinde sözün gücü güme gidiyor… Başbaşa vererek, gözgöze gelerek, sohbetin sıcaklığını yaşama şansını günbe gün yitiriyoruz. Söz ‘‘cep’’ üzerinden söylenmeye başladıktan sonradır ki, konuşacağımız her sözün maddi faturasının neye baliğ olacağı tedirginliği ile sözü kısa kesiyoruz… Konuşmada tasarruf, derken söz tükendi…
Ulvi hedeflere yürüyen kelimelerimize kurulan tuzaklar çoğaldı…
‘‘Mânâ’’nın yerini ‘‘mâlâyani’’lik aldı… Gırgır, şamata, mugalata, münakaşa fasılları insanımızı eritiyor… Halbuki Allah biz müminleri nasıl tanımlıyordu?
‘‘Onlar ki; ‘‘tümüyle boş’’ şeylerden yüz çevirenlerdir.’’ (Müminun-3)
Hatta daha ileri bir sorumluluğumuz bulunmaktadır… Allah’ın ayetlerinin inkar veya alay konusu olduğu çirkin ortamlara ya karşı çıkmak veya orayı terk etmek mecburiyetimiz var:
‘‘O, size Kitapta: ‘‘Allah’ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar başka bir söze dalıp geçinceye kadar onlarla oturmayın, yoksa sizlerde onlar gibi olursunuz’’ diye indirdi. Doğrusu Allah, münafıkların ve kafirlerin tümünü cehennemde toplayacak olandır.’’ (Nisa-140)
Ya tepki yada terk… Gayri meşru oturumların ne katılımcısı ne de dinleyicisi olabiliriz… Bizim hangi söze müşteri olacağımız belli… Kelime-i Tayyibe…
Ancak, ne kadar acı, sohbet geleneği zayıflıyor… Artık sohbetler kimileri için nostaljik bir takıntı… Halleşme yok… Hasbihal yok… Ayak üstü arkadaşlıklar sadra şifa şeyler sunmuyor… Paylaşamıyoruz, güvenemiyoruz… Özel görüşmeler, kapalı oturumlar… 
Gizemli hayatlar, insanı sıkıyor… Hile, dümen, düzen, dolap üstün beceri(!) olarak algılanıyor… Tilki kurnazlığı ile başlayan buluşmalar, şeytanlıkların sergilendiği arenaya dönüşüyor… Yüzler maskeli, herkes kendi rolünü oynuyor… 
Sohbetlerin olmazsa olmazı; sıcaklık, içtenlik ve doğallıktır… Gönülde demlenmeyen kelimelerle sohbet olmuyor… İçten hesaplı, ön yargılı, fırsatçı zevatın sözlerinde şifa aranır mı? Ama herzelerden haz alanların sayısı artıyor… Sohbetlere haset ve şehvet sızdıkça tadı tuzu kalmıyor… Sohbet meclislerinin safvet, hikmet, iffet, sekinet ve emniyetine hasret kaldık… Şimdilerde karşı cinsle halvet yani flört sohbet faslından sayılır oldu… Kokteyl, kulis, lobi, chat, msn, modern paradigmanın seküler sohbet varyantları… Sohbete yönelik sabotaj girişimleri yaygınlık kazandı… Bereketli sohbet ziyafetlerinden geriye sadece sofra birliktelikleri kaldı… Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardı.Aslında kahve işin bahanesiydi, gönüller sohbet arayışındaydı… Zamanla kahve kültüründen, cola kültürüne evrildikten sonra konuşma tarzımızda değişti…
Doğrusu düne göre bu gün sohbete daha çok muhtacız… Eski dosyaları kurcalamadan, suçlamadan, şikayetlenmeden seviyeli sohbet günlerine dönmemiz gerekiyor… 
Kendimizle, geçmişimizle, birbirimizle kavga etmeden, ‘‘şimdi sohbet zamanı’’ demeliyiz…
İnsan şu iki şeyden koparsa kaybolur: Kitap ve sohbet…
İslami şahsiyetin hayat damarları kitap ve sohbettir… Buradan beslenmeyen İslami kimliğini nasıl koruyabilir? Ya sohbet ehli ya da kitap ehli olmak gerekiyor… Ehliyet ve liyakat içinde bu şarttır…
Kendi çağının sahabesi olmak isteyen ‘‘sohbet-i sahabe’’ ile işe başlayacak… Bizi cennet ashabından kılacak sohbetlerimiz olsun… Çünkü, safileşmenin, sahihleşmenin, sağlamlaşmanın adresi, sohbetlerdir… 
Her musahabe bir muhasebedir…
Her türlü problemi iyi niyetli sohbetlerle aşabiliriz…
Şayet bir gün gelirde, sohbet edecek kimse bulamazsak, artık sahipsisiz demektir… Dostlukların devam edip etmediği, sohbetlerden anlaşılır…
Allahım bizi sahipsiz ve sohbetsiz bırakma…
Sohbetten amacımız nedir? diyecek olursanız… 
Derdimiz, davamız alemlerin rabbi olan Allah’a hamd etmektir... 

Ramazan Kayan /// Özgün İrade dergisi..

 

 

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.  Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?” (Mâide, 90, 91)