DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa Esma-i Hüsna el-Vedûd İsminin Tecellileri

el-Vedûd İsminin Tecellileri

Yazdır

http://www.amentu.com/ilahiler/affet_isyanim.wmv

el-Vedûd dilediği kulunu çok seven aşkı ile yanan kullarını seven, salih kullarını sevip onları rahmet ve rızasına ulaştıran ve sevilmeye en çok lâyık olan demektir.

Hûd sûresi (11) 90: “Rabbinizden mağfiret dileyin sonra O’na tevbe ile yönelin. Şüphesiz ki benim Rabbim Rahîm (çok merhametli)dir Vedûd’dur (mü’minleri çok sevendir).”


Bürûc sûresi(85) 12-16: “Kuşkusuz Rabbinin yakalaması serttir. Çünkü yoktan O yaratır ve tekrar O diriltir. Bununla beraber Ğafûr’dur (çok bağışlayandır) Vedûd’dur (çok sevendir). Arş’ın sahibidir yücedir. Dilediğini yapandır.”

“Aşk”ı düşündüm dostlar!
Dünya hayatında yaşanan insana verdiği zevk kadar acıyı elemi ve de ayrılığı da beraberinde yaşatan ama bazen “ilâhi aşk”a basamak olabilen duygu selini düşündüm...
Çok kısır kaldı kâinat boyutunda bu aşk tarifi.

Sadece sevmenin çok küçük bir boyutunu gördüm onda.
Geceler boyu bir festival alanına dönüşen gökyüzündeki yıldızlar ve ay gündüzü ışıltılı bakışlarıyla nurlandıran güneş yeryüzünün rengârenk elbiseleri insanı bayıltan parfümleri ve nazenin yapraklarıyla süsleyen çiçeklerin salınışı rüzgârla dervişleşip “hû” diyen ağaçlar kıyıları bembeyaz köpüklerle döven dalgalar çok daha büyük boyutlu bir aşkın varlığını anlatıyorlardı bana hâl lisanlarıyla! Ve bu noktada “ilâhi aşk”ı düşündüm dostlar.

Aşk; Allah Zülcelâl Hazretleri’nin “Yâ Muhammed! Sen olmasan Cennet’i yaratmazdım sen olmasan Cehennem’i yaratmazdım sen olmasan dünyayı yaratmazdım!” (Usûl-i Hadîs ve Mevzûât-ı Aliyyü’l-Kârî Tercemesi Ahmed Serdaroğlu shf. 99.) buyurduğu “Habibim” dediği; iki cihana sultan kıldığı nev-i beşerin en üstünü Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e Rabbi tarafından bahşedilen ve yaradılışın özüne işlenen cevherin adıdır!

Aşk; Rabb ile kul arasındaki bağın en zirve noktasıdır! Mirac gecesi Sidret-ül Münteha’da kutlu yol arkadaşından ayrılan Cebrail aleyhisselam’ın “Bir adım daha atarsam yanarım.” dediği nur makamının adıdır aşk!

Aşk; aklın acz içinde kıvranıp gönüllerin kanatlanarak ötelere uçuşundaki sınırın adıdır.

Aşk; Hz. Âdem aleyhisselam’ın cennetten çıkarıldıktan sonra tevbesinin kabul edilmesine sebep olan semalarda Hz. Allah’ın adının yanında yazılan isimdeki sırdır!

Sevgi sevdiğinin her emrine boyun eğmenin adıdır!

Sevgi kulluğun en mükemmel örnekliğini şahsında sergileyen Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in Rabbinin her emrini hayata geçirerek “ayaklı Kur’an olma” vasfını kazanmasının adıdır!

Sevmek; vermenin nâmütenahi boyutu... Sevmek beraberinde taşıdığı “sevilmek” duygusu ile zirveleşen ve “sevdiğime yakışayım” isteği ile insanı hep ilerleten “yürek enerjisinin” adıdır! Ve “aşk” dostlar; dünyayı O’nu bilmek O’nu bulmak ve O’nun için yaşamak için gelinen mekân olarak görenlerin o engin kudret denizinde attıkları kulaçların adıdır!

Ve “aşk”... Ve “âşık”...
Aşk Cenâb-ı Hakk’ın aziz kıldığı birçok ilâhi nimetlere erme şerefine nail ettiği ve Vedûd isminin tecelligâhı olan yüreğin adıdır!

Aşk Nûr sûresi (24)’nin 35’inci ayetinin sırrıdır!
“...Allah dilediği kimseyi (de dileyeni de) nuruna hidayet eder (eriştirir) ...”
Aşk Âl-i İmrân sûresi (3) 74’üncü ayetinin tecelli edişidir:

“Rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah büyük lûtuf (ve kerem) sahibidir.”

Feyz bulutlarından rahmetin oluk oluk akışının adıdır aşk! Aşk kalpte yakîn reyhanlarının boy atışı ile kalp evinin cennet bahçesine dönüşünün adıdır!

“Beni ne yerim içine aldı ne göğüm lakin mü’min bir kulumun kalbi Beni içine alır!” (Aclûnî Keşfu’l-Hafâ II 195; İmam Rabbânî Mektûbât-ı Rabbânî 287. mektup.) buyuran Yüce Allah’ın kulunun yüreğine arz ve semâvât kadar genişlikler kazandıran muştusundaki yüceliktir aşk.

Aşk muhabbetullahın enginliğinde kudretin sonsuzluğunu kavramaya çalışan gönlün hiçliği bilişteki zirve sonsuzluktur!

Aşk Allah’ı gereği gibi takdir edebilmektir! Lakin O’nu takdir edebilmekten çok aciziz dostlar. Bu mana denizi öyle engindir ki onda azimet gemileri yüzer... Gemilerin içinde Hakk yolcuları barınır... Onlar için dalgaların hiç önemi yoktur. Denizin tehlikeleri onları hiç korkutmaz.

Muhabbet denizinde yol alanları “dalgalar” yollarından alıkoymaz. Dua yüklüdür onların dudakları. Yol azıkları tövbe ve gözyaşıdır o erlerin.

Onlar bilirler ki Allah onları sevmekte ve korumaktadır. Onlar da Allah’ı severler...
Mâide sûresi (5) 54: “...Allah onları sever onlar da Allah’ı severler...”
Hakk yolunun yolcularının huzur ve sevgi dolu yürekleri hep duadadır. Dua; âşık gönüllerin terennümünün adıdır!

Tufan esnasında Nûh aleyhisselâm Cenâb-ı Hakk’a iltica ederek gönülden dua etmişti: “Ve de ki: “Rabbim! Beni mübarek bir menzile indir. Sen konuklatanların en hayırlısısın.” (Mü’minûn sûresi (23) 29.)

Menzil “hakka’l-yakîn” durağının adıdır deniz kabarsa ne gâm? Yolcuları içine alsa ne gâm? Onlara Rahmân’ın cezbelerinden bir cezbe gelmiş; ellerinden tutmuş “doğruluk makamı” denilen yere çekmiştir.

Kamer sûresi (54) 55: “Takva sahipleri cennetlerde nur içindedirler. Güçlü padişahın (Allah’ın) huzurunda doğruluk koltuklarındadırlar.”

Pek çok makama uğranır muhabbet denizinde dostlar. Ve her bir menzil gözyaşı ile aşılır.
Menzillerde konaklaya konaklaya “vuslat”a varılır. Ve bu noktada ancak gözyaşları silinir; âşıklar neşe içinde hayran bir halde ilâhî nimetler sofrasında ağırlanarak ihsanlarının karşılıklarını alır.
Yûnus sûresi (10) 26: “İyi iş güzel amel yapanlara daha güzeli ve daha fazlasıyla karşılık vardır.”

Hakka vasıl olmak isteyen herkes bu engin ve dalgalı denizi aşmak zorundadır. Bu yolda gerekli tek şey aşktır dostlar.
Aşk bu yolculuktaki Hakk erinin ateşinin adıdır; her dem içini yakan kavuran bir ateştir... Varsın yansın... Yanandan ateş esirgenir mi?
Kudret denizinde yanana aşk şerbeti sunulur!

Allah aşkı ile yananın özüne kurbiyet bardağı ile öyle bir şerbet akıtılır ki içen bir daha ona doyamaz. Nasıl doysun ki!
İnsân sûresi (76) 21: “Rableri onlara temiz bir içecek içirmiştir.”
Rabbinin temiz içeceklerine nail olan O’na vasıl olan O’nu bulan neden mahrum olur ki? “Vuslat” son durağın adıdır! Seyr-i ilallah bitmiş; seyr-i fillah başlamıştır artık… Zira dünya seyr-i ilallah cennet ise seyr-i fillahdır dostlar!...
Bu deniz; aşk denizi bir başka denizdir dostlar. Orada “yok” olmaktan korkulmaz “var” olmaktan korkulur. Esas mesele; hiçliği bilip “yok” olmaktır.

“Yok” ol ki “var” olabilesin. Ve selim temiz pak imanlı bir kalple sevdiğine vâsıl olabilesin.

Ya O sevdi mi neler olur biliyor musunuz?
Hz. Ebû Hüreyre’nin rivayetinde şöyle gelmiştir: “Resûlüllah (aleyhissalatü vesselâm) buyurdular ki: “Allah Teâlâ Hazretleri diyor ki: “Kulum hakkımda nasıl bir zan yürütürse Ben öyleyimdir. O Beni zikredince Ben onunla beraberim. O Beni içinden geçirirse Ben de onu içimden geçiririm. O Beni bir cemaat içerisinde anarsa Ben de onu onunkinden daha hayırlı bir cemaatte anarım. O Bana bir karış yaklaşırsa Ben ona bir arşın yaklaşırım. O Bana bir arşın yaklaşırsa Ben ona bir kulaç yaklaşırım. O Bana yürüyerek gelirse Ben ona koşarak giderim.” (Müslim Zikr 2 (2675); Buhârî Tevhîd 51; Tirmizî Deavât 142 (3598).

Hz. Allah celle celaluhu kulunu böyle sever el-Vedûd’dür O! el-Vedûd bir kulundan râzı olup onu sevdiğinde Cebrâil aleyhisselâmı çağırır ve ona şöyle buyurur:

“Ben falan kulumu seviyorum sen de onu sev.” Cebrâil aleyhisselâm onu sever. Sonra semâda seslenip der ki: “Allah Teâlâ falan kulu seviyor siz de onu sevin.” Semâdakiler de onu sever. Sonra onun sevgisi yerdekilerin gönüllerinde yerleşir.” (Müslim Birr 157.)
Nerede sevgiyi koklayabiliyorsanız orada durun dostlar. Mutlaka sizi muhabbetullaha ulaştıracak bir menzilin önüne varmışsınızdır.

Ölümün nicelerine korku olduğu yerde ölümün Hakk erlerine vuslat oluşunun adıdır aşk!

Cennetler “O geliyor!” diye süslenirken “Refik-i Alâ’ya gidiyorum.” deyişteki gülümsemenin adı olur aşk!

Aşk el-Vedûd isminin tecellileri ile yaşayanlara
“Cennet cennet dedikleri/ Birkaç köşkle birkaç huri/ İsteyene ver onları/Bana Seni gerek Seni” dedirtir.

Rabbimiz bu da bizim dilekçemiz sana:
Sevgini diliyoruz Senden. Sevginle yaşayanlardan sevgiyi karşılıksız sunanlardan sevginle yoğrulanlardan eyle bizi.
Sev bizi sevdir bizi sevindir bizi…
Sevginle yaşat sevginle öldür sevginle dirilt bizi. Sevginle haşret bizi!


 

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Sizden, hayra dâvet eden ve iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar felâha erenlerdir.” (Âli İmrân, 104)