DEĞERLER KULÜBÜ ORG

... ŞAHSİYETLİ BİR NESİL İÇİN

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa Makaleler Babamdan Unutamadığım Hâtırâlar

Babamdan Unutamadığım Hâtırâlar

Yazdır

Ölüm insana soğuk gelir. Hele bir de sürekli görmeye alıştığınız ve sevdiğiniz biri vefat ederse bu soğukluğu daha fazla hissedersiniz. Ben babamı kendisi 46 yaşında iken kaybettim. Gençtim ona en çok ihtiyacım olduğu bir zamandı. Ama Rabbim sabrını da veriyor elhamdülillah. O ölümü gülerek karşılayan bahtiyarlardandı.

Rahmetli babam tarla ve bahçe işlerini çok severdi. Köye o sene bir ev inşa etmişti. Döndüğümüzde âniden rahatsızlandı. Sadece üç ay sonra da vefat etti. Kimisi nazar dedi, kimisi hastalık dedi. Gerçek tek bir sebebi vardı: Takdir-i İlâhi.
Her insan ölecek yaştadır. Nerede ne zaman son nefesimizi vereceğimiz meçhul. O halde bu dünya telaşı, bu gayesiz koşuşturmaca ne diye?
Babam akşamları mesaiye kaldığı için geç gelirdi. Yemeğini yedikten sonra uzandığı sedirde uyuyakalırdı. Ona kıyamayıp çoraplarını çıkarır, üzerini örterdim. Biraz sonra annem çay demlerdi ve beni çağırıp “hadi kızım bakkaldan bir külah kaymaklı bisküvi al” derdi. Ablamla beraber koşa koşa gider alırdık. Bir bardak çay ve bir külah kaymaklı bisküvi beni sevindirmeye yeterdi. Dünyalar benim olurdu. O zamanlar ilkokul çağlarındaydım.
Biz böyle basit şeylere sevinmesini bilirdik. Ama şimdiki yeni nesil daha fazla şey istiyor. İstedikleri alındıkça da daha fazlasını istiyorlar. Oysaki insanı mutlu eden alınan eşya değil o anda yaşanan mutluluktur.
Babam çayını yudumlarken bitmiş ödevlerimi kontrol etmeyi hiç ihmal etmezdi. Matematik ve Türkçe derslerinden iyi anlardı. İlkokul mezunu idi, ortaokulu dışarıdan bitirmişti ve liseyi bitirmek için uğraşacaktı. Kitap elinden hiç düşmezdi. Bana her zaman “Oku kızım yönetilen değil yönetici ol” derdi. Çünkü kendisi işçi idi ve âmirlerinden ağzı yanıyordu herhalde.
Babamı hafta sonları pek evde bulamazdık. Serbest işlere giderdi. Hasta olduğu zamanlarda rapor almaktan imtina ederdi. “Niye böyle yapıyorsun” dediğimizde “benim işimi yapacak başka kişi yok “derdi. Ah babacığım şimdi senin işlerini kim yapıyor?
Kimi zaman dinlenmeye de vakit ayrılmalıdır. Sağlık gidince geri gelmiyor. Bir nefes sıhhat en değerli hazinedir.
Hafta sonları babamı evde gördüğümde çok sevinirdim. Dinlenmeyi tercih etmez, erkenden kalkardı. Onun okuduğu Kur’ân-ı Kerim sesiyle uyanırdım. Kendine özgü güzel bir makamla Kur’ân okurdu. Sesi hâlâ kulağımdan silinmedi. Okuduğu kitaplardan önemli gördüğü yerleri not alırdı. Bunlar Âyet-i Kerime mealleri, Hadis-i Şerifler ve dualar olduğu gibi bazen de özlü sözler olurdu. Kimi zaman beni yanına çağırır bana yazdırırdı. “Babam yorulmuş onun için bana yazdırıyor” diye düşünürdüm. Şimdi anlıyorum ki çaktırmadan ilk temel dini bilgilerimi veriyor imiş. Vefat ettikten sonra okuduğu bir kitabın arasında kendi el yazısıyla yazılmış bir duâyı görünce çok duygulandım. Bu güzel duâyı sizlerle paylaşmak istiyorum:
 “Ey Allah’ım, beni Sen’den korkan kalple merzuk et, ben de bu kalp ile Sana yalvarayım. Ya Rabbi… Bana öyle bir göz ver ki Senin heybet celâlin zikri ile ağlayayım. Ya Rabbi… Bana öyle bir has bedeni vücut ihsan et ki hak ve hakikat yollarında yürüyeyim. Ya Rabbi… Günahlarıma da tövbe-i nasuh ile tövbe edeyim. Dilimde zikrini ihsan buyur da Senin nimetlerine hamd edip şükür edeyim. Ve bana öyle temiz sahih îmân ver ki Sana ait kullardan olayım. Bana geniş rızıklar ver de; beni ancak helal lokmadan rızıklandır. Ya Rabbi… Bana faydalı ilimler ihsan et ki bu ilimle bildiklerimle rıza-i şerifin yolunda tahsil edeyim. Bana öyle bir Salih evlat ver ki haşrı neşirde iftiharım olsun. Ya Rabbi… Bana yâr-i sadık dindar eş ihsan et ki o Senin yolunda yürüsün, beni de teşvik terkib etsin. Ya Rabbi… Bana uzun ömürler nasip kıl da Senin yolunda çalışarak yevmi haşir için yüz ağartacak işler yapayım. Ya Rabbi… Bu uzun ömürde hayırlı işler yapmaya, Sana ibadet etmeye vakit bulabileyim. Bana güzel huylar ihsan et de amel-i Sâlih işleyebileyim.”    Âmin
” Bir defa yazmak on kere okumaktan daha etkileyicidir” derler. Babam bu sözün tatbikçisi idi. Beni de yazmaya teşvik ederdi. Suya yazılan yazılar kaybolur. Çocuğun körpe dimağına yazılan yazılar ise yıllar geçse de silinmez.
Babam genellikle kalın, ciltli kitaplar okurdu. Nasıl okuyup bitirdiğine inanamazdım. En çok da Hadis kitaplarını okurken gözlerinden sicim gibi gözyaşları dökülürdü. “Neden ağlıyor ki?” derdim. Bana ilk kitap aldığında okuma yazma bilmiyordum. Ama kitaptaki resimler hâlâ gözümün önündedir. Bol resimli Hz. Musa-aleyhisselam-‘ın hayatını anlatan bir kitaptı. Hiç bıkmadan tekrar tekrar bana okurdu. Hz. Musa’nın hayatı denilince hep o kitap aklıma gelir. Dualar ederim babacığıma. Rabbim ondan razı olsun.
Okul öncesi çocuklarına bol resimli dini hikâyeler ve Peygamber Efendimizin-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in hayatını anlatan kitaplar alın. Onlara sık sık okuyun. Bunlar çocuğun dimağında derin izler bırakır.
Bazı günler babam, gezmeye çıkarırken, annemden, ablamla benim başımızı örtmesini isterdi. Annem de bizim için özenerek aldığı ipek eşarpları başımıza örterdi. Ben örtmek istemezdim ama babama olan saygımdan bir şey diyemezdim. Dışarı çıkınca bazıları bize bakıp ”cık cık” lardı. Anlam veremezdim,” herhalde eşarpları beğenmediler” derdim. Ah babacığım şimdi seni daha iyi anlıyorum. Bana tesettürün ilk tohumlarını atan sensin.
Babamın bana bağırdığını pek hatırlamıyorum ama yine de ondan korkardım. Demek ki disiplin bağırıp çağırmakla olmuyor. Alışkanlıklar zamanla karaktere dönüşür. Bu yüzden çocuklarımıza küçük yaşta güzel alışkanlıklar kazandıralım.
O’nu son gördüğümde hastanedeydi. Beni, ablamı ve diğer iki kardeşimi tek tek yanına çağırıp kucakladı. Tekâsür suresini okumamızı istedi. Gözlerinin akı karasına karışmış bir halde idi. Çok terliyor, terini sildiğimde ânında tekrar terliyordu. O gün babamı çok sevdiği bir büyüğümüz ziyarete geldi. Biz dışarı çıktık ancak, onlara camdan bakmaya devam ettim. O tâkâti kesilmiş bacaklarını nasıl hemen toplayıp dizüstü oturduğuna inanamadım. Bu muhabbet ve edep görüntüsünü hiç unutmam. O mübarek misafir babamın odasından çıktığında babamı gözünde yine sicim gibi gözyaşlarıyla ama çok sakin ve mütebessim buldum. Elinde hiç bırakmadığı tesbihi vardı. Ertesi gün bir Kadir gecesi sabahı babam Hakk’ın rahmetine kavuştu.
Elbet bir gün son nefesimizi vereceğiz. Kendimizi son nefese ne kadar hazırladık? Ne demiş şair:
“Neylersin ölüm herkesin başında
 Uyudun uyanamadın olacak.
 Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
 Bir namazlık saltanatın olacak,
 Taht misali o musalla taşında.” Cahit Sıtkı Tarancı
Yaşadığı sürece Hakk’ın rızasından ayrılmayan babam, hastalığına hiç isyan etmedi. İnşaallah yüzakıyla ahirete göçtü. Rabbim taksirâtını affetsin, mekânını cennet eylesin. Âmin.
 

Yorumlar 

 
+2 #8 La tahzen 17-06-2012 13:07
Masaallah...gıpta ettim... böyle vefat öyle bir hayattan sonra ışte... Rabbim O'nun gibi sevdiği kullarının hatırına beni\bizi de affetsin İnsaallah...
 
 
+2 #7 Berzah_Alemi 24-02-2011 12:43
Allaha aşıktı yanıkdı gönlü, dost ile dost olmuştu açmıştı özümüzü Hak'tan konuşurdu her an sözünü ah babam ahh.
Mekanı cennet olsun, Rabbim rahmetiyle kuşatsın inşallah...
 
 
+2 #6 hizmet 23-01-2011 08:44
KENDİMİZDEN GEÇTİK MAŞALLAH HOCAM...Bizde değerli babanız için özellikle okuruz ruhuna..
“Ey Allah’ım, beni Sen’den korkan kalple merzuk et, ben de bu kalp ile Sana yalvarayım. Ya Rabbi… Bana öyle bir göz ver ki Senin heybet celâlin zikri ile ağlayayım. Ya Rabbi… Bana öyle bir has bedeni vücut ihsan et ki hak ve hakikat yollarında yürüyeyim. Ya Rabbi… Günahlarıma da tövbe-i nasuh ile tövbe edeyim. Dilimde zikrini ihsan buyur da Senin nimetlerine hamd edip şükür edeyim. Ve bana öyle temiz sahih îmân ver ki Sana ait kullardan olayım. Bana geniş rızıklar ver de; beni ancak helal lokmadan rızıklandır. Ya Rabbi… Bana faydalı ilimler ihsan et ki bu ilimle bildiklerimle rıza-i şerifin yolunda tahsil edeyim. Bana öyle bir Salih evlat ver ki haşrı neşirde iftiharım olsun. Ya Rabbi… Bana yâr-i sadık dindar eş ihsan et ki o Senin yolunda yürüsün, beni de teşvik terkib etsin. Ya Rabbi… Bana uzun ömürler nasip kıl da Senin yolunda çalışarak yevmi haşir için yüz ağartacak işler yapayım. Ya Rabbi… Bu uzun ömürde hayırlı işler yapmaya, Sana ibadet etmeye vakit bulabileyim. Bana güzel huylar ihsan et de amel-i Sâlih işleyebileyim.” Âmin
 
 
+3 #5 Sail Dervis 21-01-2011 13:36
Muhterem Pederinizin takdire şâyan hayatına mı gıbta etmeli, sizdeki baba sevgisine mi hayran olmalı bilemedik...Ne mutlu o babaya ki sadaka-i câriye olacak hayırlı evlatlar ile adından yâd ettiriyor...Haseneler vefatından sonrada kendisini buluyor...Aziz kabri cennet bahçelerinden bir bahçe olsun.Dünyada iken beraber oldukları,sevdikleri o bahçede misafirleri olsun.Uzun zamandır bu kadar etkileyici bir yazı okumamıştık...Çok şey kazandık elhamdulillah...Vâr olunuz hocam...
 
 
+4 #4 umutyolcusu 20-01-2011 14:34
Rabbim taksirâtını affetsin, mekânını cennet eylesin inşaAllah...
Yüreğimizi kanatsada, acıtsada.... içinde çok güzel mesajlar var... ne mutlu o babaya, ne mutlu onun evladına...
 
 
+4 #3 Darussefa 18-01-2011 23:33
Yaşam tüm insanları eşit tutar..ölüm seçkin olanı ortaya çıkarır.

George Bernarda Shaw
 
 
+4 #2 Darussefa 18-01-2011 23:31
Gaye ve hedef Allahü tealanın rızasını kazanmak olmalı. Çünkü Onun kuluyuz. İkinci hedef, Onun kullarını sevindirmek, ateşten kurtarmak olmalı. Onun kullarına nasıl muamele ederseniz, O da size öyle muamele eder. Dünyayı talep etmemeli, ölümü, hesabı unutmamalı. Yüzünüzü kabristana çevirin. Çok rahat eder, çok mesut olursunuz. Kavga yok, gürültü yok, hainlik yok. Çünkü kabri talep eden yok. Size gülerler, acırlar, hatta sıkıştığınızda yardım da ederler.
 
 
+3 #1 Darussefa 18-01-2011 23:21
Ne yaptın be Cann,ne yaptın,aldın bizi gözyaşlarıyla uzaklara attın..Boğazımda hıçkırıklar düğümlendi.Dil lal, kalem sukut diye direnir.Kalem de bile yazmaya derman bırakmadın.
Muhterem ve merhum Babacığını Rabbim rahmetiyle ,merhametiyle,cennet iyle,cemaliyle müşerref eylesin inşAllah.Amin.
 

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.” (Tevbe, 128)