DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa Makaleler Dost Selamı Bir Başkadır

Dost Selamı Bir Başkadır

Yazdır
altEsselamü Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatühu
 
Hazreti Ali radıyallahu anh şöyle anlatır:
Allah için birbirini seven mü’minlerden birisi vefat etti. Dünyada kalan dostu için şöyle dua etti:
 
“Ya Rabbi benim filan dostum vardı. Bana hak yolda yardım ediyordu. Onu şaşırtma, Ya Rabbi! Salih amel üzerine devam ettir.”
 
Kendisi de vefat ettiği zaman birlikte oldular ve:
“Filan yerde Allah’ı zikretmiştik, filan yerde yardımlaşmıştık” diye sohbet ettiler ve dostluklarını devam ettirdiler.
Kâfirlerin ve fasıkların dostluklarına gelince, iki kişiden biri ölünce cehennemle müjdelenir ve hayatta kalan dostuna şöyle beddua eder:
 
“ Ya Rabbi! O kahrolsun, o beni senin yolundan ayırdı. Cennet, Cehennem, kıyamet yoktur diyerek beni Sana düşman etti”
 
Bu şekilde onların düşmanlıkları da devam eder.
 
Allah için dostluk, ne güzel, ne büyük bir fırsat. Bu fırsatı kaçırmak veya kaçırmamak bizim elimizde. Bu güzel Cuma gününde gelin dostlarımızı hatırlayalım. Dost bazen yanıbaşımızdadır, bazen de uzakta. Ama aradaki mesafe dostlukları etkilemez. Uzaklık belki hasreti artırır ama dostluğu tüketmez.
 
Başını sevdaya salan aşığın
Varlığı bu yolda harcanır gider
Dertlerin altında Ahh! Eder canı
Eriyip tükenip yok olur gider
Onun halinden hiç anlayan olmaz
Günde bin kez ölür dirilir gider
Yüzünde ayrılığın hep hüznü saklı
Şamu seher yanar yakılır gider
Bir SELAM gelecek canibi DOSTTAN
Gözlerinden yaşlar dökülür gider
Güler elbet bir gün âşıkların yüzü
Sanma ki bu kervan hep böyle gider…1
 
Dosttan selam gelmesi gerçekten yüreğimizi bir hoş eder. Boşlukta sallanan ruhumuz ayağa kalkar, bir sevinç dalgası sarar bedenimizi. O an sanki dertler yok olur. Evet bir selam sadece bir selam nelere kâdir!..Aslında bizi değiştiren selamın kendisi değil ruhumuzun hatırlanması değil midir?Dost bizi hatırlar, bizi düşünür, ruhunu ruhumuza yaklaştırır. Dost ruhla haldaştır bedenle değil.
 
Hazreti Mevlana’nın tam da bu konuyla ilgili bir kıssası vardır:
Hazreti Mevlana’ya oğlu: “Babacığım, Şam seyahatine çıkarak bizi ve Konya’daki sizi sevenleri üzüyorsunuz. Sizden ayrı kalmak bizi kedere boğuyor. Siz olmadığınız zaman hayatın hiç tadı tuzu kalmıyor.”der. Bunun üzerine Mevlana Hazretleri şu can alıcı cevabı verir:
 
“Sevgili oğlum, bizim yalnız suretimizi yani dışımızı görenler üzülüp kedere boğulabilirler. Fakat bizim içimizi, özümüzü görüp ruhumuzla haldaş olanlar başka! Çünkü onlar ayrılıkların sadece surette olduğunu, manada beraber olduğumuzu bilirler. Ötekiler ise aynı karpuzun çekirdekleri, aynı deryanın katreleri ve tek güneşin zerreleri olduğumuzu idrak edemeyenlerdir.”
 
Şu sözdeki güzelliğe ve manaya bakınız. Sadece bu söz bile Mevlana Hazretleri’nin ne büyük bir Hak dostu olduğunu göstermez mi? Rabbim ondan razı olsun. Onun muhabbetinden bizlere de hisseler nasip eylesin.
 
Sizin ruhuyla haldaş olduğunuz bir dostunuz yok mu? Hadi önce siz davranın, sarılın telefonlara. Ona bir selam verin. Selamı önce vermenin mükâfatını kazanın. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuş:
 
“Allah’a en makbul insan, karşılaşmada selama önce davranandır.”(Ebu Davud, Edeb 144; Tırmizi, İstizan 6)
 
Bugün Cuma öncelikle Peygamber Efendimize salatü selam getirelim. O’nun ruhuyla haldaş olduğumuzu belli edelim. Bu sefer telefon hattını değil gönül hattını kullanalım. Hadi sarılın gönül hatlarına, yollayın salavatı şerifeleri. Diyelim gönülden:
 
Elfü elfi salatün ve elfü elfi selamün aleyke ya Rasûlallah !
Elfü elfi salatün ve elfü elfi selamün aleyke ya Habiballah !
Elfü elfi salatün ve elfü elfi selamün aleyke ya Emîne Vahyillah!
 
Peki Hak dostlarını unutacak mıyız? Mümkün mü o güzel insanları unutmak! Yaman Dede Mevlana Hazretleri’nin ruhu ile öyle haldaş olmuştu ki, onu Yanar Dede yapan işte bu muhabbet, işte bu dostluk idi. Mevlana Hazretlerini, Bediüzzaman Hazretlerini, Abdülkadir Geylani Hazretlerini, Muhammed Bahaaddin Nakşibend Hazretlerini, İmam Rabbani Hazretlerini ve daha nicelerini…Sultanül Arifin Mahmud Sami Ramazanoğlu kuddise sirruhu unutmak mümkün mü?O bir sözünde şöyle söyler:
 
“Uzaklık yakınlık cismaniyet içindir. Ruhaniyette bu yoktur. Nasıl ki güneş doğudan doğar ve bütün âlemi aydınlatırsa; ruhaniyet de böyledir. Bi iznillahi Teâlâ her tarafa yetişir.”
Hayatta olan Hak dostları da var elbet. Onların ruhaniyetlerini de unutmayalım. Rabbim o güzel insanları bizlere hiç unutturmasın; unutturmasın ki yanlışa, günaha adım atmayalım.
 
Kana kana içip aşk meclisinde,
Sermest olup muhabbete dal gönül.
Ümit olmasa da dost kapısında,
El bağlayıp asırlarca kal gönül.
 
Yüzün sürüp dostun ayak izine,
Kurbanlık ol, koy başını dizine,
Cefasını bayramlık bil özüne,
Bir vuslatı bin minnete al gönül.
 
Hasretinden ölüp ölüp dirilsen,
Her seherde bir yokuşa vurulsan,
Geceleri yıldız yıldız kırılsan,
Karıncada bir teselli bul gönül.
 
Dost elinde esen yel olamazsan
Has bahçede açan gül olamazsan
Hele ocağında kül olamazsan
Sonbaharı beklemeden sol gönül…2
 
Şu dünyada hiç dostum yok mu diyorsun. Üzülme Dost olarak Allah yeter sana. Eğer O’nu arzu ediyorsan Gönlünü O’na dön, dilini her daim Allah zikriyle döndür, zikrini kalbine indir, işte o zaman O’nu hemen bulacaksın… O güzel Dosta, Allah’a emanet olunuz. Dualarınızda unutmayınız.
 
1)      Yazarı bilinmiyor.
2)      Bestami Yazgan,”Dost Kapısında” adlı şiiri
 

İnsaf ve iz’an sahibi her insan, kendisine bir bardak su ikrâm edene bile teşekkürü bir vicdan borcu addeder. Fırsat düştüğünde o şahsın iyiliğine muâdil bir iyilikle karşılık verir. Hâl böyleyken insanoğlunun, bütün nîmetlerin asıl ikrâm edeni olan Rabbine karşı alık ve abus kalması; akıl, iz’an ve vicdan dışıdır.